Türkiye’nin ilk dijital eşitsizlik ısı haritası İzmir’de hazırlanıyor
Türkiye’nin ilk dijital eşitsizlik ısı haritası İzmir’de hazırlanıyor
İçeriği Görüntüle

Ankara, Yüksel Caddesi'nde bir araya gelen lise öğrencileri okullarda artan saldırılara karşı güvenli, laik, bilimsel eğitim için Milli Eğitim Bakanlığı'na yürüdü. Milli Eğitim Bakanlığı önünde nöbetteki öğretmenlerine destek olan liseliler, saldırıların arka planında Saray rejiminin ve neoliberal politikaların yarattığı geleceksizlik, eşitsizlik ve güvencesiz koşulların olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “İktidar bugün öğrencilerin okullara ne için gittiğini ve orada neler yaşandığını, çocukların nasıl güvenli ve kaliteli eğitim alacağını, geleceğe dair nasıl umut duyacaklarını sorgulaması gereken yerde konuya ilişkin yayın yasağı getiriyor, olayı basitçe bireysel bir hadise olarak nitelendiriyor ve olayla ilgili halkı bilgilendiren sosyal medya hesapları hakkında işlem başlatıyor.

Ekran Görüntüsü 2026 04 17 183320

Öğretmenimiz Ayla Kara bir öğrencisini silahlı saldırıda korumaya çalışırken kendini siper ederek can verdi. Şimdi bu polisler neden burada? Bu ülkede her gün yeni bir can kasıtlı şekilde alınıyorken polisler neden yaşam nöbetinde buluşanları gözetliyor? Mersin'de toprağını, MEB'in önünde yaşamını savunan bu halka müdahale ediyor? Devlet, Ayla Öğretmenimiz gibi eğitimcileri ve biz öğrencileri korumak için ne yapıyor? Bizler okullarımızda polis ablukası, kapılarda X-ray cihazları değil; huzur, güven ve özgürlük istiyoruz. Okullarımızı kışlaya çevirmeye çalışan bu baskıcı kuşatmayı kabul etmiyoruz.

BU DÜZENİ AFFETMEYECEĞİZ
Liseliler olarak bizi okullarımızda güvensiz hissettiren, arkadaşlarımızı ve öğretmenlerimizi bizden koparan bu düzeni asla affetmeyeceğiz. Devlet, kamusal eğitimden uzaklaşarak eğitimi metalaştırmaya çalıştıkça sınıfsal ayrışma giderek keskinleşiyor. Eğitimin bir hak olmaktan çıkarılıp piyasalaştırılmasına karşı; ayrımsız, her çocuk için eşit, parasız ve anadilde eğitim talebimizden vazgeçmiyoruz. MESEM'lerde de gördüğümüz üzere iktidar canımız pahasına olsa bile biz çocukları kazanç sağlayabileceği, gider eksiltebileceği bir değer olarak görüyor. Ortaöğretimde öğrenci başına yapılan yıllık harcamayı Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün açıkladığı ortalamanın yalnızca %33'ünde tutarken bu kısıntının çocukların canına mal olması kabul edilemez. Maarif modele geçilmesiyle eğitim müfredatı tam anlamıyla bir propaganda aracı haline gelmiştir. Bilimin yerini ideoloji aldıkça okullar düşünce üretim alanı olmaktan çıkmaktadır. Bu politikalar derhal geri çekilmeli, eğitimde eşitlik ve güvence sağlanmalıdır.

Ekran Görüntüsü 2026 04 17 183344

ÇIKIŞ YOLUMUZ BİRLİKTELİĞİMİZ
Okulların güvenliğini askeri değil, kamusal bir temelde sağlamak için rehber öğretmenler yalnızca sembolik olarak yerleştirilmemeli, her okulda kadrolu psikolog ve rehber öğretmen bulundurulmalı. Bu durum, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; sosyal, psikolojik ve eğitim politikalarıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Sendikaların önünün kesilmemesi yoluyla eğitim emekçilerinin iş güvencesi ve güvenliği sağlanmalı ve bu soruşturmalar tamamen şeffaflıkla yürütülmelidir.

Tüm bu saldırılara ve karanlığa karşı tek çıkış yolumuzun liselilerin örgütlü mücadelesi olduğunu biliyoruz. Yan yana gelerek, omuz omuza vererek kendi geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız. Eğitim düşmanı, tarikatın bakanı Yusuf Tekin'i istifaya çağırıyoruz! Okullar yeniden yaşamın, öğrenimin, bilimin ve özgür geçen bir çocukluğun mekanı olana kadar tüm eğitim emekçileriyle, halk ve sıra arkadaşlarımızla birlikte nöbette direnmeye devam edeceğiz.”

Kaynak: AJANSLAR