banner112

'Nefret söylemine caydırıcı ceza şart'

Genç LGBTİ+ Derneği yöneticisi Toprak Deniz, “Sosyal medyada artarak yayılan nefret söylemini önlemeye yönelik caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanmalı” ifadelerini kullandı.

'Nefret söylemine caydırıcı ceza şart'

Haber / Emrah Bakır

Genç LGBTİ+ Derneği yöneticisi Toprak Deniz, sosyal medya platformlarında artarak yayılan nefret söyleminin anonim hesaplar üzerinden gerçekleştirildiğini ve milyonlarca insana kolayca ulaşılıp yeniden üretilebildiğini belirterek, bunu önlemeye yönelik caydırıcı “cezai yaptırımların uygulanması” gerektiğini savundu. "LGBTİ+’ların sosyal medya paylaşımları ya da yorum ve açıklamaları sosyal medya kullanıcılarının saldırısına açık durumda" diyen Deniz, sosyal medyadaki nefret söyleminin ayrımcılığı beslediğini vurguladı.

Genç LGBTİ+ Derneği yöneticileri ve bazı LGBTİ+ bireylerle sosyal medyada nefret söyleminin nasıl yayıldığı ve çözüm önerileri üzerine konuştuk.

Cinsiyetçi söylemler ve nefret saldırılarına karşı örgütlü olmanın önemine dikkati çeken Mahmut Birdal, “Sosyal medyada özellikle Twitter’da bireyler rahat bir şekilde ifadelerini beyan edebiliyor. Cinsiyetçi söylem ve davranışlara karşı en önemli şey örgütlenmektir” dedi. Onur Yürüyüşü'ndeyken çekilen bir görselinin Twitter’da paylaşılması sonucu ırkçı ve cinsiyetçi saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirten Birdal, şunları söyledi: “Twitter’da bu tür söylemlerle ben de karşılaşıyorum. Geçen sene Onur Yürüyüşü'ndeki bir fotoğrafım Twitter’da paylaşılınca, ırkçı ve cinsiyetçi söylem saldırılarına maruz kaldım. Yazdığım bir yazının altına ya da paylaştığım bir fotoğrafın altına 'Umarım ölürsünüz', 'Lanetliler', 'Lut Kavmi' gibi ibarelerle sıkça karşılaştım. Ancak her şeye rağmen mücadelemiz sonucunda birçok şeyin değişeceğinden ve dönüşeceğinden şüphem yok”

SALDIRIYA UĞRUYORUZ

Twitter’ın LGBT+ bireyler için bir görünürlük alanı olduğunu ve bu alanda kendini daha rahat ifade ettiğini ifade eden Havin Özcan ise, “Ancak bu alan aynı zamanda negatif etki de yaratabiliyor. İnsanlarla fiziksel temas kurduğumuz alanlardan ziyade Twitter’da kendi görünürlüğümüzü örgütleyebiliyoruz ya da daha açık bir şekilde dile getirebiliyoruz. Sosyal medyada ezilen ya da dezavantajlı kesimler kendilerini ifade etmeye çalışırken, fobiklerin, cinsiyetçilerin saldırısı ile de karşılaşıyor" diye konuştu.

NEFRET VE ÖTEKİLEŞTİRME

Adını vermek istemeyen bir diğer LGBTİ+ birey ise sosyal medya kullanıcısı, düşüncelerini ve cinsel yönelimini açık bir şekilde ifade edemediğinden yakınarak, “Sosyal medyayı çok aktif bir şekilde kullanan biri değilim. Fakat kullandığımda da özgürce düşüncelerimi, hislerimi ve yönelimimi açıklayıcı veya LGBT+'ları destekleyen paylaşımlar da bulunamıyorum. İçinde bulunduğumuz toplum maalesef bizleri LGBT+’ları kabul etmiyor, aşağılıyor, ötekileştiriyor ve nefret söylemlerine maruz kalıyoruz” dedi.

Sosyal medyayı, özellikle de Twitter’ı görünür olmak ve diğer LGBT+’lar ile dayanışmak için kullandığını ifade eden trans Barış Bayramoğlu, şunları kaydetti:

“Twitter’da trans olduğumu açıkladım. Bunu, aynı deneyimleri yaşadığım insanlara erişebilmek ve dayanışabilmek umuduyla yaptım. 2019 yılında testosteron kullanmaya başladığımdan beri sosyal medyayı yaşadığım fiziksel ve sosyal değişimleri görünür kılmak için bir araç olarak kullanıyorum ve bu hiçbir zaman kolay olmadı.’’

DÜZENLEME VE EĞİTİM

Genç LGBTİ+ Derneği'nden Toprak Deniz da nefret söylemine ilişkin neler yapılması gerektiğini şöyle sıraladı: "Türk Ceza Kanunu'nda nefret suçu var. Ancak LGBTİ+lar için uygulanmıyor.  LGBTİ+’lara yönelik farkında olarak ya da olmayarak üretilen nefret söylemleri de toplumdaki her ‘dezavantajlı konumlandırılmış grup’ için geçerli olduğu gibi bu dinamikle işlemektedir. Bir yanıyla kamusal bir alan olan sosyal medya, kişilerin anonim olarak var olabilmelerinin de etkisiyle nefret söyleminin çok hızlıca üretilebildiği ve çok geniş kitlelere yayılan bir alan. Önleyici politika ve uygulamalar esas olmakla birlikte nefret söylemini de kapsayacak şekilde nefret suçlarının yasal ve idari düzeylerde tanınması ve cezai yaptırımların olması gerekiyor.’’

Neler yapılmalı?

Yasal düzenlemelerin yanı sıra kamuya yönelik eğitici programların uygulanması gerektiğine vurgu yapan Deniz sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle son dönemde translar başta olmak üzere LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı ve fobik nefret söylemlerinin, tepkisel ya da örgütlü olarak bot veya trol hesaplar karşılık verilmesi yoluyla da yayıldığını gözlemlemekteyiz. Bu bağlamda her türlü kamusal ve özel alanda, sosyal medyada, nefret söylemiyle karşılaşılması halinde neler yapılabileceğiyle ilgili çalışmalar yapılmasına da ihtiyaç olduğu söylenebilir. Yasal seçeneklerin yaratılması dışında platformların da belirli önlemler alması ve kullanıcıların yapabilecekleriyle ilgili bilgilendirici çalışmalar yürütülebilir. Nefret söylemi karşısında ve ayrımcılığın önlenmesine ilişkin kamuya dönük ve sosyal medya özelinde kampanyaların yürütülmesinin etkili olabileceğini de düşünüyoruz. Bu tür yasal düzeyde savunuculuk, politika ve uygulama özelindeki çalışmalar dışında nefret söylemi ve suçuna maruz bırakılan LGBTİ+’lar için ücretsiz olarak hukuki ve psikolojik destek hizmetleri ile akran danışmanlık desteği sağlamaktayız."

Bu yayın Hollanda Büyükelçiliği İnsan Hakları hibe programı desteğiyle yürütülen ‘Kadın ve LGBTİ+ Odaklı Şiddete Karşı İletişim Projesi-NAR Projesi’ kapsamında hazırlanmıştır. Bu yayının içeriğinden yalnızca 9 Eylül Gazetesi sorumlu olup herhangi bir şekilde Hollanda Büyükelçiliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2022, 11:56
YORUM EKLE

banner101

banner100