Alçalan ejderhalar ülkesi

İsminin ürkütücülüğüne tezat büyüleyici bir güzellik. Unesco Dünya Mirası listesine alınacak kadar ender görülen doğasıyla Ha Long Körfezi, Vietnam.

Alçalan ejderhalar ülkesi

Hazırlayan / Neşe BAYRAÇ

Yazıyı bu müzikle okumanızı öneririm.

Ha Long ismi bir efsaneden geliyor. Kuzey’den gelen saldırılara karşı çaresiz kalan Yeşim Hükümdar gökyüzündeki ejderhalardan yardım ister. Ejderhalar, gükyüzünden gönderdikleri, zümrütten yapılmış ateş toplarıyla, bölgeyi korur. İşte gökten yağan bu zümrüt topların, zamanla bu muhteşem görüntüyü oluşturduğuna inanılıyor. Genelde koyu yeşil bir deniz ve doğa ile zümrüt benzetmesinin gerçekten de hakkını veriyor.

(Ancak, bizim seyahatimiz sırasında hava hafif yağışlı ve sisli olunca bahsedilen zümrüt yeşilini ara ara görebildik.)

Gerçekte kireç taşı ve mercan kayalıkları. Oluşması beş yüz milyon yıl kadar öncesine gittiği düşünülüyor. Her biri birbirinden farklı büyüklükte ve bazılarının içerisinde mağaralar var. Hepsi zümrüt yeşili bir doğa ile sarmalanmış, 1600’ün üzerinde ada olduğu söyleniyor. Bazı bölgelerde yaşayan insanlar ve hayvanlar var. Otel ve plaj olanları da varmış. Sanırım epey lüks seviyededir.

Tarihte değişik adları olmakla beraber bugünkü adı 19. yüzyıl sonlarında sömürgeleri olmaları nedeniyle Fransızlar tarafından verilmiş.

Vietnam - Kamboçya gezimizin 1 gece 2 gününü buraya ayırmıştık ve Cruise’da kalacaktık. Bizim için ilginç bir deneyim olacaktı. Bölge Vietnam’ın kuzeyinde ve başkent Hanoi’den 170 km. uzaklıkta. Otoban ile 3.5 – 4 saatlik bir yol. Limana ulaştığınızda sizi daha küçük teknelerle, kalacağınız gemiye ulaştırıyorlar. Her bütçeye göre gemi mevcut. Çok büyük ve lüks olanlar da var, daha mütevazi olanlar da. Bizim gemiyi tur operatörümüz ayarladığı için kısmetimize 3 yıldızlı bir gemi çıktı. Ama çok memnun kaldık. Sonrasında videolardan lüks olanlara baktığımda odalarının çok daha büyük, balkonlu ve jakuzili olduklarını gördüm. Bizim için büyük eksiklik değildi. Hele jakuzi olmaması. Evet odamız çok küçüktü, hatta bavullarımızı zor sığdırdık ama yetti. Zaten odada hiç vakit geçirilmiyor ki. Balkon olsa belki hoş olurdu, ama odadan çıkınca her yer balkon. Zaten 1 gece kalınıyor. Gidecek olanlar bu bakışla gemi seçebilirler.

Kalış süresi de 1 veya 2 gece olarak seçilebiliyor. Bir gün olanlarda öğle vakti çıkılıyor, ertesi gün aynı saatlerde dönülüyor. 2 gün olanlarda da 2 gün sonra aynı saatte dönülüyordur sanırım.

Çok iyi organize olmuşlar. Gemide çok iyi oyaladılar bizi. Zaten manzara o kadar büyüleyici ki insan başka bir şey aramıyor. Vietnam mutfağından yemek yaptırdılar. Bir ara pirinç yufkasından sebze sarma da yaptık. Pirinç yufkası jelatin gibi şeffaf ve kırılgan. Su ile ıslatıp sotelenmiş sebzelere sarıp yiyorsunuz. Gayet güzeldi. Sarma kültüründen gelen bir Türk kadını olarak zorlanmadım. Üstelik serçe parmak kalınlığı beklentisi de yok.

Yemekler geleneksel mutfaklarından ve 3 öğün, çok estetik ve doyurucuydu. Aşçımız muhteşemdi. Yemeklerini bir sanat eseri gibi estetik görüntüde sunuyordu. Sanat, estetik Vietnam’da çok yaygın zaten.

Sabah saat 6 da Thai Chi yaptık.

Mürettebat muhteşemdi. Eğlendirme ve bilgilendirme kısmı süperdi. Ülke hakkında bilgilendirirken Vietnamlıların fare dahil her şeyi yemelerini sömürgeden kurtulma dönemlerinde yaşadıkları kıtlıkla açıkladılar.

İlk gün öğle yemeğinden sonra isteyen kano ile gezdi, denize girdi. Denize girmek için soğuktu bizim için.

Biz teknede kalıp bu büyüleyici doğanın tadını çıkartmak istedik. Herkes gittikten sonra geminin tadına varınca daha sonraki mağara gezisine de gitmedik. Açıkçası, aldığımız huzurdan vazgeçip etraftaki tüm gemilerdeki turistlerle sıraya girip, kan ter içinde dağın başındaki mağaraya tırmanıp, aynı sırayla geri gelmek ızdırabını yaşamak istemedik. İyi ki de öyle yapmışız. Gidenler dönüşte, 'Nasıldı?' sorumuza, 'daha iyilerini görmüştük' diye cevap verdiler. Bana kalsa ben giderdim de 'iyi ki yol arkadaşıma uymuşum' dedim. Geminin en üst katına çıktık. Etrafta hiç kimse yok ve büyüleyici doğanın sessizliğini huzurla dinledik. Yavaşlamak, huzuru hissetmek iyi geldi.

Etrafımızda birbirinden estetik sessiz bir kuğu gibi süzülen geleneksel gemilere bakmak bile huzur verdi. Yelkenleri bile geleneksel olan bu teknelerden gözlerimizi alamadık.

Anlattığım zümrüt yeşili deniz ve doğayı, hava koşulları nedeniyle ara ara görebildik. Ama bu bile çok etkileyiciydi. Burasını ölmeden önce yapılması gerekenler tavsiye listemize aldık.

Kararı kendiniz vermeniz için sizi National Geografik’in drone ile yapılmış profesyonel çekimleri ile başbaşa bırakıyorum.

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2020, 15:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER