Washington ve Tahran yönetimleri arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen gizli diplomasinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın dijital olarak imzaladığı geçici barış mutabakatı, bölgedeki jeopolitik dengeleri sarsmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın kaldırılması ve petrol yaptırımlarına muafiyet tanınmasını öngören bu tarihi adıma, şubat ayındaki savaş sürecinde adı "olası geçiş dönemi liderleri" arasında geçen İran’ın sürgündeki Veliaht Prensi Rıza Pehlevi'den çok sert bir salvoyla yanıt geldi.
"İran halkı nükleer müzakereler uğruna ölmedi"
İngiliz basınına çarpıcı açıklamalarda bulunan devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi, Washington ile Tahran arasındaki pazarlıklarda İran toplumunun esas beklentilerinin tamamen göz ardı edildiğini ifade etti. Anlaşma masasında halkın geleceğinin konuşulmamasını "iğrenç bir durum" olarak nitelendiren Pehlevi, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Savaş sürecinde ve son dönemdeki gösterilerde on binlerce İranlı hayatını kaybetti, ağır baskılara maruz kaldı. Bu insanlar sokaklarda bir nükleer anlaşma ya da Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiği için mücadele vermedi, bunun için ölmedi. İranlıların talebi özgürlük, insan hakları ihlallerinin son bulması, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve idamların durdurulmasıydı. Ancak imzalanan mutabakat, halkın bu haklı beklentilerini tamamen görmezden gelerek yalnızca güvenlik ve nükleer başlıklara odaklandı. İran halkı kendi geleceğine ilişkin bu kararın dışında bırakılmıştır."
"Mali kaynaklar halka değil, vekil güçlere gidecek"
Mutabakatın yürürlüğe girmesiyle birlikte Tahran yönetiminin ciddi bir ekonomik nefes borusu elde edeceğine dikkat çeken sürgündeki muhalif lider, bu durumun bölgedeki istikrarsızlığı daha da körükleyeceğini savundu. Serbest kalacak dondurulmuş varlıkların ve petrol gelirlerinin adresini işaret eden Pehlevi, şu iddiaları dile getirdi:
"Anlaşma sonucunda Tahran yönetiminin eline geçecek olan devasa mali kaynakların İran halkına veya ülke ekonomisinin refahına ulaşacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Bu paralar doğrudan Hizbullah, Hamas ve Husiler başta olmak üzere Orta Doğu’yu kana bulayan İran destekli vekil güçlerin askeri kapasitesini artırmak amacıyla kullanılacaktır."
Trump yönetimine "çaresizlik" eleştirisi
Açıklamalarında doğrudan Beyaz Saray'ı ve Başkan Donald Trump’ı da hedef alan Rıza Pehlevi, ABD yönetiminin köşeye sıkıştığı için bu anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığını ileri sürdü. Trump'ın adeta bir çaresizlik içinde mutabakata imza attığını belirten Pehlevi, özellikle balistik füze tehdidinin ve bu silahların bölge ülkeleri üzerinde oluşturduğu risklerin anlaşma metninde yeterince ele alınmadığını, büyük bir güvenlik zafiyeti yaratıldığını ifade etti.
"Halk desteği olmayan bu rejim ayakta kalamaz"
Mevcut Tahran yönetiminin kendi vatandaşlarının çıkarlarını önceleyen bir meşruiyete sahip olmadığını dile getiren Veliaht Prens Pehlevi, anlaşmanın ömrüne dair karamsar bir öngörüde bulundu. Ülkesinde siyasi değişimin er ya da geç kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Pehlevi, sözlerini şu şekilde noktaladı:
"Mevcut rejim kendi halkının gözünde meşruiyetini yitirmiştir. Halk desteğinden tamamen yoksun olan ve sadece baskıyla ayakta duran bir iktidarın imzaladığı bu mutabakat da kalıcı olamaz. Bu rejim uzun vadede ayakta kalamayacağı gibi, imzaladıkları bu pragmatik anlaşma da en kısa sürede çökecektir. İran'ın geleceğini ne Trump ne de Pezeşkiyan belirleyebilir; bu geleceği yalnızca ve yalnızca İran halkının kendi özgür iradesi tayin edecektir."





