İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler ile İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım’ın konuk olduğu 9 Eylül TV’de Yazı İşleri programında Körfez’deki mevcut durum, kirliliğin nedenleri ve müdahale yolları ele alındı. Körfez’in artık “beklenerek” yönetilemeyecek bir noktaya geldiğini vurgulayan Güler ve Marım, özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının denetim, izleme ve izin yetkilerinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, Körfez çalışmalarına neden ve nasıl dahil olduklarını anlatırken, sürecin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın görevlendirmesiyle başladığını ve İZDENİZ’in klasik ulaşım rolünün ötesine geçerek İZSU ile konuya ilişkin daha güçlü çalışmalar yaptıklarını söyledi. 2024 yazındaki balık ölümlerinden sonra Çevre Bakanlığı bir Bilim Kurulu topladığını hatırlatan Güler, orta ve uzun vadeli planların konuşulduğunu ama ihtiyaç duyulan ‘acil eylem planı’na ilişkin net bir plan ortaya konulmadığını belirtti. Bunun üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, İZSU, İZPA ve İZDENİZ’in birlikte katıldığı bir çalıştay düzenlediklerini anlatan Güler, özellikle ‘acil eylem planı ne olabilir’ sorusuna cevap aradıklarını ve oluşturdukları eylem planlarını Bakanlıkla da paylaştıkları bilgisini verdi.

KÖRFEZİN RÖNTGENİ ÇEKİLİYOR

İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım ise, 2024 yazında yaşanan sonrası araştırmalara başladıklarını belirterek “Balıklar ölüyor, koku var. Bu nedenle acil eylem planı olarak neler yapılabileceğini araştırdık. Dünyada bu sorunla karşılaşanlar hangi yöntemler uygulanmış, sonuçları ne olmuş değerlendirdik. Aynı zamanda Körfez’i sürekli izlemeye aldık. Körfez bugün de uydu ve dron görüntüleri üzerinden takip ediliyor. Nerede alg yoğunluğu var, nerede artış var, nerede azalma var. Yani Körfez’in röntgenini çekiyoruz” açıklamasında bulundu.Uydunun yanı sıra çeşitli inceleme ve takipler de gerçekleştirdiklerini anlatan Marım, Körfez’de yıllardır yaşanan kirlilik birikiminin, bir eşik aşımını geçtiğini söyledi, “Bunu kusma haline benzetiyoruz. Nasıl kusma başladıktan sonra durdurması zorsa, Körfez’de de bu eşik geçildikten sonra sistem kendini kontrol edemez hale geliyor. Dip çamuru artık suyu temizlemek yerine kirletmeye başlıyor. Bu noktaya gelinmiş olması çok ciddi bir uyarı”değerlendirmesinde bulundu.

Krkookra23213

KABUL GÖREN YÖNTEM: KİL

Dünyada uygulanan yöntemler üzerindeki çalışmalar sonrası etkili birkaç yöntemin ortaya çıktığını anlatan Marım, “Ultrasonik ses cihazları, hava bariyerleri, kil uygulaması etkili yöntemler olarak belirlendi. Deniz ortamında kimyasal kullanımı ciddi riskler barındırdığından bakır sülfat gibi yöntemleri en başta eledik. Elde edilen sonuçları değerlendirdiğimizde, ultrasonik ses cihazları çok sınırlı alanlarda etkili, hava bariyerleri ise dere ağızlarında uygulanabilecek yöntemler olarak karşımıza çıktı. İzmir Körfezi’ne uygulanırlıklarının sınırlı kalacağını gördük. Literatürde en çok önerilen yöntem kil uygulamasını ele alarak üzerinde daha detaylı araştırmalar yaptık” bilgilerini paylaştı.

Tugay'dan Körfez'e ihanet edenlere tepki: Göz göre göre kirletiyorlar
Tugay'dan Körfez'e ihanet edenlere tepki: Göz göre göre kirletiyorlar
İçeriği Görüntüle

A Y4 I1603

BU BİR YANGINA SÖNDÜRME OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ

Işıkhan Güler, kil uygulamasının, çevresel felaket anlarında devreye giren bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “Balık ölümleri sonuç itibariyle bir çevre felaketidir. Böyle durumlarda yangın gibi düşünmek lazım. Yangın çıktığında kimse ‘önce ormanı planlayalım’ demez. Önce yangını söndürürsünüz. Bu acil eylem planları da tam olarak bunun için var. Kalıcı çözüm değildir ama felaketin büyümesini engeller. Bizim kil uygulamasına yaklaşımımız da bu. Yani ‘bunu yapalım ve her şey çözülsün’ demiyoruz. Ama balıklar ölürken, koku yayılırken ‘hiçbir şey yapmayalım’ demek de kabul edilebilir değil. Bu konuda çok kapsamlı bir literatür taraması yaptık. Sadece akademik makalelere bakmadık; UNESCO’ya sorduk, Amerikan Çevre Ajansı EPA’ya sorduk. Bu sorun sadece İzmir’de yaşanmıyor. UNESCO’nun Harmful Algal Bloom (HAB) programı var. Bu programın manuelinde kil uygulaması açıkça yer alıyor. Bu manueli hazırlayan yaklaşık 30 bilim insanı var, bu kişilere ulaştık.”

BAKANLIK MÜDAHALE ETTİ

Kil uygulamasında izin süreçlerinin de önemli bir tartışma başlığı olduğunu anlatan Gökhan Marım, çalışmalar sonrası ‘acil eylem planı’ hazırladıklarını, algların yayılmaya başladığı dönemin öncesi Ocak ayında ‘kil uygulaması’ yapmak için İZSU’nun ilgili Bakanlığa yazı gönderdiğini, UNESCO ve EPA gibi uluslararası kuruluşların görüşlerini de aktardıklarını anlattı. Bakanlık’tan uzun süre cevap alınamaması üzerine alg patlamalarının yayılmaya başlamasıyla bölgesel denemeler başlattıklarını ifade eden Marım, Bakanlık’tan Haziran ayında işlemin ‘durdurulması’ uyarısı geldiği, bundan 1 ay sonra balık ölümlerinin başlamasıyla da pilot uygulama yapılmasına izni verildiğini anlattı. Pilot uygulamaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Marım, “Uydu görüntülerinden de çok net bir fark oluşturduğunu gördük. Aynı bölgenin günler içindeki uydu görüntülerini karşılaştırdığınızda alg yoğunluğunun ciddi şekilde azaldı. 2024 yılında 87 ton balık ölümü yaşandı, 2025’te ise bakanlık durdurması nedeniyle yaşanan geç müdahaleye rağmen bu uygulama sayesinde 17 tonda kaldı, yaklaşık yüzde 80’lik bir azalma oldu” bilgisini verdi.

Kil uygulamasından aldıkları olumlu sonuçları raporladıklarını, Bakanlık’la paylaştıklarını ifade eden Marım, önümüzdeki süreçte de bu uygulamayı yapmak için gerekli görüşmelerin sürdüğü bilgisini paylaştı. Marım, ilk atılması gereken adımın ‘kirletmenin önünü almak’ olduğunu vurgulayarak, Bakanlık’ın denetim ve sorumluluğunda kalan Gediz nehri üzerinden gelen kirliliğin önlenmesinin önemine dikkat çekti.

SAĞLIKLI DENETİM İÇİN ANLIK İZLEME

İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, temiz körfez için denetim mekanizmasının sağlıklı işleyişinin önemine dikkat çekti: “Gerçek anlamda denetim yapmak istiyorsanız, sürekli gözlem yapmanız lazım. Online izleme sistemleri olmadan bu iş olmaz. Çiğli Arıtma Tesisi’nde Bakanlık bu sistemi görüyor. Anlık olarak bütün parametreleri izleyebiliyor. Gediz’e deşarj eden her nokta için de aynı sistem kurulmalı. Aksi halde siz sadece ihbarla, şikâyetle, dönemsel denetimlerle bu sorunu çözemezsiniz. Biz sahada çalıştığımız için söylüyoruz; ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz.”

İZSU ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YAPIYOR

İZSU’nun da Körfez kirliliğinin önüne geçmek için önemli ve hızlı çalışmalar yaptığını vurgulayan Işıkhan Güler, Çiğli’deki arıtmanın 4. Fazının da bunlar arasında yer aldığını, yağmur suyu ve kanalizasyon ayrıştırma projelerine de hız verildiğini aktardı. Çiğli Arıtma Tesisileri’nde arıtılıp körfeze aktarılan su kalitesinsn Bakanlık tarafından anlık olarak izlendiğini vurgulayan Güler, Körfez’i en yoğun besleyen kaynağın Gediz Nehri olduğunu ve buradan da yoğun kirliliğin taşındığını belirtti, şunları söyledi:

“Ağıl Deresi Mavişehir ile Atatürk Organize Sanayi Bölgesi arasında, Körfez’e doğrudan dökülen dere. Diğer dereler yazın kuruyor ama Ağıl Deresi yazın da akıyor. Yani yılın tamamında Körfez’e su taşıyor. Bu su ciddi bir kirlilik yüküyle geliyor. Çünkü hem organize sanayi bölgelerinden hem de tarımsal alanlardan gelen yükü taşıyor.”

A Y4 I1588

15 YILLIK ÇALIŞMA ÇÖPE Mİ GİTTİ

İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, körfezdeki sürkilasyon ve navigasyon kanalları hakkında da bilgi verdi, 15 yıllık projeyi askıya alacak gelişmelerin yaşandığını aktardı.

Körfezde derinliğin az olması nedeniyle su devir-daiminin de çok yavaş gerçekleştiğini belirten Güler, 15 yıl önce Körfez temizliği için bu hareketliliği sağlama hedefiyle sürlilasyon ve navigasyon kanallarının açılması projelerinin hazırlandığını hatırlattı. Proje hazılığında kendisinin de akademisyen olarak yer aldığını bildiren Güler, iç körfezdeki suyu dışarı verecek sürkilasyon kanalının İzBB, dış körfezdeki suyun iç körfeze girmesini sağlayacak, aynı zamanda büyük tonajlı gemilerin de limana ulaşma yolu olacak navigasyon kanalının da Ulaştırma Bakanlığı tarafından üstlenildiğini söyledi. Güler, “Burada açılacak iki kanal, dip derinleştirmesi anlamına geliyor. Yer yer çok sığlaşmalar var. Buraların zeminden toprak alarak sabit bir derinliğe ulaşması gerekiyor ki su girişi ve çıkış yolu olabilsin. Amaç su kalitesini iyileştirmek, Körfez’in kendi kendini temizleme kapasitesini artırmak. Bu proje için TÜBİTAK’la, üniversitelerle yapılan modellemeler var. Bu modellemelerde sirkülasyon kanalının su kalitesine olumlu katkı yapacağı öngörülmüş. Genel kanı, sirkülasyonun su kalitesine pozitif etki edeceği yönünde” açıklamasını yaptı.

45 MİLYON M3’LÜK DÜĞÜM

Burada karşılaşılan temel sorunun kanalın açılmasdan ziyade, navigasyon ve sirkülasyon kanalları için dipten çıkması planlanan 45 milyon metreküpe yakın zemin çamurunun olduğunu belirten Güler, “Bir kamyonun ortalama 10 metreküp taşıdığını düşünürseniz, bunun ne kadar büyük bir hacim olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bilim insanlarıyla Kuzey Avrupa ülkelerindeki benzer uygulamalara dayanılarak çözüm üretildi; Çiğli açıklarında doğal yaşam alanı olarak kullanılacak yapay adacık oluşturulması planlandı. Dipten çıkan malzemenin bertarafının yanında kuşlar ve doğal yaşam için yeni habitatlar yaratacak bir proje. ÇED onayı da 2016 yılında alındi” açıklamasında bulundu.

İMAR PLANINA İPTAL

Güler, ada için verilen imar planlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde iptal edildiğini açıkladı. Bu iptalin bir türlü hayata geçmeyen projeye de ciddi darbe olduğunu aktaran Güler, “Şu an elimizde onaylı bir döküm sahası yok. Döküm sahası olmadan tarama yapamazsınız. Tarama yapamazsanız kanal açamazsınız. Yani proje şu an fiilen durmuş durumda. Bu projeyle ilgili yaklaşık 15 yıldır süren bir çalışmalar var. Akademik emek var, parasal emek var, kurumsal emek var. Bu emeklerin tamamı şu an askıda. Bu sadece bir kanal projesinin durması değil, yıllarca yapılan çalışmaların heba olma riskiyle karşı karşıya kalması demek. Dip çamurunun açık dış körfeze taşınması ise, projenin maliyetlerini ve süresini çok uzatır. Kirlilik kaynaklarını, Gediz’i, dereleri, kaçak deşarjları kesmeden, sadece kanal açarak Körfez’i temizleyemezsiniz. Yaptığımız acil eylem planları, kil uygulaması, deniz marulu toplama, derelerin ıslahı gibi işler Körfez’in bekleyemeyecek kadar acil olan ihtiyaçları. Kanal projesi ise kirlilik kesildikten sonra iyileşmeyi hızlandıracak bir destekleyici proje olabilir.”

Kaynak: özge uyanık