Ramazan ayı, manevi bir arınma, nefis terbiyesi ve dayanışma ayıdır. Bu mübarek ayın en belirgin, en birleştirici ve kimi zaman da en zorlayıcı ritüellerinden biri şüphesiz ki gecenin bir yarısı sıcak yataklardan kalkılarak yapılan sahurdur. Ancak günümüzün yoğun iş temposu, modern yaşamın getirdiği yorgunluk ve uyku düzenindeki bozulmalar, pek çok kişinin "Acaba sahura kalkmasam da niyetlenip orucumu tutsam olur mu?" sorusunu sormasına neden olmaktadır. İnternet forumlarında, sohbet meclislerinde ve iftar sofralarında sıkça tartışılan bu konunun hem dini hem de biyolojik boyutları aslında oldukça net bir şekilde ortaya konulmuştur. Gelin, efsaneleri ve yanlış bilinen gerçekleri bir kenara bırakarak bu soruların yanıtlarını derinlemesine inceleyelim.

Dinimizde Sahur Var mı?

Bu sorunun yanıtı çok açık ve nettir: Evet, dinimizde sahur ibadeti sadece var olmakla kalmaz, aynı zamanda son derece güçlü bir şekilde teşvik edilir. İslam inancında oruç ibadeti, sabahın ilk ışıklarıyla (imsak) başlayıp güneşin batışına (akşam ezanı) kadar süren bir zaman dilimini kapsar. Oruca hazırlık aşaması olan sahur, bizzat İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından ümmetine öğretilmiş ve uygulanmış bir eylemdir.

İslam tarihi incelendiğinde, sahurun sadece bir "gece yemeği" değil, İslam orucunu diğer inanç sistemlerindeki oruçlardan ayıran temel bir sembol olduğu görülür. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, "Bizim orucumuz ile Ehl-i Kitab’ın (Hristiyan ve Yahudilerin) orucunu ayıran fark, sahur yemeğidir" buyurarak bu vaktin ayırıcı özelliğine vurgu yapmıştır. Yani sahur, dini literatürde sıradan bir öğün olmanın çok ötesinde, inancın bir nişanesi ve peygamberin sünnetinin yaşatılması anlamına gelmektedir.

İftarda okunacak dualar nelerdir? İşte iftar duası okunuşu ve anlamı
İftarda okunacak dualar nelerdir? İşte iftar duası okunuşu ve anlamı
İçeriği Görüntüle

Sahur Yapmamak Günah mıdır? Orucu Bozar mı?

En çok merak edilen ve kimi zaman vicdani bir yüke dönüşen o kritik soruya gelelim: "Sahura kalkmamak günah mıdır?"

İslam fıkhına (hukukuna) göre sahur yapmak farz veya vacip değildir, müekked (kuvvetli) bir sünnettir. Dolayısıyla, bir kişi uykuya yenik düşer, alarmını duymaz veya kendi iradesiyle sahura kalkmadan sadece geceden niyetlenerek (veya sabah uyandığında hiçbir şey yemeden niyet ederek) orucuna başlarsa, tuttuğu oruç tamamen geçerlidir. Bu durum dini açıdan herhangi bir "günah" veya vebal teşkil etmez. Orucunuz boşa gitmez veya değerinden bir şey kaybetmez.

Ancak, İslam alimleri şu çok önemli detayın altını çizer: Sahura kalkmamak günah olmasa da, kişi sahur vaktinin o muazzam bereketinden, manevi feyzinden ve Peygamberin büyük bir müjdesinden mahrum kalmış olur. Zira Peygamber Efendimiz, "Sahura kalkın, zira sahurda bereket vardır" ve "Allah ve melekleri sahura kalkanlara salât (rahmet ve dua) eder" buyurmuştur. Kısacası, sahur yapmadığınızda ceza (günah) almazsınız, ancak çok büyük bir manevi ödülden (sevaptan) feragat etmiş olursunuz.

Sahur Neden Bu Kadar Önemlidir?

Sahurun önemi, insanoğlunun hem ruhuna hem de bedenine aynı anda hitap eden ikili bir yapıya sahip olmasından kaynaklanır.

Manevi Açıdan Önemi: Sahur vakti, gecenin son üçte birlik dilimi olan "seher" vaktine denk gelir. Bu vakit, İslam inancında duaların en çok kabul edildiği, ilahi rahmetin yeryüzüne indiği ve tövbelerin geri çevrilmediği en kıymetli zaman dilimidir. Sahura kalkan bir Müslüman, sadece midesini doyurmakla kalmaz; o saatte uyanık olarak, belki birkaç rekat teheccüd namazı kılarak, dua ederek ve Allah'ı anarak ruhunu da doyurur. Gecenin sessizliğinde edilen o samimi dualar, sahurun manevi temelini oluşturur.

Fiziksel Açıdan Önemi: Ramazan ayında oruç süresi, bulunulan mevsime ve coğrafyaya göre 14 ile 17 saat arasında değişebilir. İnsan bedeni muazzam bir makine olsa da, bu kadar uzun süre susuz ve yakıtsız kalmaya hazırlık yapılması gerekir. Sahur, gün boyu düşecek olan kan şekerini dengelemek, hücrelerin ihtiyaç duyduğu sıvı rezervini (hidrasyonu) sağlamak ve kas yıkımını önlemek için bedene verilen en hayati destektir. Sahursuz tutulan oruçlarda kişi gün ortasında şiddetli baş ağrısı, sinirlilik, konsantrasyon kaybı ve halsizlik yaşar. Çünkü beden, yakıt bulamadığı için "kıtlık alarmı" (starvation mode) verir ve bu durum sağlıklı bir ibadet sürecini sekteye uğratır.

Tıbbi Perspektif: Sahur Gece Yendiği İçin Zararlı mıdır?

Toplumda, modern diyetisyenlerin ve doktorların "Gece geç saatte yemek yemeyin, zararlıdır" uyarısı ile sahur ibadeti sık sık birbirine karıştırılmaktadır. Peki, gerçekten gece vakti kalkıp sahur yapmak zararlı mıdır?

Tıbbi olarak, sahur yapmanın kendisi kesinlikle zararlı değildir; aksine bedeni 15 saatlik bir açlığa hazırladığı için çok faydalı ve gereklidir. Asıl zararlı olan, sahurda ne yenildiği ve nasıl bir ritüel izlendiğidir.

Uzman doktorlar ve beslenme uzmanları, eğer kişi sahura kalkmayıp sadece iftardan iftara yemek yerse, metabolizmanın ciddi şekilde yavaşlayacağını, kan şekerinin tehlikeli seviyelere düşebileceğini (hipoglisemi) ve bedenin kendi kas dokularını yakmaya başlayabileceğini belirtmektedir. Yani sahuru atlamak, tıbbi açıdan bedene çok daha büyük bir zarar verir.

Ancak sahurun "zararlı" hale dönüştüğü o ince çizgi, sofra tercihlerimizde yatar. Eğer gece yarısı kalkıp kızartmalar, ağır hamur işleri, şerbetli tatlılar, aşırı tuzlu şarküteri ürünleri yerseniz ve ardından hemen yatağa girip uyursanız; işte bu durum bedene ciddi zararlar verir. Bu yanlış beslenme tarzı; mide asidinin yemek borusuna kaçmasına (reflü), şiddetli mide yanmalarına (gastrit), gün içinde aşırı susuzluğa ve ani insülin dalgalanmalarına neden olur.

Doğru Bir Sahur Ritüeli Nasıl Olmalı?

Hem sağlığınızı korumak hem de ibadetinizi hakkıyla yerine getirmek için sahur sofrasını bir "gece kahvaltısı" olarak kurgulamanız gerekir.

  • Ağır yemekler yerine haşlanmış yumurta, tuzsuz peynir, tam tahıllı ekmek, yulaf ve çiğ kuruyemiş (ceviz, badem) gibi yavaş sindirilen, uzun süre tok tutan gıdalar tercih edilmelidir.

  • Gün boyu susuzluk çekmemek için sucuk, pastırma, turşu ve zeytin gibi yüksek sodyum içeren gıdalardan uzak durulmalıdır.

  • Su tüketimi aniden lıkır lıkır değil, iftardan sahura kadar olan geniş zamana yayılarak yapılmalıdır.

  • En kritik kural ise: Sahur yemeği bittikten hemen sonra yatılmamalıdır. Midenin sindirime başlayabilmesi için en az yarım saat dik pozisyonda kalınmalı, bu süre Kur'an okuyarak, dua ederek veya evin içinde hafif adımlarla dolaşarak değerlendirilmelidir.

Özetle; sahur yapmamak dini bir suç (günah) olmasa da, bedeni uzun bir açlık savaşına silahsız göndermek ve gecenin o muazzam manevi rahmetinden kendi isteğiyle mahrum kalmaktır. Din ve bilim bu noktada tam bir uyum içindedir: Bedeninize eziyet etmeyin, hafif ve sağlıklı gıdalarla da olsa o bereketli sofraya mutlaka oturun.

Kaynak: haber merkezi