1915 yılının o çetin koşullarında, yurdun dört bir yanından kopup gelerek omuz omuza veren kahramanlar, tarihin altın sayfalarına silinmez harflerle muhteşem bir direniş destanı kazıdı. Bu tarihi direnişin en kritik anlarında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatük'ün askeri dehası, öngörüsü ve üstün liderlik vasıflarıyla savaşın seyrini değiştirdi. "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" sözüyle tarihe geçen Atatürk, Conkbayırı, Anafartalar ve Arıburnu'nda Mehmetçik'in moral ve direncini en üst seviyede tutarak Çanakkale'nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya ispat etti. Atatürk'ün bu cephedeki başarısı, Milli Mücadele'nin de meşalesini yakarak Türk milletine özgürlük ve bağımsızlık yolunda en büyük ilham kaynağı oldu.

2Accb858A1539F16Adf6A8A159930206

Boğazda alevlenen bağımsızlık ateşi

Tarih yaprakları 19 Şubat 1915'i gösterdiğinde, dönemin en yenilmez sanılan devasa müttefik donanmaları, başkent İstanbul'a ulaşarak Osmanlı İmparatorluğu'nu tek hamlede savaş dışı bırakmak amacıyla Çanakkale Boğazı sularında büyük ve pervasız bir taarruz başlattı. Ancak masada yapılan kusursuz planlar, sahada karşılaştıkları o sarsılmaz inanç ve askeri deha karşısında paramparça oldu. Gecenin karanlık sularına Nusret Mayın Gemisi tarafından ustaca döşenen mayınlar ve kıyı topçularının insanüstü isabet oranı, işgal donanmasını adeta bir ateş çemberinin, bir cehennemin ortasında bıraktı. Tam 111 yıl önce, 18 Mart günü büyük bedeller ödenerek kazanılan o muazzam deniz zaferi, sadece bir cephe savaşının kazanılması değil, aynı zamanda çökmekte olduğu düşünülen bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun da ilk güçlü kıvılcımıydı. Bu destansı deniz muharebesi, sömürgeci devletlerin denizden geçiş hayallerini boğazın derinliklerine gömerken, karada başlayacak olan daha kanlı bir mücadelenin de habercisiydi.

6415839A133Cee103F0A581D

Mustafa Kemal'in askeri dehası

Denizden geçemeyeceklerini ve o boğazın serin sularına gömüleceklerini ağır kayıplarla anlayan işgalci güçler, bu kez şanslarını karadan denemek üzere devasa ordularıyla Gelibolu yarımadasına asker çıkarmaya başladı. İşte tam bu kırılma noktasında Çanakkale Savaşları, dünya harp tarihine geçecek olağanüstü bir liderin doğuşuna sahne oldu. Düşmanın nereden çıkarma yapacağını eşsiz bir öngörüyle sezen ve inisiyatif alarak ordusunu stratejik noktalara yönlendiren 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, savaşın seyrini tek başına değiştiren isim oldu. Düşmanın Arıburnu sahillerine ayak bastığı o kritik anlarda, cephanesi biten ve geri çekilmek üzere olan askerlere süngü taktırarak yere yatmalarını emreden Mustafa Kemal, "Ben size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum!" sözleriyle bir milletin kaderini adeta yeniden yazdı. Onun bu sarsılmaz duruşu ve emrindeki askerlerin ölümüne direnişi, düşman kuvvetlerinin iç kesimlere ilerlemesini kesin bir şekilde durdurdu.

Tarihi Sayaç Atölyesi Konservatuvar olacak
Tarihi Sayaç Atölyesi Konservatuvar olacak
İçeriği Görüntüle

Kara muharebeleri ilerledikçe, metrekareye binlerce merminin düştüğü, siperlerin birbirine sadece birkaç metre uzaklıkta olduğu o mahşer yerinde çatışmaların şiddeti her geçen gün daha da arttı. Özellikle Seddülbahir bölgesi, düşmanın en ağır bombardımana tuttuğu ve en çetin direnişle karşılaştığı kanlı sırtlardan biri olarak hafızalara kazındı. Ancak savaşın gerçek düğümü, Mustafa Kemal'in "Anafartalar Grup Komutanı" olarak inisiyatifi tamamen eline aldığı cephelerde çözüldü. Anafartalar ve Conkbayırı sırtlarında alevlenen şiddetli çatışmalarda, şarapnel parçasının göğsündeki saatine isabet etmesiyle mutlak bir ölümden dönen o büyük komutan, zekası ve cesaretiyle düşmanın tüm kuşatma planlarını yerle bir etti. Onun komutasındaki Mehmetçik, düşmanın devasa lojistik gücüne ve teknolojik üstünlüğüne karşı gövdesini siper ederek yarımadayı savundu ve bu bölgede sergilenen insanüstü direniş, tarihe gerçek bir kahramanlık destanı olarak geçti.

641583B3133Cee103F0A5827

325 günlük amansız mücadele

İşgalci güçlerin büyük emperyalist umutlarla donanmalar dolusu asker getirdikleri, denizden ve karadan yürüttükleri bu geniş çaplı kuşatma harekâtı, tam 325 gün süren uzun, kanlı ve yıpratıcı bir sürecin ardından nihayete erdi. Kışın dondurucu soğuğundan yazın kavurucu sıcağına kadar her türlü iklim şartında, cephane eksikliğinin, hastalıkların ve açlığın kol gezdiği o daracık siperlerde verilen bu amansız mücadele, 9 Ocak 1916 tarihinde Türk ordusu birliklerinin kesin ve tartışmasız zaferiyle noktalandı. Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o cephede savaşan yüz binlerce vatan evladının yazdığı bu destan, ardında sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda yıllar sonra verilecek olan ulusal Kurtuluş Savaşı'nın ve tam bağımsızlık meşalesinin de temelini bıraktı. Türk tarihi için eşsiz bir dönüm noktası olan bu büyük savunma, yedi düvele tek bir gerçeği ezberletti: Çanakkale geçilmez.

Kaynak: HABER MERKEZİ