Norveç Kraliyet ailesi, son yılların en sarsıcı dönemlerinden birini yaşıyor. Uzun süre “modern monarşi” anlayışının sembol isimlerinden biri olarak görülen Veliaht Prensesi Mette-Marit, bugün hem ülkesinde hem de uluslararası basında sert tartışmaların odağında. Bunun temel nedeni ise yalnızca kraliyet protokolü değil; adli dosyalar, geçmiş ilişkiler ve adı küresel ölçekte yankı uyandıran Epstein ağıyla birlikte anılan iddialar.
Sıradan bir hayattan saraya uzanan yol
Mette-Marit Tjessem Høiby, 19 Ağustos 1973’te Norveç’in güneyindeki Kristiansand kentinde dünyaya geldi. Kraliyetle hiçbir bağı olmayan bir ailede büyüdü. Babası Sven O. Høiby dönem dönem işsizlik yaşadı, reklamcılık ve yerel basında çeşitli işlerde çalıştı. Annesi Marit Tjessem ise uzun yıllar banka memurluğu yaptı.
Çocukluk ve gençlik yılları, Norveç’in orta sınıf yaşamına özgü bir çizgide geçti. Ancak Mette-Marit’in hayatı, klasik kraliyet biyografilerinden oldukça farklı bir rota izledi. Eğitim hayatı düzensizdi; lise sonrası üniversite eğitimi kesintili ilerledi. Avustralya’da değişim öğrencisi olarak bulunduğu dönem, ilerleyen yıllarda “özgür ve kuralsız yaşam” eleştirilerinin kaynağı oldu.
Tartışmalı geçmiş ve ilk büyük kırılma
1990’lı yıllarda Mette-Marit’in özel hayatı Norveç basınının ilgi alanına girmeye başladı. Bu dönemde uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş John Ognby ile yaşadığı ilişki, kamuoyunda sert eleştirilere yol açtı. Bu birliktelikten dünyaya gelen oğlu Marius Borg Høiby, ileride Norveç monarşisini sarsacak adli dosyanın merkezine yerleşecekti.
Mette-Marit, bu dönemi daha sonra “hayatının en zor ve en karanlık yılları” olarak tanımladı. Ancak bu geçmiş, Veliaht Prens Haakon ile ilişkisinin ortaya çıkmasıyla birlikte tekrar gündeme taşındı.
Veliaht Prens Haakon ile evlilik: Krizde başlayan birliktelik
Mette-Marit ile Veliaht Prens Haakon’un ilişkisi 1999 yılında kamuoyuna yansıdı. 2000’de nişanlandıklarında Norveç’te benzeri görülmemiş bir tartışma başladı. Medya, prenses adayının geçmişini didik didik etti; uyuşturucu çevreleri, eğitim eksikliği ve “kraliyet geleneğine uygunluk” sorgulandı.
Bu süreçte Mette-Marit, Norveç televizyonlarında nadir görülen bir adım atarak kamuoyundan açıkça özür diledi. Geçmişteki hatalarını kabul ettiğini, sorumluluğunu aldığını ve geleceğe odaklandığını söyledi. Bu açıklama, Norveç toplumunda önemli bir kırılma yarattı.
Çift, 2001 yılında evlendi. Mette-Marit, Norveç Veliaht Prensesi unvanını aldı. Ancak bu evlilik, kraliyet ailesinin “kusursuzluk” algısını da kalıcı biçimde değiştirdi.
Kraliyet görevleri ve imaj inşası
Evlilik sonrası Mette-Marit, kraliyet içindeki rolünü güçlendirmeye yönelik sistemli bir çalışma yürüttü. Sosyal sorumluluk projeleri, gençlik politikaları ve sağlık alanında aktif görevler üstlendi. 2006 yılında Birleşmiş Milletler UNAIDS tarafından Uluslararası İyi Niyet Elçisi olarak atanması, uluslararası alanda itibarını artıran en önemli adımlardan biri oldu.
Afrika, Asya ve Avrupa’da düzenlenen konferanslara katıldı; HIV/AIDS farkındalığı, gençlerin sağlık hizmetlerine erişimi ve kadın hakları konularında konuşmalar yaptı. Bu dönem, Mette-Marit’in “kraliyetin vicdanı” olarak tanımlandığı yıllar oldu.
Oğlu Marius Borg Høiby: Krizi tetikleyen dosya
Ancak 2025 yılıyla birlikte bu imaj ciddi biçimde sarsıldı. Mette-Marit’in evlilik öncesi ilişkisinden olan oğlu Marius Borg Høiby hakkında, dört farklı kadına yönelik tecavüz, iki eski partnerine karşı sistematik şiddet ve toplamda 30’dan fazla suç isnadıyla dava açıldı.
Norveç basını, Høiby’nin uzun süredir polis kayıtlarında yer aldığını ancak yeterli işlem yapılmadığını yazdı. Bu iddialar, “kraliyet gölgesinde ayrıcalık” tartışmalarını beraberinde getirdi. Şubat 2026’da mahkemeye çıkan Høiby, suçlamaları reddetti ancak dava süreci devam ediyor.
Bazı medya organları, Mette-Marit’in oğlunu yaklaşan tutuklama ihtimali konusunda önceden bilgilendirdiği, delil ve tanık sürecine müdahale edildiği yönünde iddialar ortaya attı. Kraliyet Sarayı bu iddiaları kesin bir dille reddetti.
Epstein dosyası neden yeniden açıldı?
Tam da bu atmosferde, Mette-Marit’in adı Jeffrey Epstein dosyalarında yeniden anılmaya başladı. Epstein’ın ölümünün ardından kamuoyuna yansıyan uluslararası temas listelerinde, Norveçli bazı siyasetçiler ve elit çevrelerle kurulan ilişkiler yer alıyordu. Bu bağlamda Mette-Marit’in adı, Epstein’ın sosyal çevresiyle temas ettiği iddialarıyla birlikte anıldı.
Önemli bir nokta şu:
Şu ana kadar Mette-Marit hakkında Epstein bağlantısı nedeniyle açılmış herhangi bir adli soruşturma bulunmuyor. İddialar, doğrudan suç isnadı değil; sosyal ve diplomatik çevrelerde yer alan sınırlı temaslara dayanıyor.
Norveç Kraliyet Sarayı, prensesin Epstein ile kişisel ya da özel bir ilişki kurmadığını, olası temasların resmî davetler veya kalabalık sosyal ortamlarla sınırlı olduğunu açıkladı.
Uluslararası basın neden dosyaya ilgi gösteriyor?
Epstein skandalı, yalnızca bireysel suç dosyası değil; küresel elit ağların sorgulandığı bir sembol haline geldi. Bu nedenle Epstein ile adı geçen her kişi, suç isnadı olmasa bile kamuoyunda tartışma konusu oluyor.
Mette-Marit’in oğlunun ağır suçlamalarla yargılanması, bu dosyanın yeniden açılmasını hızlandırdı. Uluslararası medya, “kraliyet sorumluluğu”, “etik sınırlar” ve “şeffaflık” başlıkları altında Norveç monarşisini mercek altına aldı.
Norveç monarşisi için kırılma noktası
Siyasi analistlere göre bu süreç, Norveç monarşisinin son yıllardaki en ciddi sınavlarından biri. Ülke, monarşiye olan güveni yüksek toplumlar arasında yer alsa da, adalet ve eşitlik vurgusu kamuoyunda büyük önem taşıyor.
Mette-Marit’in şahsında yürüyen tartışma, yalnızca bir prensesin geçmişiyle değil; monarşinin modern dünyadaki rolüyle de ilgili.
Gözler yargı sürecinde
Şu aşamada Mette-Marit hakkında açılmış bir dava ya da resmi suçlama bulunmuyor. Ancak oğlunun yargı süreci ve kamuoyundaki etik tartışmalar, prensesin siyasi ve sembolik konumunu doğrudan etkiliyor.
Norveç kamuoyu, yargı sürecinin seyrini ve kraliyet ailesinin bu süreçteki tutumunu yakından izlemeye devam ediyor.