9 EYLÜL/Türkiye’nin sanayi devlerinden Koç Holding’in iştiraki olan Otokar, Avrupa pazarındaki en stratejik hamlelerinden birinde beklemediği bir "soğuk duş" etkisi yaşadı. Romanya Savunma Bakanlığı’na bağlı Romtehnica şirketi ile 4x4 zırhlı araç üretimi için masaya oturan ve devasa bir ihaleyi kazanan şirket, taahhüt ettiği yerel üretim takviminde aksaklık yaşayınca Romanya devletinin katı kurallarıyla yüzleşti. Romanya hükümeti, Otokar’ın kurmayı taahhüt ettiği fabrikadaki üretim hazırlık süreçlerinin hedeflenen tarihlerde tamamlanmadığını gerekçe göstererek şirkete yaklaşık 2 milyar TL’lik devasa bir ceza kesti. Bu durum, Türkiye’de yatırım sözü verip yıllardır teşviklerden yararlanan ancak sahada somut adım atmayan yabancı firmalara gösterilen toleransı yeniden gündeme getirdi.
Gecikmenin bedeli ağır oldu
Otokar’ın Romanya macerası, ülkenin silahlı kuvvetleri için 1059 adet 4x4 Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç (TTZA) üretimi ihalesini kazanmasıyla başlamıştı. Anlaşmaya göre araçların ilk 278 adedi Türkiye’deki bantlardan inecek, geri kalan büyük kısım ise Romanya’da kurulacak tesiste üretilecekti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Romtehnica, yerel üretim için sözleşmede belirtilen ara hedeflerin tutturulamadığını iddia ederek Otokar’a 191 milyon 847 bin Rumen leyi, yani güncel kurla yaklaşık 1 milyar 880 milyon liralık tazminat talebini iletti.
Şirket, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, hukuki itiraz haklarını saklı tutarak ve iptal davası açarak bu devasa ödemeyi vadesinde gerçekleştireceğini duyurdu. Romanya’nın "sıfır tolerans" politikası bununla da sınırlı kalmadı. Türkiye’de üretilip teslim edilen ilk parti 194 aracın teslimatındaki gecikme için de ayrıca 7.3 milyon Rumen leyi (yaklaşık 72 milyon TL) ek ceza kesildi. Otokar yönetimi, projenin devamlılığı için müzakerelerin sürdüğünü belirtse de, Bükreş’in attığı bu sert adım, uluslararası anlaşmalardaki disiplini gözler önüne serdi.
Manisa’da "inşaat başladı" balonu erken söndü
Romanya’da yerli bir firma taahhütlerini geciktirdiği için milyarlık cezalar öderken, Türkiye’de ise tablo tam tersi bir seyir izliyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile görkemli bir imza töreni gerçekleştiren Çinli otomotiv devi BYD, Manisa’da 1 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurmuştu. Yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika ve AR-GE merkezi kurulması planlanan projede, yetkililer 2026 sonunda üretime başlanacağını müjdelemişti.
Ancak geçtiğimiz günlerde sosyal medyada "BYD fabrikasının inşaatı başladı" başlığıyla paylaşılan vinç fotoğraflarının gerçeği yansıtmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Yapılan incelemeler, arazideki hareketliliğin BYD’ye değil, bölgedeki başka bir kalıp makine firmasına ait olduğunu kanıtladı. Aradan aylar geçmesine rağmen Çinli devin arazisinde henüz kapsamlı bir şantiye kurulumunun dahi olmaması, "2026 hedefi hayal mi?" sorularını beraberinde getirdi.
Fabrika yok ama vergi muafiyetiyle satış rekoru var
İşin en can alıcı noktası ise BYD’nin Türkiye pazarındaki ticari faaliyetlerinde saklı. Henüz Manisa’da tek bir tuğla bile koymamış olan marka, imzaladığı yatırım teşvik belgesi sayesinde Çinli araçlara uygulanan ek gümrük vergilerinden muaf tutuluyor. Bu "yatırımcı kredisi"ni satışlara tahvil eden BYD, 2025 yılında Türkiye pazarında adeta patlama yaptı. Marka, sağladığı fiyat avantajıyla yılı 45 bin 537 adetlik satışla kapatarak Türkiye’nin en hızlı büyüyen otomobil markası oldu. Şarj edilebilir hibrit segmentinde liderliği kimseye kaptırmayan, elektrikli araçlarda ise üçüncü sıraya yerleşen firma, fabrikayı kurmadan pazarın kaymağını yemeye başladı.
Otokar ve BYD örnekleri yan yana getirildiğinde, iki ülkenin yatırımcıya ve taahhütlere bakış açısındaki uçurum netleşiyor. Romanya, kendi topraklarında üretim yapacak firmaya (Otokar) "Sözünü zamanında tutmazsan bedelini ödersin" diyerek 2 milyar TL’yi tahsil ederken; Türkiye, "Yatırım yapacağım" diyen firmaya (BYD) henüz çivi çakmadan vergi cennetinin kapılarını açıyor. Kamuoyu şimdi, Manisa’daki arazinin ne zaman gerçek bir fabrikaya dönüşeceğini ve devletin taahhütlerin takibi konusunda Romanya kadar kararlı olup olmayacağını merakla bekliyor.




