ABD ve İsrail’in 28 Şubat sabahı İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı askeri operasyon, yalnızca Ortadoğu’da değil, Washington’da da siyasi tartışmaları alevlendirdi. İran devlet televizyonunun dini lider Ali Hamaney’in öldürüldüğünü doğrulamasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın yıllar önce İran üzerinden yaptığı savaş uyarıları yeniden dolaşıma girdi.
Geçmişte İran’la savaş ihtimalini “seçim stratejisi” olarak değerlendiren Trump’ın eski paylaşımları, bugün yaşanan gelişmelerle birlikte sosyal medyada rekor etkileşim alıyor. “Ne demişti, ne yaptı?” sorusu, hem ABD’de hem de uluslararası kamuoyunda yüksek sesle dile getiriliyor.
İran operasyonu sonrası küresel alarm
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava ve füze operasyonlarında Tahran başta olmak üzere çok sayıda stratejik nokta hedef alındı. İran makamları, dini lider Ali Hamaney’in saldırılarda hayatını kaybettiğini açıkladı. Washington yönetimi operasyonun İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı biçimde devre dışı bırakmayı amaçladığını savunurken, Tahran ise gelişmeleri “açık savaş” olarak tanımladı.
Saldırıların ardından İran, İsrail’e ve bölgede ABD üslerine ev sahipliği yapan bazı ülkelere füze atışlarıyla karşılık verdi. Hürmüz Boğazı’nda kısmi kapanma yaşandığı bildirildi. Enerji piyasaları sert tepki verdi; petrol fiyatları son altı ayın zirvesine çıktı. Körfez ülkeleri alarm durumuna geçerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı çağrısı yaptı.

Trump’ın geçmiş sözleri yeniden dolaşımda
Bu tablo ortaya çıkınca, Donald Trump’ın geçmiş yıllarda İran konusunda yaptığı açıklamalar sosyal medyada yeniden paylaşılmaya başlandı. Özellikle Barack Obama döneminde attığı mesajlar dikkat çekti.
Trump, 2011 ve 2012 yıllarında yaptığı paylaşımlarda, dönemin başkanı Barack Obama’nın yeniden seçilmek için İran’la bir savaş başlatabileceğini öne sürmüştü. Bir başka mesajında ise Orta Doğu’daki askeri müdahalelerin terörü büyüttüğünü savunmuştu.
Bu paylaşımlarda Trump, İran üzerinden savaş çıkarılmasının iç politika amacıyla kullanılabileceğini iddia etmiş, Orta Doğu’daki müdahaleleri sert biçimde eleştirmişti. Bugün ise ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a doğrudan askeri operasyon yürütmesi, bu eski sözlerle bugünkü tablo arasında çarpıcı bir karşıtlık oluşturdu.
Ne demişti, ne yaptı tartışması
Sosyal medyada en çok paylaşılan yorumlardan biri, Trump’ın geçmişte “İran kartı” üzerinden savaş uyarısı yaparken, bugün İran’a karşı yürütülen askeri operasyona liderlik etmesi oldu.
Eleştirmenler, Trump’ın daha önce karşı çıktığı türden bir askeri hamlenin bugün kendi yönetimi döneminde gerçekleştiğini savunuyor. Destekçileri ise İran’ın nükleer programının farklı bir tehdit seviyesi oluşturduğunu ve koşulların değiştiğini ileri sürüyor.
Bu tartışma, yalnızca ABD iç siyasetinde değil, küresel ölçekte de yankı bulmuş durumda.

Netanyahu faktörü ve büyüyen savaş riski
Uzmanlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun süredir İran’ı “varoluşsal tehdit” olarak tanımladığına dikkat çekiyor. Netanyahu’nun İran’ın nükleer kapasitesini kırmızı çizgi olarak gördüğü biliniyor.
İran’ın üst düzey liderliğinin hedef alınması, uzmanlara göre yalnızca bölgesel değil, küresel sonuçlar doğurabilecek bir eşik anlamına geliyor. Ortadoğu krizi, artık sınırlı bir operasyon boyutunu aşarak geniş ölçekli bir çatışma riskine evrilebilecek noktaya geldi.
Körfez’deki enerji hatları, Hürmüz Boğazı, ABD üsleri ve İsrail’in savunma sistemleri üzerinden tırmanabilecek bir zincirleme reaksiyon, bölgeyi daha büyük bir savaşa sürükleyebilir.
Enerji piyasaları ve küresel dengeler
Operasyonun hemen ardından Brent petrol fiyatlarında sert yükseliş yaşandı. Analistler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatması halinde enerji piyasalarının alt üst olabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir geçit. Bu hattaki herhangi bir kesinti, yalnızca bölgeyi değil, Avrupa ve Asya ekonomilerini de doğrudan etkileyebilir.
ABD ve İsrail’in attığı adımların, küresel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek potansiyele sahip olduğu değerlendiriliyor.

Büyük savaş senaryosu masada
Saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı ve üst düzey askeri yetkililerin de hayatını kaybettiği bildirildi. Bu durum, misilleme kapasitesinin daha sert ve kapsamlı olabileceği yönünde yorumlara yol açtı.
Uzmanlar, İran’ın liderlik kadrosunun hedef alınmasının “geri dönüşü zor bir eşik” olduğunu belirtiyor. Bölgesel bir çatışmanın, kısa sürede çok aktörlü geniş bir savaşa dönüşme riski taşıdığı ifade ediliyor.
Eleştiriler, hem Trump yönetimine hem de Netanyahu hükümetine yönelmiş durumda. Bazı çevreler, atılan adımların dünyayı “kontrolü zor bir çatışmanın eşiğine” getirdiğini savunuyor.
Gelişmeler, yalnızca Ortadoğu’daki dengeleri değil, ABD iç siyasetini ve küresel diplomatik ilişkileri de sarsmaya devam ediyor.




