6.4 büyüklüğünde deprem
6.4 büyüklüğünde deprem
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin batıya açılan kapısı İzmir, tarihinin en kapsamlı ve stratejik narkotik operasyonlarından birine sahne oldu. Zehir tacirlerinin teknolojiyi kullanarak kurdukları yeni satış ağını mercek altına alan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, aylar süren titiz bir hazırlık sürecinin ardından harekete geçti. Başsavcılık koordinesinde, 1 Cumhuriyet Başsavcıvekili ve 14 Cumhuriyet Savcısı’nın bizzat yönettiği soruşturma dosyası kapsamında, 19 Ocak 2026 tarihinde şafak vakti düğmeye basıldı. Operasyonun merkezi İzmir olsa da, dalgalar 11 il sınırına kadar yayıldı. Özellikle İzmir’in metropol ilçeleri olan Konak, Karabağlar, Buca, Bornova, Bayraklı, Gaziemir, Narlıdere, Balçova ve Güzelbahçe’de eş zamanlı gerçekleştirilen baskınlarda, sokak satıcılığını dijital platformlara taşıyan şüphelilere büyük darbe indirildi.

Siparişler sosyal medyadan teslimatlar kuryeyle

Yürütülen soruşturmanın detayları, uyuşturucu ticaretinin şekil değiştirdiğini ve "torbacı" diye tabir edilen sokak satıcılarının artık sanal aleme taşındığını ortaya koydu. Emniyet birimlerinin fiziki takip ve siber istihbarat çalışmaları sonucunda, zehir tacirlerinin müşterileriyle iletişim kurmak için popüler mesajlaşma ve sosyal medya uygulamalarını kullandığı belirlendi. Şüphelilerin; WhatsApp, Telegram, Messenger ve Facebook gibi internet tabanlı platformlar üzerinden şifreli mesajlarla sipariş aldıkları, polise yakalanmamak için dijital izlerini gizlemeye çalıştıkları tespit edildi. "Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" suçlamasıyla haklarında işlem yapılan şahısların, bu uygulamaları adeta birer "sanal pazar" yerine dönüştürerek satış faaliyetlerini buradan organize ettikleri belirlendi.

Sabit adres yok, günlük evler üs olarak kullanıldı

Operasyonun en dikkat çekici ayrıntılarından biri de şüphelilerin yakalanmamak için geliştirdikleri "gezici bayi" taktiği oldu. Yapılan teknik takiplerde, satıcıların belirli bir adrese bağlı kalmadıkları, bunun yerine izlerini kaybettirmek amacıyla günübirlik kiralık evler tuttukları saptandı. Sürekli yer değiştiren ve bu evleri uyuşturucu sevkiyatının ara istasyonu olarak kullanan şebeke üyelerinin, talep edilen maddeleri alıcılara ulaştırmak için ise özel kurye sistemini devreye soktukları anlaşıldı. Bu yöntemle hem sokak başlarında bekleyerek dikkat çekmekten kurtuldukları hem de olası bir polis baskınında delilleri hızla yok etmeyi amaçladıkları görüldü.

Okul önleri ve yurtlar zehir ağının hedefinde

Başsavcılığın dosyasındaki en can alıcı ve vicdanları yaralayan tespit ise hedef kitleye yönelikti. Şüphelilerin, özellikle okul çevrelerini, öğrenci yurtlarını ve gençlerin yoğun olduğu benzeri alanları mesken tuttuğu belirlendi. Zehir tacirlerinin, henüz reşit olmayan çocuk yaştaki kişilere uyuşturucu satışı yaparak bağımlılık yaşını düşürmeyi ve kullanımı yaygınlaştırmayı hedefledikleri raporlara yansıdı. Gençlerin ve çocukların, yine ellerinden düşürmedikleri akıllı telefonlarındaki uygulamalar üzerinden bu satıcılara yönlendirildiği ve tuzağa çekildiği tespit edildi. Bu durum, ebeveynlerin dijital dünyadaki tehlikelere karşı ne denli dikkatli olması gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.

Dev bilançoda dikkat çeken kadın ve çocuk ayrıntısı

Gerçekleştirilen eş zamanlı baskınların bilançosu ise operasyonun büyüklüğünü kanıtlar nitelikteydi. Soruşturma kapsamında kimliği belirlenen toplam 620 şüpheliden 480’i kıskıvrak yakalanarak gözaltı işlemine tabi tutuldu. Yakalanan şahısların demografik yapısı, suçun toplumun farklı kesimlerine nasıl sirayet ettiğini gösterdi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 50’si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 2 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Gözaltına alınanlar arasında 67 kadının bulunması ve 48 kişinin "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) statüsünde olması dikkat çekti. Ayrıca dosya kapsamındaki şüphelilerden 92’sinin halihazırda başka suçlardan cezaevinde olduğu belirlendi. Emniyet güçleri, operasyon sırasında adreslerinde bulunamayan 140 firari şüphelinin yakalanması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, gençleri zehirleyen bu suç örgütlerine karşı mücadelenin tüm yönleriyle ve kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ