Türk romanında Kurtuluş Savaşı 3

Özellikle 1981 yılından sonra yazılan romanlarda gerçek olaylar ve kahramanlar ön plana çıkmış, Mustafa Kemal Atatürk’e bir roman kahramanı gibi yer verilmiş, gerçek olaylar onun çevresinde bir roman akıcılığıyla dile getirilmiştir. Bu romanların bir kısmı o nedenle belgesel tadındadır

Türk romanında Kurtuluş Savaşı 3

Derleyen/ Hülya SOYŞEKERCİ

Özellikle 1981 yılından sonra yazılan romanlarda gerçek olaylar ve kahramanlar ön plana çıkmış, Mustafa Kemal Atatürk’e bir roman kahramanı gibi yer verilmiş, gerçek olaylar onun çevresinde bir roman akıcılığıyla dile getirilmiştir. Bu romanların bir kısmı o nedenle belgesel tadındadır. Gerçek olaylar ve gerçek kişiler boyutu daha güçlü olan bu romanlarda kurmaca olay ve kişiler de olmakla birlikte bu kişiler gerçek kahramanların çevresinde ikinci planda yer alırlar. Popüler bir yaklaşımla yazılmış olan romanlar da vardır. Romanlardan bir kısmı farklı cephelerdeki direnişi işler; önemli bir kısmı da Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan göçleri ve Mübadele’yi, insan hikâyeleri üzerinden dile getirirler. Aile hikâyeleri yazınsal bir yaklaşımla kurgulanarak romana dönüştürülür.

Dersaadet’te Sabah Ezanları, (1981) Attilâ İlhan'ın, Milli Mücadele yıllarını anlattığı bir tarihi romandır. Roman, Anadolu'nun işgal altında olduğu dönemle (İzmir'in İşgali) başlar ve Milli Mücadele yıllarını anlatır. Zengin karakter kadrosu olan romanda her karakter, dönemin siyasi veya sosyal hayatının farklı kesimlerindendir. Böylece Attilâ İlhan, Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecindeki siyasi ve sosyal unsurları göstererek, aynı unsurların Milli Mücadele dönemindeki durumlarını da gösterir. Dönemin siyasi yapısındaki İttihat ve Terakki'nin düşünce yapısını da vurgular.

Allah’ın Süngüleri, Reis Paşa, (2002) Attila İlhan bu romanında Türk Kurtuluş Savaşı'nı; Atatürk ve çevresinin o dönemde yaşadıklarını anlatmaktadır. Kurtuluş Savaşı'nın en hareketli günlerini Mustafa Kemal'in yaşamı içinde anlatan roman, Kuvayı Milliye'nin İzmir'e girişi ve Trakya'nın geri alınması ile biter. Allah'ın Süngüleri, Reis Paşa direnişin öyküsünü ve onun kahramanlarının anlatır. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Hâlide Edip, Yunus Nâdi, Makbûle Hanım, Zübeyde Hanım, Fikriye Hanım, Fevzi Çakmak (Hoca Paşa), Mustafa Suphi, Çerkez Ethem, Kâzım Karabekir gibi tarihi kişiler romanda karakter olarak hayat bulmaktadır. Romanın görsel dili Türk Kurtuluş Savaşı'nın en hummalı günlerinin ürpertici atmosferini ve Reis Paşayla birlikte Ankara'yı dile getirir.

Gül Mevsimidir, Füruzan’ın novellasıdır.(1985) Mütareke dönemi, İzmir’in işgali yılları, Kurtuluş Savaşı dönemi, İzmir’in kurtuluşu gibi tarihsel toplumsal dönemler, yapıtta bir fon olarak yer alır ve kişilerin yaşamı aracılığıyla duyumsatılır.

Gazi ve Fikriye (2001), Çamlıca’nın Üç Gülü (2002), Hıfzı Topuz’un kaleme aldığı, yarı belgesel nitelikte, popüler romanlardır. Arka planda bir dönemi anlatmakla birlikte, daha çok tarihi kişilerin özel yaşamına odaklanmıştır.

Şu Çılgın Türkler, (2005) Belgesel nitelikte bir romandır. Turgut Özakman’ın kitabın sonsözünde yazdığını özetlersek, 1948 yılında on arkadaşıyla on gün boyunca, Polatlı’dan Dumlupınar’a kadar yayan yürüyen Özakman, Milli Mücadele’nin romanını yazmaya o gün karar vermiş. Şu Çılgın Türkler 57 yıllık bir araştırmanın ürünü ve dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, ulusallaşmanın romanıdır.

Veda, Ayşe Kulin'in 2007 yılında yayımlanan tarihi romanıdır. "Esir Şehirde Bir Konak" alt başlığını taşır. Kulin'in aile hikâyesini üç nesil öncesinden başlatarak yarı kurgusal olarak aktarmaya başladığı üçlemesinin ilk romanıdır. Yazarın annesine Sitare Hanım ve dedesi Ahmet Reşat Bey’e ithaf ettiği roman, kısmen gerçeklere kısmen kurguya dayanır ve biyografik özellikler taşır. İstanbul’un işgali ve mütareke dönemi ile başlar, Kurtuluş Savaşı ve sonrası ile devam eder.

Kalpağı Gül Oyalılar, Zeliha Akçagüner’in romanı (2007) Bir yanda bitmek bilmeyen savaşlardan yorgun düşmüş, kaderine terk edilmiş yoksul bir halk, öte yanda tüm bu olumsuzluklara meydan okuyan inanç ve umudun birleştirdiği bir ulusun emperyalist güçlere karşı verdiği destansı Kurtuluş Savaşı... Roman boyunca bir fon müziği gibi sürüp giden Kurtuluş Savaşı’mızın gerisindeki olaylar ve yürekli kadınlarımızın öyküleri... Yaşamını kutsal davaya adadığını söyleyerek alanlarda on binleri coşturan Halide Edip’ler; yazıları, konuşmaları, yürekli çıkışlarıyla erkeklere örnek olan Fatma Aliye’ler, Fehime Nüshet’ler, Nezihe Muhittin’ler... Anadolu’nun göbeğinden sesini dünyaya duyuran Sivas Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin ve Türk Kadınlar Cemiyeti’nin kararlı, inançlı kadınları; "Vatan için ölmeye hazırız!" diye haykıran Bursalı, Edirneli, İnebolulu, Erzurumlu, Kastamonulu kadınlar.. Elde tüfek, belde fişeklik savaş alanlarına koşan Kara Fatma’lar, Asker Saime’ler, Ayşe Çavuş’lar, Seher Emir Ayşe’ler.. Erkeksiz kalan ocağını tüttürürken orduyu da besleyen, cephane taşıyan, yol onaran çalışkan Anadolu kadınları… Bu gerçek kahramanların yanı sıra adsız kadınları simgeleyen hayali kahramanlar... Sorbonne öğrencisi Binnaz, yaşamını yaralı askerlere adayan Necibe hemşire, Rum kızı Stella... Ve bu genç kadınların savaş ortamında kırık dökük, çoğu zaman da yarım kalan sevdaları…

“Kanımca bu romandaki en ilginç yönlerden biri, Reşat Nuri Güntekin’in bir roman kahramanı olarak tanıdığımız Çalıkuşu Feride’nin de yurt savunmasına katılan, çevresindeki kadınları yüreklendiren ve örgütleyen idealist bir öğretmen olarak Kalpağı Gül Oyalılar romanı içinde yer alması… Bu durum, Kalpağı Gül Oyalılar’ı düz bir anlatı olmaktan çıkararak, yapıtı metinlerarası ilişkilere açan ve farklı okumalara yönlendiren yaratıcı bir metne dönüştürmesiyle göz dolduruyor. (s. 380) Reşat Nuri Güntekin’in Mahmut Esat Bozkurt’un yakın arkadaşı olduğunu öğreniyor ve Çalıkuşu harekatıyla kadınları bir araya getiren Feride Öğretmen’i görüyoruz. Burada, roman kurgusu ile tarihsel gerçeğin sınırlarının ortadan kalkarak birbirine geçişmesi hayli ilginç ve dikkate değer bir durum. Zeliha Akçagüner, cesur Anadolu kadınlara vefa borcunu bu romanda dile getirirken, Kurtuluş Savaşı’na kadın sesi ve kadın duyarlıyla bakması dolayısıyla tüm zamanlar için insanların ve halkların kardeşliğini; düşmanlık yerine dostluğu vurgulamasıyla farklı bir duruş sergiliyor.” Hülya Soyşekerci/ Radikal Kitap Eki, 2007

Ah Mana Mu, (2010) Handan Gökçek’in kendi aile hikâyesinden hareket ederek romana dönüştürmüş olduğu eseridir. Mübadele günlerinde yaşananları, kendi topraklarından ayrılmanın hüznünü, bir aşk çevresinde ve birkaç nesil üzerinden dile getirir. Romanın arka planında farklı kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamaları teması vardır. Kahramanları canlı ve gerçekçi bir biçimde işlenmiş, akıcı, duru bir dille dönemin insani dramları ele alınmıştır.

Karaço, (2017) Hüseyin Yurttaş’ın Gediz ovasındaki köylerde, Soma ve çevresindeki direnişi işleyen romanıdır. “Eniştesinden miras kalan karaçoya meyve sebze yükleyip satan genç Fakı, 1919’un Mayıs’ında İzmir’in işgaline de tanık olur. İşgal yüzünden özgürlükler azalmış, yöre yabancı askerlerle dolmuştur. Yaşamını sürdürme olanağı kalmayınca Fakı’nın direniş güçlerine iki atı ve arabasıyla katılmasını, işgal kuvvetlerine on dört ay direnen Soma/Cinge cephesine karaçosuyla mühimmat taşımasını; ölüm yağdıran emperyalist uçakları, patlayan tüfekleri, mayınları, her iki taraftan ölenleri dehşet ve ibretle okuyor; o günlerden bugünlere nasıl geldiğimize dair bir kez daha derinden düşünüyoruz.

Yazar, tarihsel olayları, cephedeki mücadeleleri, halkın acılarını canlı ve akıcı tablolar halinde resmediyor. Art arda süren savaşlar nedeniyle sadece kadınların kaldığı ıssız dağ köylerinin acılarına kahramanın gözlemleri yoluyla tanık ediyor bizleri. Bir filmin içindeymişiz gibi izliyoruz her şeyi. Kurtuluş mücadelesi ve direnişin anlatıldığı sayfalarda destansı anlatımın gür sesi yükseliyor. Hüseyin Yurttaş, Karaço’da yerel tarih içindeki halk direnişine yazınsal bir yaklaşımla odaklanırken; kahramanlarının ruhsal derinliklerinin anlatımlarıyla evrensel insan gerçeklerine ulaşıyor.”

SONUÇ

Türk romanında Kurtuluş Savaşı konusu, sonsuz bir yazma ve yaratma serüveninin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça yepyeni yazınsal tekniklerle, modernist veya postmodernist bakış açısıyla gelecekte daha pek çok Kurtuluş Savaşı romanı yazılacak ve edebiyattaki seçkin yerini alacaktır.

Kaynaklar

Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi

Behçet Necatigil, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü

Mürşit Balabanlılar, Türk Romanında Kurtuluş Savaşı

Türk Dili dergisi, Türk Romanında Kurtuluş Savaşı özel sayısı

Fethi Naci, Roman ve Türkiye’de Toplumsal Değişme

Fethi Naci, Yüz Türk Romanı

Tarih ve Tarihî Roman Arasındaki İlişki,Tarihî Romanda Kişiler

Yard. Doç. Dr. Yakup ÇELİK Kırıkkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Bilig dergisi

Hülya Soyşekerci, Radikal Kitap ve Cumhuriyet Kitap yazıları

Vikipedi, güncel ansiklopedi

BİTTİ...

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2020, 10:43
YORUM EKLE

banner97

banner96