ZAFER ERTEM-9 Eylül TV’de moderatörlüğünü gazeteci Zafer Ertem’in yaptığı ‘Spor Servisi’ programının bu haftaki konukları eski milli atlet, Avrupa rekortmeni, yüksek atlamada Masterler Dünya Şampiyonu Aycan Tuncayengin Kurtcan ve spor yazarı Sadık Uçar oldu. Aycan Kurtcan'ın sporla buluşması bir stadyumda değil, küçük bir kız çocuğunun pembe bir çoraba duyduğu heyecanla başladı. Okuldaki masa tenisi turnuvasında ödül olarak verilen çorabı kazanmak için günlerce çalışan küçük Aycan, sonunda o çorabın sahibi oldu. Ve o gün sporcu olmayı mücadele etmeyi, hedef koymayı ve asla vazgeçmemeyi öğrendi. Çocukluk yıllarında başlayan disiplin, efsane antrenörler, hukuk eğitimi, annelik ve kanseri yenerek ulaştığı dünya şampiyonluğunun güçlü bir sporcu ortaya çıkardığını ifade eden Kurtcan, ‘’Bu mücadelenin her satırında azim ve umudumu yitirmedim’’dedi. Spor yazarı Sadık Uçar ise, Aycan Kurtcan’ın spor aşkı ve hırsıyla genç sporculara önemli bir örnek olduğunu söyledi.
O ÇORABI ÇOK İSTEDİM
Rekorlarını ve şampiyonluklarını sayamadığımız Aycan Kurtcan spor aşkını pembe çoraba borçlu olduğunu söyleyip hikayesine şöyle başladı: ‘Ailem her zaman benim spor yapmamı destekledi. Yani hiçbir zaman bana yapamazsın, başaramazsın diyen birisi olmadı. Ortaokulda okuyordum. Okulumuzda sınıflar arasında masa tenisi şampiyonası düzenlenmişti. Babama dedim ki ben masa tenisi şampiyonasına katılacağım. Kazanana tozluklu pembe çorap vereceklermiş ve ben bu çorabı istiyorum dediğimde bana aferin kızım demiş, yüreklendirmişti. O andan itibaren daha önce hiç masa tenisi oynamayan ben her gün okulda masa tenisi antrenmanlarına katıldım. Sonunda yarışmaya girdim, pembe rengini çok severdim belki çorap pembe olmasaydı spora böyle başlangıçta yapmayabilirdim. Birinci oldum çorabı da çantayı da kazandım. İşte spora da böyle başladım.’’
‘BIRAK O KIZ DÜNYAYI FETHEDECEK’
Bir sporcunun başarısında aile desteğinin çok önemli ve itici güç olduğunu söyleyen Kurtcan sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Ailemin desteği benim için bu yolculuğun en güçlü temel taşı oldu. Annemin yoğun endişesine rağmen babam sakin ve hedef göstericiydi. Bir ara babamın anneme ‘bırak o kız dünyayı fethedecek, spordan koparmayalım’ dediğini anımsıyorum. Önce masa tenisi ile başladım. Sporu sevdim ardından jimnastik ve atletizm’e yöneldim. Tabii bunlar zaman aldı. Babamın görevi nedeniyle Ankara’da oturuyorduk jimnastik de başarılı olmak için hem kas yapın iyi olacak hem de disiplinli olacaktın. Çok zayıf bir çocuktum, kaslarım zayıftı o yüzden benim çok sabretmem gerekiyordu. Yılmadım acı çektim ama devam da ettim. Spor beni okuldaki arkadaşlarımdan farklı konuma getirmişti. Başka bir dünya içindeydim. Farklıydım özgüvenimde gelişiyor ve beni güçlendiriyordu.’’
SPORCU İÇİN ANTRENÖR HERŞEYDİR
Kurtcan rekorlarını sayamadığı Atletizm’e geçiş hikayesini de şöyle dile getirdi: ‘’Atletizm’e geçişim de Ankara’da oldu ve rahmetli Orhan Altan hocam, Türkiye'nin en iyi sprint, engel ve teknik branşlarının antrenörüydü. Kendisi Roma Olimpiyatları'na katılmış, dekatlon yapmış, tam bir sporcuydu. beyefendi insandı. Sadece antrenör değildi, inanılmaz kültürlüydü. Bende ki yeteneği görmüştü ki benimle çok ilgilenirdi. Gün geldi sonraki hocam ise Dr.Hikmet Kandeydi oldu. Düşünün 7-10-12 yaşlarındasınız yeteneklisiniz ve antrenörünüz sizi başarı için şekillendiriyor. Bu iki hocamın hayatımdaki yeri farklıdır. Onlar sadece teknik bilgi vermedi; hayal kurmayı, hedef koymayı ve başarısızlık karşısında yeniden ayağa kalkmayı öğretti bana. Beklemediğim anda da İzmir’de ilk Türkiye rekorunu kırdım. Yüksek Atlama tercihim bundan sonra gerçekleşti. Ben sporda hocanın, antrenörün kıymetli olduğunu düşünürüm. Bence spora hangi branşta başladığınız değil kiminle başladığınız önemlidir.’’
ÖNCE HAYAL KIRIKLIĞI SONRA REKOR
Spor yazarı Sadık Uçar’ın ‘Hayal kırıklığı yaşayıp sporu bırakma düşünceniz oldu mu? sorusuna da Ayvan Kurtcan şu yanıtı verdi: ‘’Bir yarışta Türkiye rekoru kırma hedefiyle piste çıkmıştım. Yarışmada tüm haklarımı kullandım ama derece yapamadım üstelik sıfır çektim Ağır bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Öfkeyle çıkarıp yere attığım çivili ayakkabılarımı antrenörüm uyarıp yerden aldırdı ve bana ‘Evet bugün olmadı ama pes etmek yok dik yürüyerek mücadelene devam edeceksin’ diyerek bana unutamayacağım bir ders vermişti. Bu uyarı o gün kazanılan madalyalardan daha değerliydi. Sporun yalnızca kazanmak değil, kaybettikten sonra yeniden ayağa kalkmak olduğu gerçeğini öğrenmiştim. Sonraki yıllarda ki başarıların temelinde işte bu anlayış yatıyordu. Ondan sonra rekorlarım zaten peş peşe geldi.’’
KANSER KARŞISINDA BİLE PES ETMEDİ
Aycan Kurtcan hayatının en zor sınavını yakalandığı kanserle savaşarak verdiğini de hatırlatarak, ‘’Yaşamımın bir bölümünde bir anda kanser teşhisi ile karşı karşıya kaldım. Yüksek atlamada her yükseklikte sporcunun üç hakkı vardır. Yarışmayı birinci hakkında da geçersin üçüncüde de. Geçemediğinizde oraya bir duvar şey çekersiniz yarışma yeniden başlar, kendinizi yenilersiniz ve devam edersiniz. Bu inanılmaz bir mental güçtür. Kanserle yüzleştiğimde doktoruma önümde üç şampiyona var bunlara katılabilir miyim dedim. O da bana ‘ben sana kansersin’ diyorum sen yarış diyorsun. Bu travma seni zorlamayacaksa ‘karar senin’ dedi. Polonya ve Belgrad şampiyonalarına katıldım.2018’de kemoterapiye başladım 2019’da Masterler Dünya Şampiyonasına katıldım dördüncü olmuştum sonra ameliyat oldum. Tedavi sürecime uzun bir kamp dönemi gibi baktım. Doktorlarının bile şaşkınlıkla izlediği bu dönüş, sporun insana yalnızca fiziksel güç değil, ruhsal dayanıklılık da kazandırdığının da örneğiydi. 2022’de ise masterlerde dünya şampiyonu oldum’’ifadesini kullandı.

"BEN HAYAT ŞAMPİYONUYUM"
Bugün hâlâ haftanın üç günü antrenman yapan Aycan Kurtcan, master atlet olarak ülkemizi uluslararası arenada temsil etmeyi sürdürüyor. Masterlerde Avrupa'da yılın kadın atleti seçilen, dünya şampiyonluğu yaşayan deneyimli sporcu için madalyalar artık sadece sonuç. Onun asıl hedefi gençlere spor kültürünü aktarmak, onları hayallerinden vazgeçirmemek ve sporun hayatın her alanına değer kattığını göstermek. Ve Aycan Kurtcan hala gözünün rekorda olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktalıyor. "Ben sadece spor şampiyonu değilim. Ben hayat şampiyonuyum. Ve 100 yaşında dünya yüksek atlama rekoru kırmayı hedefliyorum. Belki de gerçek şampiyonluk tam olarak budur; düşseniz de yeniden ayağa kalkabilmek, kaybetseniz de umut etmeye devam etmek ve yıllar geçse bile hayal kurmaktan vazgeçmemek.’’
Mini yorum
Zafer ERTEM
HAYALİNİZİN PEŞİNDEN GİDİN
Bu, dolabı Türkiye ve Avrupa şampiyonluk madalyalarıyla dolu en son Masterler Dünya şampiyonluğu madalyasını da boynuna asıp sporda yaşın önemli olmadığı gerçeğini haykıran kadın atlet Aycan Kurtcan’la aralıklı olarak yaptığımız ikinci program. Her karşılaştığımızda Kurtcan’ın ayrı bir spora adanmışlık hikayesi ile buluşuyoruz. Sporcu gençlere örnek olacak sayısız hikayesi yaşanmışlığı olan eski milli atlet yarışmalarından fırsat bulduğu zamanda kurduğu atletizm kulübüyle gençlere branşla ilgili eğitim ve pratik bilgiler sunuyor geleceğin atletlerini yetiştirmek için, İzmir atletizmi için hala çok çalışmak gerektiğini bize hatırlatıyor.
Mini Yorum
Sadık UÇAR
BEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM
Türkiye'nin yüz akı sporculardan biri olan Aycan Kurtcan'la birlikte Gazeteci arkadaşım Zafer Ertem'in sunduğu programa konuk olduk. Ben çok keyif aldım. Yıllardır yakından tanıdığım Aycan Kurtcan'ın kilometre taşlarını nasıl ördüğünü bir kez daha dinlemek beni çok mutlu etti. Umarım genç sporcular bu programı kaçırmaz. Onlar adına sorular sordum ve çok şey öğrendim... Onların da öğrenceğinden eminim. Sporcuyken neler yapılmalı, nelere dikkat etmeli? Emekli olunca yani master sporcu olunca spora nasıl devam etmeli? hedef koyup başarmak nedir? Bence bu programı kaçırmasınlar.




