İklim değişikliğinin küresel çapta yarattığı tahribat, Ege Bölgesi’nin kalbi İzmir’de de en sert yüzünü göstermeye başladı. Kentte giderek derinleşen kuraklık, azalan yer üstü su kaynakları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen geniş katılımlı "Sulama Kooperatifleri Toplantısı"nda ele alındı. Alsancak’taki Tarihi Havagazı Fabrikası, kentin en hayati sorununu konuşmak üzere bürokratları, bilim insanlarını ve tarladaki üreticiyi aynı çatı altında buluşturdu. Toplantının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, meselenin siyaset üstü bir beka sorunu olduğunu vurgulayarak, çözümün ancak topyekûn bir dayanışma ile mümkün olabileceğini ifade etti.
Suyun yüzde yetmişi tarımsal sulamaya gidiyor
Toplantıda yaptığı konuşmada mevcut tablonun ciddiyetini rakamlarla ortaya koyan Başkan Tugay, su krizinin sadece teknik bir altyapı sorunu olmadığını, aynı zamanda derin bir ekonomik ve sosyolojik kriz potansiyeli taşıdığını belirtti. 2025 yılının meteorolojik veriler ışığında beklenenden çok daha kurak geçtiğini hatırlatan Tugay, İzmir’in bugün itibarıyla bir numaralı gündem maddesinin tartışmasız su yönetimi olduğunu söyledi. Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa dahi hiçbir soruna sırtlarını dönemeyeceklerini belirten Tugay, tüketim alışkanlıklarına dikkat çekti. Kentteki toplam su tüketiminin yüzde 70’inin tarımsal sulama kaynaklı olduğunu açıklayan Tugay, "Yüzde 10’luk kentsel tüketim veya yüzde 20’lik sanayi kullanımı kadar, hatta onlardan çok daha fazla tarımsal sulamadaki verimlilik hayati önem taşıyor. Vahşi sulama yöntemlerini terk etmeden, kooperatiflerimizle iş birliği yapmadan bu süreci yönetemeyiz" değerlendirmesinde bulundu.

Belediyenin kasası halkın kasasıdır
Tarımsal desteklemeler konusunda da üreticilere net mesajlar veren Dr. Cemil Tugay, belediye bütçesinin şeffaf ve verimli kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen İzmirlilere ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin "gerçek üreticiye" ulaşması konusunda hassas olduklarını dile getirdi. Sürdürülebilir olmayan, bugün başlayıp yarın yarım bırakılan projelere kaynak aktarılmayacağını belirten Başkan Tugay, "Bu para ne benim ne de başkasının; bu para halkın parasıdır. Gerçekten üretim yapmak isteyen, toprağına sahip çıkan, hayvancılık ile uğraşan herkesin yanındayız. Mali yapımız her geçen gün güçleniyor, ancak israfa tahammülümüz yok. Samimiyetle üretim yapan çiftçimize fidanından ekipmanına kadar her türlü desteği vermeye hazırız" ifadelerini kullandı.
Barajlarda su seviyesi tarihi diplerde
Toplantının teknik sunum bölümünde söz alan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, kentin su arzına ilişkin karamsar ancak gerçekçi bir tablo çizdi. İzmir’in su ihtiyacını karşılayan barajlardaki doluluk oranlarının tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilediğini açıklayan Erdoğan, özellikle Tahtalı ve Gördes barajlarındaki durumun ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu vurguladı. Yüzeysel su kaynaklarının tükenme noktasına gelmesi nedeniyle kentin içme suyunun yüzde 74’ünün yer altı kaynaklarından karşılandığını belirten Erdoğan, "Yer altı sularına bu denli yüklenmek sürdürülebilir değil ancak şu an için mecburuz. Yaptığımız sondaj çalışmalarıyla sisteme saniyede 2 bin litre ilave su kazandırdık. Ancak asıl hedefimiz kayıp-kaçak oranlarını düşürmek. Merkezde bu oranı yüzde 24,8’e çektik ve her yüzde 1’lik düşüş bizim için yeni bir baraj inşa etmek kadar kıymetli" şeklinde konuştu.
Deniz suyu arıtma ve bulut tohumlama masada
Gürkan Erdoğan, kısa, orta ve uzun vadeli eylem planlarını da kamuoyu ile paylaştı. Kısa vadede Tahtalı Barajı’nın ölü hacmindeki suyun kullanılması için teknik hazırlıkların yapıldığını ve Temmuz 2026’da bu sürecin ihalesine çıkılacağını duyurdu. İklim krizinin etkilerinin artarak devam edeceği öngörüsüyle alternatif kaynak arayışlarının hızlandığını belirten Erdoğan, yüksek enerji maliyetlerine rağmen deniz suyu arıtma tesislerinin artık kaçınılmaz bir seçenek olarak masada durduğunu söyledi. Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile "bulut tohumlama" teknolojisi üzerine görüşmelerin sürdüğü, bu yöntemin tek başına çözüm olmasa da destekleyici bir araç olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Bilimsel veriler yapısal değişimi işaret ediyor
Toplantıda söz alan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise meselenin bilimsel boyutuna dikkat çekti. Yağış rejimindeki düzensizliğin geçici bir anomali değil, yapısal ve kalıcı bir iklim değişikliği olduğunu vurgulayan Kurucu, önümüzdeki 20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının şiddetleneceği uyarısında bulundu. Havza bazlı planlamanın bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Kurucu, sulama kooperatifleri ile yürütülecek bilimsel izleme çalışmalarının önemine değindi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür de kent genelindeki 289 kooperatife sağlanan gölet, sondaj ve ekipman desteklerinin artarak devam edeceğini bildirdi.





