Astrolojide nesiller ve jenerasyon oluşturan gezegenler

Hayatınızın, son on yılını düşünün. Kesinlikle, o eski siz değilsiniz. Hiçbir şey eskisi gibi değil… Değil mi? Çünkü siz, siz değilsiniz. Defalarca öldünüz, defalarca doğduğunuz… Kim bilir kaç kez? Biz, tüm insanlık, kendimize bir adım daha yakınız sanki ve bilginin, insanı kendine çağıran sesi nedense tüyler ürpertici.

Astrolojide nesiller ve  jenerasyon oluşturan gezegenler

Yazan / Ekin GÖKALP

“Küçük insan büyük alemin bir minyatürüdür. İnsan alemden daha küçük olsa da, büyük alemin bütün hakikatlerini, kendisinde toplar. Bu nedenle, bilge kişiler bu aleme İnsan-ı kebir, yani “Büyük İnsan” demişlerdir”

İbn’ül Arabi

Ünlü İslam düşünürünün bu sözünün astrolojiyle hiçbir alakası yoktur belki de ancak astrolojiyi bilenler ya da çalışanlar yaşamlarını oluşturan her türlü dinamiğin farkındalığını kazanmakla yükümlüdürler. Ayrıca, başlarına gelen her şeyin; yıkımın ve doğumun, karanlığın ve yeşermenin, yanlışın ve doğrunun, iyinin ve kötünün, bazı mesajlar taşıdığını bilmelidirler. Bu bilgiye, tarihsel dönemin enerjilerini inceleyerek varmaksa bir prensiptir. Bu anlamda, insanın biricik yolculuğu bilgiye yani kendine olanıdır. Tüm insanlık aynı bilgiye aynı dönemler içinde, ortak sevinç ve kederlerle ulaşırlar. İnsan yalnız başına bilgilenmez. Bu yolculukta, insanı kendine çağıran ilk şey karanlık ve onun içinde mücevherler gibi parıldayan şeylerdir.

Astroloji tarihini şu an anlatmam mümkün değil ancak onun pozitif bilimlerden daha önce var olduğunu ve ilk insanın günümüze değin hayatta kalabilmesini sağlayan bir tür sezgisel bilim (ki daha sonra matematiği de kanıtlanmıştır) olduğunu söyleyebilirim. Her şeyden önce elementler, o elementlerin burçları, yıldızlar ve gezegenler doğayı, insanlığı ve içinde bulunulan zamanı etkisi altına alır; yarattıkları tepkisel enerjiden etkilenir ve astrolojik jenerasyonları/nesilleri oluştururlar.

Toplumsal anlamda bir döneme kuşak, nesil ya da jenerasyon denmesi için, o dönemin yirmi beş ila otuz sene sürmesi gerekir. Bu süre içinde tüm insanlık neredeyse aynı ya da çok benzer olaylara tanık olur; yaşar ve deneyim kazanır. Böylece benzer enerjide yaşamlar, tecrübeler ve kişilik özellikleri oluşur.

Jenerasyon gezegenleri nasıl çalışır?

Plüton, Uranüs ve Neptün “jeneratif gezegenler” olarak adlandırılmışlardır. Uranüs, toplumsal yapının neye karşı koyduğunu simgeler. Transit yedi ya da dokuz yıl sürer. Karşı duruşla birlikte devrim, ayaklanmalar, çatışmalar ve özgürlük hareketleri gözlemlenir. Uranüs, girdiği burcun enerjisiyle birlikte hareket ederek sosyal, kültürel ve bilimsel çözülmeler yaratır. Bu gezegenin enerjisi akıl, bilim, insanlık, teknoloji, makrokozmoz gibi alanları temsil eder. 2010-2018 arası Uranüs Koç’taydı. Yine bu çağda doğan ve yaşayan herkesi kendi enerjisiyle etkiledi. Her birimiz öteki yarımızla tanıştık: sosyal medya aşkları ve evlilikleri top yaptı. Benlik algısında çözülmeler yaşadık: öz çekim/selfie kelimesi ortaya çıktı, gerçekle bağdaşmayan kişilikler üredi. Mesleki alanda kazanma ve başarı hırsı birçoğumuzu yarışmaya sevk etti: iş ve kariyer dünyasında “mobing” cinayetleri ortaya çıktı. Katil/kurban ilişkisi yaşandı… Kısacası Uranüs, elektrik yüklü Mavi Işığıyla bizi sert ve ani tavırlarla silkeledi; bazılarımıza istediklerimizi hiç istemediğimiz şekillerde getirdi. Boşanmalar, ilişki dinamiklerinde değişim, taşınma ve iş değişikliği yaşamayan çok az (70-82 doğumlu) kişi vardır desem yalan olmaz. Kitlesel anlamda tüm dünyada liderlerin haksız olabilen yükselişleri, agresif tavırları, kendine dönük bencil politikaları; bunlara tepki olarak da özgürlük adına yapılan ayaklanmalar izlendi. Koç'un, Ateş enerjisi her yeri sardı. Uranüs, hava elementiyle çalışır... Yanan ateşe oksijen verdiğinizi düşünün, işte Uranüs Koç nesli bunu deneyimledi. Keza, bu dönemde her birimizin ruhuna kuvvetli bir “ben” algısı işlendi. “Önce can sonra canan” demeyi alışkanlık haline getirdik. Satürn ise, ezelden beri Uranüs’ü sevmez; kendi oğlu olan Uranüs’ü hadım etmiş, cinsel organını denize atmış; dalgalarla birleşen cinsel organ öfke köpüklerini (Öfke Melekleri/Furiler) doğmuştur. Son dokuz senedir dünyanın başı öfke dolu insanların yarattığı enerji blokajlarıyla dertteydi. Şuan Uranüs Boğa'da ilerliyor... Artık yeni bir nesil yaratılıyor. Boğa (Toprak Ana), kızgın ve öcünü almak ister gibi duruyor. Tektonik hareketler, para piyasaları, maddi kaynaklar ve gıdalar, Uranüs etkisi altında. Bu alanlarda şok yaratan; ani ve devrimsel hareketlere hazır olunmalı.

Virüsler ve salgın hastalıklar

Ya Neptün? Jeneratif gezegenlerin içinde elle tutulmaz, akışkan, gizemli ve biraz da halüsinojen etkisiyle bu üç gezegenden nesiller oluşturma ve yönetme anlamında en anlaşılmaz, sinsi ve sessiz çalışanı diyebilirim. Balık Burcu'nu yöneten Neptün, Su elementini taşır. İnanç, inanç sistemleri, hayaller, buluşlar, sanat ve sanatçılar; dahilik ve delilik, zehirlenmeler, bağışıklık sistemi, virüsler ve salgın hastalıklar bu gezegenin bazı özelliklerini oluştururlar. Her burçta yaklaşık on dört sene kalan Neptün; etkisi yavaş hissedilen ve akıl karıştıran cinsten bir gezegen olarak tanımlanır. Sis perdesinin arkasında olup biteni anlamak; gelecekte neler olup biteceğini kestirmek cidden zordur. Neptün, 2011'den beri Balık Burcu'nda. Şayet bir gezegen kendi burcunda transit yapıyorsa; etkisi çok yoğun olabilir; olumlu ve olumsuz yanlarını kolayca gözler önüne serebilir. Dünya’nın 2011'den bu yana yaşadıklarına bakın; 2020 her şeyin tepe noktası oldu Neptün Balık transitinde. 2020 Mart ayıysa, Merkür Retrosu ve Neptün arasındaki sert açılarla sarsıldı. Son dokuz senedir dünya zaten bağışıklık sistemini (Balık Neptün) kaybediyordu, Mart 2020 ise Neptün Balık nesline durup biraz etrafına bakması gerektiğini söyledi. Herkesin zihnini karıştıran yükselme hırsı, gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller, kandıran ve kandırılan, kimyasal gıdalardaki toksinler (Neptün: zehir), bazı hayvanlardan (Neptün Balık: egzotik hayvanlar) bulaşabilecek virüsler ve salgın hastalıklar… Neptün Balık kuşağının üstesinden gelmek zorunda olduğu başlıca dersler oldu.

Lakin, olumlu çalışan yanları da var bu büyülü gezegenin. Neptün Balık kuşakları hisleri, uzamsal zekaları, psişik güçleri kuvvetli insanları, dahileri, sanatçıları, özellikle bilim adamlarını işaret eder. Bu dönemde doğan çocukların bir çoğu şu an dokuz ya da on yaşındalar; yirmi sene sonra dünyada sesleri yankılanmaya başlayabilir. Çok büyük buluşlara tanık olabiliriz. Dünya geçen Neptün Balık Kuşağı'nda, Nicola Tesla ve Edison gibi son yüz seneyi yaptıkları buluşlarla aydınlatan, geleceği inşa eden bilim insanlarıyla tanışmış; eşi benzeri bulunmaz eserler üreten sanatçılara sahne olmuştur. 2025’te Balık Burcu'ndan, Kova Burcu'na geçecek olan Neptün bu kez başka bir kuşağı yaratmaya başlayacak. Çok az kaldı... Orada teknoloji, akıl ve bilim inşa edilecek.

Ya Plüton? Hades’in Korkulu Hükümdarı? Plüton transiti on sekiz ya da yirmi dört sene sürer. Akrep ve Koç burçlarını yöneten Plüton, derinden dönüştürücü, ağır ama uzun vadeli değişimler getiren, kökten yıkan ve yeniden inşa eden özelliklere sahiptir. Su ve Ateş elementlerinden oluşur. Taşıdığı yıkıcı etkiler sebebiyle doğada sel ve önüne geçilemeyen yangınları ve patlamaları simgeler. Plüton 2008’den beri Oğlak Burcu'nda ve son on iki senedir; yeryüzünü şekillendirip sistemleri dönüştürüyor, doğayı, canlıları ve bizleri derinden test ediyor. Oğlak devletleri, hükümetleri, sınırları, kariyeri, sermayeyi, yer altı kaynaklarını, askerleri, otoriter tavırları ve gerçekçiliği simgeler. Dünya Plüton Oğlak kuşağında, adı geçen konularda çok ciddi dönüşümler geçirmekte. 2023'te pek de iyi anlaşamadığı Kova Burcu'na girecek. 2035’e dek Kova Burcu'nda kalıp Kova Neslini yaratacak. Bizi çok yakında bekleyen bu dönemde 2023 ile 2035 arası doğan tüm bebekler Plüton Kova devrinin ilk öncüleri olacaklar. Plüton hala Oğlak'ta, son zorlu açılarını yaptı, yapmaya devam edecek. Ölüler diyarının Karanlık Lord’u için söylenebilecek çok şey var aslında çoğu da karmaşık ve derindir. Onun, geri dönülmez şekilde değiştirici bir güç olduğunu; karanlığı, ölümü, bozulmayı, çürümeyi, yanıp kül olmayı ve küllerinden tekrar doğmayı simgelediğini unutmayın. Hayatınızın, son on yılını düşünün. Kesinlikle, o eski siz değilsiniz. Hiçbir şey eskisi gibi değil… Değil mi? Çünkü siz, siz değilsiniz. Defalarca öldünüz, defalarca doğduğunuz… Kim bilir kaç kez?

Biz, tüm insanlık, kendimize bir adım daha yakınız sanki ve bilginin, insanı kendine çağıran sesi nedense tüyler ürpertici.

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2020, 13:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER