Türkiye’nin batı kıyılarını etkisi altına alan şiddetli kuraklık, Ege’nin incisi İzmir için bir kabusa dönüşmüş durumda. İklim değişikliğinin somut etkilerinin en sert hissedildiği kentte, su kaynakları her geçen gün biraz daha kuruyor. Geçtiğimiz günlerde yüzünü gösteren yağışlar, İzmirlilerde kısa süreli bir umut yaratmış, baraj havzalarında ufak da olsa bir hareketlilik gözlenmişti. Özellikle kentin en hayati su kaynağı olan Tahtalı Barajı, teknik olarak "ölü hacim" sayılan seviyelerden milim milim yükselerek yüzde 1’in üzerine çıkmıştı. Ancak İZSU Genel Müdürlüğü’nün 19 Ocak 2026 tarihli son verileri, bu iyimser havanın yerini yeniden derin bir endişeye bıraktığını ortaya koydu. Barajlardaki su seviyeleri, istikrarlı bir yükseliş trendi yakalamak bir yana, yeniden düşüşe geçerek alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

Yağmur sevinci kısa sürdü: Tahtalı’da tehlikeli düşüş
Kentin su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı’ndaki grafik, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Yağışlarla birlikte yüzde 1,04 seviyesini gören aktif doluluk oranı, son ölçümlerde gerileyerek yüzde 0,79 seviyesine düştü. Barajdaki toplam su hacmi yaklaşık 21 milyon 868 bin metreküp olarak ölçülse de, şebekeye verilebilecek kullanılabilir su hacmi sadece 2 milyon 268 bin metreküp civarında kaldı. Bu rakamlar, barajın teknik olarak dip noktada olduğunu gösteriyor. Bir önceki yılın aynı döneminde Tahtalı Barajı’nın doluluk oranının yüzde 14,29 ve kullanılabilir su miktarının 41 milyon metreküp olduğu hatırlandığında, aradan geçen bir yılda yaşanan kaybın boyutu, kuraklık felaketinin ne denli büyük olduğunu kanıtlıyor.

Tablo korkutuyor: iki büyük baraj tamamen kurudu
Verilerdeki en çarpıcı ve korkutucu detay ise kentin diğer iki önemli su kaynağında gizli. Raporlara göre Gördes Barajı ve Balçova Barajı'nda aktif doluluk oranı tam anlamıyla sıfır olarak kayıtlara geçti. Gördes Barajı'nda kullanılabilir su hacmi "yok" seviyesinde kalırken, Balçova Barajı da tamamen kurumuş durumda. Oysa sadece bir yıl önce, 19 Ocak 2025 tarihinde Balçova Barajı yüzde 25, Gördes Barajı ise yüzde 4,95 doluluk oranıyla kente hizmet veriyordu. Bugün gelinen noktada, bu havzaların tamamen toprak zemine dönüşmesi, İzmir’in su yönetiminde ne kadar zorlu bir sürece girdiğinin en net göstergesi oldu.

Kalan rezervler de alarm veriyor
Düşüş trendi sadece kurumuş barajlarla sınırlı değil; hala su tutabilen havzalarda da ciddi bir erime söz konusu. Bölgenin nispeten en dolu barajı olan Güzelhisar Barajı, geçen yılın aynı döneminde yüzde 69,80 doluluk oranına sahipken, bu yıl yüzde 41,61 seviyesine geriledi. Benzer şekilde Ürkmez Barajı yüzde 23,88’den yüzde 7,33’e, Çeşme yarımadasının su kaynağı olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı ise yüzde 21,68’den yüzde 5,60’a düştü. Neredeyse tüm barajlarda geçen yıla oranla yarı yarıya, hatta daha fazla bir kayıp yaşanması, kentin su stoklarının tükenme noktasına geldiğini doğruluyor.

Musluklardan su akmıyor: kesintiler hayatı zorluyor
Barajlardaki bu yokluk tablosu, vatandaşın günlük yaşamına su kesintisi olarak yansımaya devam ediyor. İZSU tarafından Ağustos ayından bu yana uygulanan zorunlu tasarruf tedbirleri kapsamında, kentin büyük bölümünde sular her gece saat 23.00 ile 05.00 arasında kesiliyor. Vatandaşlar, duş, çamaşır ve bulaşık gibi temel ihtiyaçlarını bu saat aralığının dışına taşımak zorunda kalıyor. Yetkililer, mevcut rezervlerin en verimli şekilde kullanılması ve kentin tamamen susuz kalmaması için bu uygulamanın kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Ancak baraj havzalarına beklenen yağışların düşmemesi durumunda, yaz aylarına doğru kesinti saatlerinin uzaması veya daha radikal tedbirlerin gündeme gelmesi ihtimal dahilinde. İklim krizi ile mücadele eden İzmir’de gözler gökyüzünde, ancak meteorolojik veriler henüz beklenen müjdeyi vermiş değil.





