İnsanlığın Dünya dışı gezegenlerde yaşam kurma hayali, Türk bilim insanlarının Ege Üniversitesi laboratuvarlarında yürüttüğü çığır açıcı bir projeyle gerçeğe bir adım daha yaklaştı. Uzayda sürdürülebilir bir yaşamın en temel gereksinimi olan gıda üretimini hedefleyen bu stratejik çalışma, geleceğin uzay kolonileri için hayati bir önem taşıyor. EÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday'ın liderliğinde ve TÜBİTAK destekli olarak yürütülen proje kapsamında, gezegenlerin yüzeyini kaplayan ve "regolit" olarak adlandırılan toz, toprak ve kırık kaya yapısında başarılı bir şekilde domates bitkisi filizlendirildi ve ilk meyveler alındı. Aynı bölümden eşi Doç. Dr. Barış Uzilday ve Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tansel Kaygısız'ın da büyük emek verdiği bu multidisipliner araştırma, uluslararası uzay ajanslarının da dikkatle takip ettiği konuların başında geliyor.
Uzay tarımı için ABD'den özel toprak numuneleri getirildi
Yaklaşık 15 ay önce büyük bir vizyonla başlatılan ve "Ay ve Mars Regolit Simülantlarının Ekstremofit Öncül Bitkiler Kullanılarak Tarıma Elverişli Hale Getirilmesi" gibi uzun ve iddialı bir isim taşıyan proje için hazırlıklar titizlikle yürütüldü. Araştırmanın bel kemiğini oluşturan ve kimyasal, fiziksel yapısıyla birebir Ay ve Mars yüzeyini taklit eden özel regolit simülantları, Amerika Birleşik Devletleri'nden özel olarak getirtildi. Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday'ın aktardığı bilgilere göre, "Ay ve Mars toprağı" olarak da bilinen bu Ay regolitleri ve Mars regolitleri, Dünya'daki bereketli toprakların aksine organik madde açısından son derece fakir ve içinde hiçbir doğal canlılık emaresi barındırmıyor. İnsanlığın bu zorlu koşullarda koloni kurabilmesi için Dünya'dan tonlarca toprak taşımasının imkansız olduğunu vurgulayan Uzilday, asıl hedeflerinin o gezegenlerdeki mevcut regolitleri bir şekilde tarıma elverişli hale getirmek olduğunu belirtti.
Öncü savaşçı bitkiler toprağı zehirden arındırdı
Uzay tarımı hayalini gerçeğe dönüştürmenin ilk ve en zorlu adımı, zehirli metaller ve yoğun tuz içeren bu cansız toprağı ıslah etmekti. Araştırma ekibi bu zorlu görevi başarmak için, doğanın en dayanıklı savaşçıları olan "ekstremofit" bitkilerden faydalandı. Yüksek sıcaklık, ağır metal kirliliği, ekstrem kuraklık ve yoğun tuzluluk gibi Dünya üzerindeki en acımasız çevresel koşullarda bile hayatta kalmayı ve gelişmeyi başaran turpgiller familyasından "schrenkiella parvula", "arabis alpina" (kazteresi) ve "noccaea sempervivum" isimli bitkiler bu zorlu görev için seçildi. Hatırlanacağı üzere bu bitkiler, Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı'nın uzay istasyonunda gerçekleştirdiği mikro yer çekimi deneylerinde de kullanılmış ve başarıyla yetiştirilmişti. Ege Üniversitesi laboratuvarlarında bu öncü bitkiler sayesinde, simülasyon toprağındaki yüksek metal ve tuz içeriği biyolojik yollarla büyük oranda azaltılarak, ortam tarıma çok daha elverişli ve temiz bir yapıya kavuşturuldu.
Temizlenen toprakta kızaran ilk uzay domatesleri
Projenin en can alıcı ve heyecan verici aşaması ise toprağın temizlenmesinin ardından başladı. Ekstremofit bitkilerle ağır metallerden arındırılan ve adeta rehabilite edilen Ay ve Mars simülasyonlarına, uzay kolonilerinin gelecekteki temel besin kaynaklarından biri olması planlanan domates yetiştirme denemeleri için tohumlar ekildi. Elde edilen sonuçlar ise tüm beklentileri aştı. Doç. Dr. Uzilday, bu tarihi anı, "Domates bitkisini yetiştirmeye başladık, hatta bazılarında yüksek miktarda meyve de elde ettik" sözleriyle büyük bir gururla anlattı. Bilim insanları bundan sonraki aşamalarda, bu zorlu koşullarda yetişmeyi başaran meyvelerin kalitesini, besin değerlerini ve hücresel düzeydeki moleküler mekanizmalarını derinlemesine araştıracaklarını vurguladı.
Hasat edilen ürünler detaylı kalite testlerinden geçecek
Dünya dışı tarımın kapılarını aralayan bu muazzam başarının ardından gözler şimdi elde edilen ürünlerin tüketilebilirlik durumuna çevrildi. Proje ekibinin ziraat ayağını yürüten Dr. Öğretim Üyesi Tansel Kaygısız, bitkilerin gelişim süreçlerinin halen devam ettiğini ve tam hasat olgunluğuna ulaşan domateslerin laboratuvar ortamında çok detaylı kalite analizlerine tabi tutulacağını belirtti. Aynı koşullarda ancak standart Dünya toprağında yetiştirilen domateslerle, regolit simülasyonlarında yetişen bu özel meyvelerin besin değerleri, tat profilleri ve içerdikleri elementler açısından karşılaştırılacağını ifade eden Kaygısız, elde edilecek bu kritik verilerin gelecekteki uzay misyonlarında ürünlerin güvenli bir şekilde tüketilebilirliği konusunda çok önemli bir yol gösterici olacağının altını çizdi.