Aylar süren kuraklık, gece yarısı planlı su kesintileri ve düşen baraj doluluk oranları İzmir’i su yönetiminde yeni bir eşiğe getirdi. Artık mesele yalnızca tasarruf değil; aynı suyu yeniden kullanmak. İzmir’de yeni yapılacak belirli büyüklükteki binalarda gri su dönüşüm sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi planlanıyor.
Gri su; evlerde duş, lavabo ve çamaşır makinelerinden çıkan, tuvalet atıklarıyla karışmamış suların arıtılarak yeniden kullanılması anlamına geliyor. Bu sular içme suyu olarak değil; tuvalet sifonlarında, bahçe sulamasında ve temizlik işlerinde değerlendiriliyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ, uygulamaya ilişkin şu açıklamaları yaptı:

“Gri su; duş, küvet, lavabo ve çamaşır makinelerinden kaynaklanan, tuvalet atıklarını içermeyen atık suları ifade ediyor. Bu sular, uygun arıtma ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildiğinde, içme suyu kalitesi gerektirmeyen alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Geri kazanılan gri su, özellikle tuvalet rezervuarlarında, peyzaj ve yeşil alan sulamalarında ile açık alan temizlik faaliyetlerinde değerlendirilerek şebeke suyu tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor.
Genellikle mutfak lavabolarından gelen sular gri su olarak değerlendiriliyor olsa da uygulamada kullanımı çok tercih edilmiyor. Bunun temel nedeni, mutfak atık sularının yüksek yağ, gıda artığı ve organik yük içermesi ve arıtma süreçlerini zorlaştırmasıdır.
Tuvaletlerden gelen sular yüksek patojen içeriği nedeniyle; endüstriyel veya kimyasal içerikli sular ise değişken ve kontrol edilmesi zor kirletici yükleri nedeniyle gri su sistemlerinin dışında tutuluyor. Bu nedenle pratik uygulamalarda gri su, ağırlıklı olarak duş, küvet ve lavabo gibi banyo kaynaklı, daha öngörülebilir kirlilik düzeyine sahip sularla sınırlandırılıyor; sistemlerin sürdürülebilir, güvenli ve işletilebilir olması hedefleniyor. Gri suyun içme suyu ya da kişisel hijyen amacıyla kullanılması söz konusu olmuyor.”
Bu çalışmalar kapsamında ESHOT Gediz Atölyesi ve Karşıyaka Yasemin Kafe için değerlendirme ve hazırlık süreçleri tamamlanmış olup, gri su arıtma sistemlerinin kurulum süreçleri devam ediyor. Ayrıca yeni inşa edilen belediye hizmet binalarında proje aşamasında gri su projelendiriliyor.”

Narlıdere’de camiler Ramazan’a hazırlanıyor
Narlıdere’de camiler Ramazan’a hazırlanıyor
İçeriği Görüntüle


“%40–50’ye varan azalma sağlanabiliyor”


Sistemin ekonomik ve çevresel etkilerine dikkat çeken Beydağ şunları söyledi:
“Bina ölçeğinde gri su ve yağmur suyu sistemleri; içme suyu gerektirmeyen kullanımlarda şebeke suyuna olan bağımlılığı azaltarak, hem su tasarrufu sağlıyor hem de kentsel altyapı üzerindeki yükü düşürüyor.
Evsel atık suların yaklaşık %50–80’ini oluşturan gri suyun geri kazanımı ile bina ölçeğinde şebeke suyu tüketiminde %40–50’ye varan azalma sağlanabiliyor. Tuvalet rezervuarları, bahçe ve peyzaj sulaması, bina ve ortak alan temizlikleri, araç yıkama, süs havuzları ve yangın tesisatları gibi alanlarda arıtılmış gri su kullanılabiliyor. Bu alanlarda içilebilir nitelikte şebeke suyunun kullanılmaması, özellikle su stresi ve kuraklık riski bulunan bölgelerde önemli çevresel ve ekonomik kazanımlar sunuyor. Suyu kaynaktan şehre getirmek, arıtmak ve pompalamak yüksek enerji gerektiriyor. Yerinde kazanılan her metreküp su, bu enerji maliyetini ve dolayısıyla karbon salınımının azalmasına destek oluyor.”


1 Ocak 2026’dan itibaren zorunlu


“1 Ocak 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olan ilgili yönetmelik hükümleri kapsamında, yeni yapılacak belirli niteliklere sahip binalarda gri su toplama ve kullanım sistemlerinin kurulması zorunlu hale geliyor. Bu zorunluluk; yatak kapasitesi 200’ün üzerinde olan otel ve turizm amaçlı konaklama tesislerini, toplam yapı inşaat alanı 10.000 m² ve üzeri olan alışveriş merkezlerini (AVM) ile toplam yapı inşaat alanı 30.000 m² ve üzeri olan kamu hizmet binalarını kapsıyor. Bu niteliklere sahip yapılarda gri suyun toplanması, arıtılması ve yeniden kullanımına yönelik sistemler proje ve uygulama aşamalarında dikkate alınıyor.”


Gri su sistemlerinin yaygınlaşması halinde ortaya çıkacak tabloyu da değerlendiren Beydağ şöyle konuştu:
“Gri su sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte İzmir, su kaynaklarını daha verimli yöneten, iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir kent haline geliyor.
5–10 yıllık süreçte; İçme suyu kaynakları üzerindeki baskı azalıyor, kuraklık risklerine karşı kent daha hazırlıklı hale geliyor, sürdürülebilir yapılaşma yaygınlaşıyor, çevreye duyarlı bir kent modeli güçleniyor, arıtma tesislerindeki yük azalıyor ve işletme maliyetleri düşüyor, atık su altyapısı yükü azalıyor, Hanelerde yaygınlaşması durumunda su tüketimi ve su faturalarında azalma görülüyor.
Bu yaklaşım, İzmir’in sadece bugünün değil, gelecek kuşakların su hakkını da koruyan bir kent olarak konumlanmasına katkı sağlıyor.”

Kaynak: Özge UYANIK