Barış GÜLMEZ - "Hepimiz kulaklarımızı tıkıyoruz. Kadınının çığlığı içimizden geliyor sanki. Yardım için yalvarıyor. Ben müzik açıyorum, karşı komşu da haftalık dizisini. Kimse bunu konuşmuyor."

Üniversiteli genç kızın sevgilisi tarafından öldürülmesine aynı apartmanda yaşayan kadınların verdiği tepkileri ve tepkisizlikleri sahneye taşıyan Blok A6 isimli tek kişilik tiyatro oyunu, bu sözlerle başlıyor.

Tiyatro Sis çatısı altındaki kadın sanatçıların hazırladığı ve prömiyeri Han Tiyatro'da gerçekleştirilen Blok A6, kadına yönelik şiddete kadınca bir özeleştiri yapıyor.

Emek Eroğlu'nun yazıp yönettiği oyunda bir sandalyenin üzerinde 5 kadın karakteri canlandıran oyuncu Menzil Tepe, şiddete maruz kalmanın yol açtığı travmaları, şiddetin mağduru ya da şahidi olmuş kadınların birbirine bağlanan hikayesiyle anlatıyor.

İlk gösterimde izleyenlerin beğenisini kazanan oyunun ikinci gösterimi 10 Mart’ta yapıldı.  Oyun, 29 Mart’ta Tiyatrolog’da yeniden izleyici karşısında olacak.

Haber dili kadına yönelik erkek şiddetini tetikliyor Haber dili kadına yönelik erkek şiddetini tetikliyor

SİHİRLİ BİR DEĞNEK DEĞİL AMA…

9 Eylül Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan oyuncu Menzil Tepe, ilk kez tek kişilik bir oyunla seyirci karşısına çıktığını belirterek tiyatronun bir şeyleri değiştirmek için sihirli bir değnek olmadığını ancak farkındalık yaratma gücüne inandıklarını söyledi.

Kadınların, kadına yönelik şiddete gerektiği kadar tepkili olamadığını, bunun dayanışma eksikliğini de beraberinde getirdiğini dile getiren Tepe, şu değerlendirmede bulundu:

“Oyundaki kadınlar, şahit oldukları şiddet olayları karşısında gereken tepkiyi vermiyorlar. Görmezden gelmeyi, yokmuş gibi davranmayı tercih diyorlar. Ancak ölümle sonuçlanan olaylarda biraz sarsılıyorlar. Oyun, kadınların bu tepkisizliklerini de eleştiriyor ve birbirlerine çok daha fazla destek olmaları gerektiğine vurgu yapıyor. Gerçeklikle ancak şiddete şahit oldukları zaman yüzleşebiliyorlar. Bu duruma dikkat çekmek, oyunun amaçladığı bir diğer unsur. Başta kadınlar olmak üzere şiddete maruz kalan tüm bireylerin nefes alabilmek için yerlerinden kalkmaları ve sağlıklı ortamlar bulmaları gerekiyor. Şiddetin hiçbir çeşidini kader olarak kabul edip kanıksamamalıyız."

Oyundaki karakterlerin bazılarının gerçek dünyadan soyutlanmış bir durumda olduklarını da ifade eden Tepe, genel bir sıkışmışlık duygusuna gönderme yapmak amacıyla oyunun tamamının bir sandalye üzerinde geçtiğini de dile getirdi.

KADINLARIN VİCDANINA SESLENİYOR

Oyunun dramaturjisini üstlenen Begüm Ateş de oyunun kadınların vicdanına yönelen eleştirel bir yanı olduğuna dikkat çekti.

"Kadına yönelik şiddetle ilgili asıl olan konu, kadınların bu konuda ne yaptığı" diyen Ateş, oyunda kadın karakterleri adeta sandalyeye mahkum şekilde tasvir ettiklerini ifade etti.

Ateş, şöyle konuştu: "Kadınlar, hareket alanlarını genişletmek için sokağa çıkmalılar ve kendi hikayelerine benzer hikayelerin olduğuna şahit olmalılar. Oyunda göstermeyi hedeflediğimiz şeylerden biri de bu. Yakınlarında şiddete maruz kalan başka kadınlar olduğuna şahit oldukları halde, bu durumdan sıyrılmak için bahaneler uyduruyorlar. Kimisi korku ve kaygılarından kimisi konfor alanını terk etmek istemediğinden. Oyun, içinde bulunduğu gerçekliği seyirciye göstererek farkındalık yaratmak istiyor. Bu durumdan ancak kadın dayanışmasıyla, fikir ve tecrübe alışverişiyle çıkabiliriz. Nefeslerimizi biraraya getirerek tek bir nefes yapabiliriz. Böylece her birimizin daha rahat nefes almasına yardımcı olabiliriz.”

Kaynak: Barış GÜLMEZ