Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen 36. NATO Zirvesi, küresel güvenliğin ve jeopolitik stratejilerin belirlendiği en üst düzey buluşma noktası oldu. Dünya genelinden devlet başkanları, başbakanlar ve üst düzey askeri delegelerin bir araya geldiği bu tarihi organizasyonda, Türkiye'nin zengin mutfak kültürü de misafirlerin beğenisine sunuldu. Liderler için hazırlanan resmi resepsiyon ve akşam yemeklerinin menülerinde birçok yöresel yiyecek ve içecek yer alırken, en çok ilgi gören ürünlerden biri de siber titizlikle seçilen yerel tarım harikaları oldu. İzmir'in batı aksındaki tarım parselasyon alanlarında yetiştirilen ve kendine has morfolojik yapısıyla bilinen coğrafi işaretli bir ürün, liderlerin tabaklarındaki yerini aldı.
Ulusal ve uluslararası gıda otoritelerinin tescil dökümlerine göre, Türkiye genelinde yıllık bazda yaklaşık 38 bin ton enginar üretimi gerçekleştiriliyor. Sektörel istatistik haritası incelendiğinde, bu üretimin tek başına yüzde 27,3'lük devasa bir oranını göğüsleyen İzmir, ülkenin en büyük tedarikçisi konumunda bulunuyor. İşte bu devasa üretim havzasının tam kalbinden, Urla ilçesindeki tarlalardan özenle hasat edilen taze mahsuller, zirve öncesinde kurulan soğuk zincir lojistiğiyle Ankara’ya gönderildi.
Ata tohumu ve eski yöntemlerle gelen küresel gurur
Zirvede liderlere ikram edilen bu nadide sebzelerin arkasında, nesiller boyu devam eden köklü bir aile işçiliği ve toprak sadakati yatıyor. Urla'nın tarımsal niteliği korunmuş Kuşçular Mahallesi’nde enginar üretimi yapan ve bu küresel organizasyonun mutfak ekibine ürün sağlayan İlker Çapacı, 50 yıllık yaşam tecrübesiyle geleneksel tarımın sancaktarlığını sürdürüyor. Yarım asırlık bu mesaiyi "Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum" sözleriyle özetleyen Çapacı, dedelerinden miras kalan bu kutsal mesleği sürdürürken endüstriyel kimyasallardan ve yapay müdahalelerden tamamen uzak durduklarını belirtiyor.
Üretimin tamamen doğal döngüler ve ekolojik döngüyle yapılması, sebzenin lezzet katsayısını doğrudan etkiliyor. Toprağın siber akıllı minerallerle beslenmesi, sulama suyu kalitesinin korunması ve Ege’nin temiz havası, bitkinin lif kalitesini en üst seviyeye taşıyor. Geleneksel yöntemleri modern tarım disipliniyle harmanladıklarını ifade eden Çapacı, atalarından öğrendikleri toprak işleme, kademeli dikim ve sızdırmaz sulama ilkelerine sadık kaldıklarını, bu sayede ürünün hem tazeliğini hem de aromatik tescilini bozmadan koruduklarını dile getiriyor.
Ağustostan hazirana uzanan meşakkatli hasat maratonu
Ege tarım ekosisteminde sakız çeşidinin üretimi, çok büyük bir fiziksel dayanıklılık, işçilik lojistiği ve bütçe planlaması gerektiriyor. Üretici İlker Çapacı'nın aktardığı teknik verilere göre, bu bitkinin toprakla buluşma serüveni ağustos ve eylül aylarında yapılan ilk dikim operasyonlarıyla başlıyor. Kış döneminin yaklaşmasıyla birlikte aralık ayının son günlerinde ilk olgunlaşan başların kesimine geçiliyor. Hava koşullarının gidişatına ve mevsim normallerine bağlı olarak bu meşakkatli hasat döngüsü haziran ayının sonuna kadar kesintisiz bir şekilde devam ediyor.
Hasat dönemi bittikten sonra da üretim hattındaki katma değer lojistiği gevşemiyor. Tarlalardan toplanan mahsuller, haziran ayından sonra ev usulü yöntemlerle, hiçbir kimyasal koruyucu ve katkı maddesi eklenmeksizin steril cam kavanozlarda konserve haline getiriliyor. Ankara'daki dünya liderlerinin önüne giden tabaklarda da bu yüksek kaliteli konserveler ve taze kesimler harmanlanarak kullanıldı. Bu yüksek kaliteli üretim modeli, Urla'yı sadece ulusal bir pazar olmaktan çıkarıp küresel bir ihracat üssü haline de getirdi. Bugün Kuşçular Mahallesi'nden yola çıkan tescilli gıda ürünleri; Almanya, İngiltere ve Dubai başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki market zincirlerine ihraç ediliyor.
Lif yapısı ve yumuşak dokusuyla gastronomi dünyasının gözdesi
İlçedeki tarımsal kalkınma hamlelerini ve yasal tescil süreçlerini koordine eden kamu bürokrasisi de elde edilen bu küresel başarıdan dolayı oldukça memnun. Urla sakız enginarının genetik yapısı ve gastronomik nitelikleri hakkında önemli paylaşımlarda bulunan Urla İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Fatih Yıldız, bu çeşidin bölgenin mikroklimatik şartlarına tam anlamıyla adapte olmuş endemik bir yerel değer olduğunu vurguluyor. Sebzenin en büyük alametifarıkasının ince lif yapısı ve ağızda dağılan yumuşak dokusu olduğunu belirten Yıldız, bu niteliklerin ürünü dünya mutfaklarında benzersiz bir gurme ögesi yaptığını ifade ediyor.
İlçedeki makro tarım haritası ve üretim kapasitesi incelendiğinde, sektörün kentsel ekonomiye sunduğu katkı daha net anlaşılıyor. Verilen kurumsal bilgilere göre, ilçede yaklaşık 120 tescilli üretici, toplam 2 bin dekar gibi geniş bir alanda bu üretimi gerçekleştiriyor. Yağışların bu sene mevsim normallerinin üzerinde ve bol olması, tarlalardaki rekolte oranlarında rekor seviyede bir artış yaşanmasını sağladı. Yıllık bazda yaklaşık 6 milyon adet ile 8 milyon adet arasında değişen üretim kapasitesinin, önümüzdeki yıllarda siber akıllı tarım tekniklerinin de devreye girmesiyle birlikte daha da yukarı taşınması hedefleniyor. Her yıl nisan ayının son haftasında düzenlenen geleneksel Urla Enginar Festivali de bu yerel değerin turizm diplomasisindeki en büyük kozu olarak kabul ediliyor. NATO Zirvesi gibi küresel bir arenada bu lezzetin dünya liderlerine ikram edilmesinin, yerli ve yabancı turistlerin ilçeye olan ilgisini geometrik olarak artıracağı öngörülüyor.




