1 milyon kadın işçi güvencesiz çalışıyor

Türkiye’de denetimsiz, güvencesiz, yasa kapsamına alınmayan ev içi hizmette sayıları 1 milyonu aştığı tahmin edilen kadınlar çalışıyor

1 milyon kadın işçi güvencesiz çalışıyor

Haber / Sezgin KARTAL

Kayıtsız ve güvencesiz çalışmanın; taciz, mobbing, meslek hastalıkları ve iş kazası gibi riskleri artırdığı ve bunun ev işleri alanında pek çok iş cinayeti yaşanmasına neden olduğu hem bu sektörde çalışan kadınlar hem de bu alanda çalışma yürüten Türkiye’nin ilk ev işçileri sendikası İMECE Ev İşçileri Sendikası Başkanı Ayten Kargın tarafından ifade ediliyor.

2014 yılında 27 kadının kendi sigortalarını kendileri yatırarak kurduğu İMECE Ev İşçileri Sendikası ev işçilerinin yasal kapsama alınması için hem hukuki hem de yasal düzenlemelerin yapılması için girişimlerde bulunmuş. Sendika başkanı Ayten Kargın’la Ümraniye’deki evinde görüştük. Kendisi de ev işçisi olan Ayten Kargın ayrımcılığı ilk gittiği eve girerken yaşamış. Kargın bunu “2003 yılıydı, gittiğim ev bir subayın eviydi. Eve girdiğimde işveren kadın diplerden eski bir terlik çıkarıp vermişti vebalıymışsın gibi… Terlik eski bir çalışana aitmiş. Kadın bana “sık sık duş alacaksın, üstünü burada değiştireceksin” gibi şeyler söyledi. O gün çalıştım yevmiyemi de almadan işi bıraktım” diye konuştu.

İkiye ayrılıyor

Ev işinde çalışan kadınların çalışma sistemi günlük ve aylık diye ikiye ayrılıyor. Günlük çalışan kadınlar birden fazla eve gidebiliyor. İMECE Ev İşçileri Sendikası başkanı Ayten Kargın günlük çalışan kadınların aylık çalışanlara göre koşullarının daha ağır olduğunun altını çiziyor. Ev işçilerinin çalıştığı yerleri kapalı kutuya benzeten Kargın “Ne kamera var nede kadınlar içerde yaşadıklarını cesurca anlatabiliyor. Çalışılan yerler ağırlıkla ekonomik durumu iyi olan kişiler oluyor ve ev içinde yaşanan şiddet, taciz hatta ölümle sonuçlanan kimi olaylar rahatlıkla kapatılabiliyor” diyor ve ekliyor “Bizim de tespit etmemiz çok zorlaşıyor. Mesela göçmen ev işçisi Özbekistanlı Gülnora Tuxtayeva’nın ölümüyle ilgili üç defa dava açtık, adliye önünde basın açıklaması yaptık. Ama ‘intihar’ denilerek dosya kapatıldı.”

İMECE Ev İşçileri Sendikası çok sayıda eğitim toplantıları, seminerler, basın açıklamaları vs yapmış. Ev işçilerinin hem çalışırken hem de geriye dönük sigorta primlerinin ödenmesi, meslek hastalığı, iş kazası ve cinayetle sonuçlanan olaylara dava açılmasının da öncülüğünü sağlamış.

Tehdit ettiler

27 Ekim 2013’te iki yıl çalıştığı evin 4. katından düşerek yaşamını yitiren Rukiye Şimşek’in dava açılmasını ve emsal teşkil edecek bir kararın ortaya çıktığını anlatan Kargın, “Olayın üzerine gittik ve hayatını kaybettiği eve (işyerine) keşif geldi. İşveren bizi orada tehdit etti. Bir işçi bir yerde çalışıyorsa orası işyeridir. Neresi olduğu önemli değil. Bu davada sadece kadın yargılanıyordu işveren olarak. Biz tekrar dava açtık ve erkeği de dahil ettik. Çünkü bir evde hizmet veriliyorsa o evdeki erkeğin gömleği de ütüleniyor, temizlikten yararlanıyor, yemekten yiyor. Neden sadece kadın sorumlu tutulsun? Ve erkekte ceza aldı. Davayı titizlikle takip edip eylemler gerçekleştirdik ve sonuç aldık.”

İMECE Ev İşçileri Sendikası’na başvuran Lale isimli ev işçisinin hikâyesini anlatan Kargın “Lale rahatsızlıklarından dolayı izin alarak doktora gidiyor ve tabii işveren sorun çıkarmaya başlamış. Ertesi gün işe gittiğinde çöp poşetine konulmuş kıyafetlerini kapının önünde buluyor. İşten çıkarıldığını yüzüne söyleme, haber verme tenezzülünde dahi bulunmuyorlar. Düşünsenize sizi çöple eşleştiriyorlar”

Devletin ev işçilerini sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Kargın yasada tanımı olmayan ev işçiliğinin iş olarak da kabul edilmesi gerektiğini yoksa yaşanılanın yaşandığı yerde kaldığını ifade ediyor.

Sürekli şiddet var

Sadegül Korkutan (55) ev işçiliğinde 20 yılı geride bırakmış. Emekli olan Korkutan maddi sıkıntılardan dolayı ev işçiliğine başladığını söyleyen Korkutan ilk başlarda haftada bir iki gün gitmeyi daha sonra sigortalı bir işte çalışmayı düşünüyormuş fakat bir türlü bırakamamış.

Uzun süredir aynı evlere gittiğini belirten ev işçisi Sadegül Korkutan çalışırken yaşadığı mobbingi “Fiziki olmasa da psikolojik şiddeti sürekli yaşıyoruz. Mesela işini kaybetme korkusu sana ait olmayan işleri yapmana neden oluyor. İşverenler işlerini yaptırmak için sen o evin ‘kızısın-kardeşisin’ sözünü çok kullanıyorlar. Sana bu evin insanısın imajını vermeye çalışıyorlar ki sen farkına varmadan yapman gerekenden fazla iş yapmaya, iş bırakma saatinin esnemesine neden oluyor. Hem işi kaybetme korkusu hem arada gelişen hatır gönül ilişkisi ‘hayır’ demenin önüne geçiyor. Ama sen aynı şekilde bir şey isteyemezsin. Sana verdikleri paranın son kuruşuna kadar canını çıkarıyorlar. Sabah biraz geç gitsen sorun olur ama akşam geç çıkmanın hiçbir mahsuru yoktur. Sabah gittiğinde gecikmişsen hiçbir şey demese bile asık suratla karşılıyor seni.”

Psikolojik olarak sürekli baskı altında olduğunu kaydeden Korkutan şöyle devam ediyor konuşmasına “Herhangi bir söz duymamak için yaptığın işi birden fazla yapmak zorunda kalıyorsun. Lavaboya gittiğinde bile ‘acaba burada kamera var mıdır, beni izliyor mudur’ diye düşünüyorsun. Gittiğim bir evde işveren yerleri bezle silmemi istedi, o zamanda belimden rahatsızdım, çelik korsem vardı. Viledayla silmek istedim kabul etmedi, karşı karşıya geldik en sonunda haftada bir de olsa bezle sil diye beni ikna etti. Yani senin sağlığın değil yerlerin onların istediği gibi temizlenmesi önemli.”

Uyku dışında kendini sürekli çalışan olarak tanımlayan Korkutan aynı işi evinde de yaptığını söylüyor. Akşam eve geldiğinde yemin yapılması, çocukların, eşin bakımının da kadında olduğunu söyleyen Korkutan eksik iş yapıldığında ailesinin olumsuz yaklaşımına da maruz kalıyor.

Ev işçiliğinde hiçbir can güvenliğinin olmadığını belirten Korkutan “Çalışırken korkularımızla yaşıyoruz. En ufak leke istenmeyen camı silerken düşme olasılığın var. Örneğin benim ciddi bel ağrılarım var ve evde yalnız çalışırken sürekli ‘düşsem ne yaparım?’ diye düşünüyorum.”

Ayrımcılık kalkmalı

Ayten Kargın “Ev içinde kadını koruyan hiçbir güvence yok. TBMM’nde soru ve araştırma önergeleri verildi. Türkiye’nin ev işçilerinin yaşadığı ayrımcılığın ortadan kaldırılması, güvenceye kavuşturulması için Türkiye’nin ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) 189 sözleşmesini imzalanması ve uygulaması gerekiyor. Şuan gündelik ev işine giden kadın sigortasını yaptırsa bile %2’lik bir oran yatırılıyor. Beş-altı ayrı eve gitse dahi bu oran çalışırken bir kaza ya da yaşamını yitirse hiçbir işe yaramıyor.

Ev işçileri TBMM gündeminde

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ev işçilerinin sorunlarını mecliste gündeme getirerek araştırma ve anayasa teklifleri verdi. Kemalbay verdiği önergelerde “Ev işçilerinin İş Yasasının 2. Maddesinde tanımlanan ve işçi-işveren ilişkisinde aranan iş-ücret ve bağlılık unsurlarını taşıması karşısında İş Yasası kapsamına alınması gerekmektedir. İşçi statüsü kazanmaları, güvenceli çalışma koşullarına kavuşmaları, sosyal güvenlik hakkının ayrımsız tanınması, işçiler arasında çalışma barışının oluşturulması, sendikal özgürlüğün/güvencelerin artması, suistimallere açık eşitsizlik ortamının giderilmesi olarak özetlenebilecek şekilde ev işçilerinin yasal haklarının sağlanması ve kayıt dışı istihdam ile mücadele programı bakımından toplum ve kurum menfaatlerine uygun bir düzenleme yapılmasına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerekiyor” diye kaydediyor. Fakat Kemalbay’ın verdiği önergelere henüz cevap verilmemiş.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER