İzmir’de 30 Ekim depreminin üzerinden geçen yıllara rağmen barınma ve hak sahipliği sorunları çözülmezken, depremzedelerin tepkisi bayram öncesi yeniden yükseldi. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan, “Bayram gelmiş neyime” başlıklı açıklamasıyla hem yaşanan mağduriyetleri hem de çözüm bekleyen başlıkları bir kez daha gündeme taşıdı. Özkan, sürecin artık yalnızca bir gecikme değil, açık bir ihmal olduğunu vurguladı.
Özkan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İzmir’de deprem üzerinden yıllar geçti.
Ama depremzedelerin hayatında değişen bir şey olmadı.
Orta ve az hasarlı konutlarda yaşayan binlerce vatandaşımız hâlâ evine giremiyor, hâlâ kendi imkanlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Devletin ve yerel yönetimlerin çözmesi gereken bir sorun, yıllardır vatandaşın sırtına yüklenmiş durumda.
O yer kavramı ile mağdur olan depremzedelerimizin aynı ilçe sınırları içinde birden fazla konutu bulunması ve bu konutlardan birisinin hasarsız olması, hak sahipliğini yitirmesine sebep olmakta; bu da ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır.
Bugün depremzedeler sadece bir barınma sorunu yaşamıyor; aynı zamanda yalnız bırakılmışlık duygusuyla mücadele ediyor.
Emsal artışı süresinin dolmasına yalnızca aylar kalmışken, hâlâ net bir çözüm ortaya konmamış olması artık bir gecikme değil, açık bir ihmaldir.
Daha da vahimi; riskli yapı olarak tespit edilen binalarda yaşayan vatandaşlarımız, emsal süresine yetişememe korkusuyla evlerini yıkıp yıkmama arasında bırakılmıştır. Aynı apartmanda yaşayan insanlar bugün birbirine düşmekte, komşuluk ilişkileri bozulmakta, toplumsal huzur zedelenmektedir.
Deprem sadece binaları yıkmadı
Açıklamasının devamında Özkan, depremzedelerin görünmeyen sorunlarına ve artan mağduriyetlere dikkat çekti:
"Depremde ağır hasarlı binalarda kiracı olarak yakalanan vatandaşlarımız ise tamamen yok sayılmıştır. Hak sahipliği verilmediği için hiçbir başvuru hakkı tanınmamış, hiçbir çözüm mekanizmasına dahil edilmemiştir. Bu insanlar, bu şehrin görünmeyen depremzedeleri haline getirilmiştir.
En azından TOKİ kuralarında öncelik verilmesi yönündeki taleplerimiz dahi karşılık bulmamıştır.
İzmir’de on binlerce bağımsız bölüm hâlâ sorunlu, yüz binlerce vatandaş depremden etkilenmiş durumdadır; bu tablo artık yönetilemeyen bir sürecin değil, sahiplenilmeyen bir sorunun sonucudur.
Beş yıl önce depremde hayatını kaybeden canlarımızın ailelerinin mahkeme süreçleri hâlâ sonuçlanmamış, bu konuda hiçbir hukuki düzenleme yapılmamıştır. Bu da derin bir mağduriyet ve adaletsizlik yaratmaktadır.
Kendi haline bırakılan depremzedeler ile riskli yapı maliklerinin müteahhitler karşısında yaşadığı mağduriyet ise artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaşmıştır. Yapılan sözleşmelerin üzerinden 24 ay geçmesine rağmen birçok inşaatta hâlâ tek bir çivi dahi çakılmamıştır. Buna rağmen bazı müteahhitler, mevcut anlaşmaların üzerine 3-4 kez ek maliyet talep ederek vatandaşları çaresiz bırakmaktadır. Bu baskıya dayanamayan birçok malik, konutunu satmak zorunda kalmakta; yılların birikimi ve emeği adeta elinden alınmaktadır. Bu tablo, açık bir mağduriyetin ötesinde, ciddi bir adalet sorunu haline gelmiştir.
Bugün bayramdan söz ediliyor.
Ama gerçek şudur:
Evi olmayan, evine giremeyen, yarın ne olacağını bilmeyen insanlar için bayram yoktur.
Buradan açık ve net ifade ediyoruz:
• Bu sorunun çözülmemesi bir tercih haline gelmiştir.
• Depremzedelerin yalnız bırakılması kabul edilemez.
• Bu sürecin sorumluluğu artık görmezden gelinemez.
Acil olarak:
• Emsal artışı süresi uzatılmalıdır.
• Orta ve az hasarlı konutlar için somut çözüm açıklanmalıdır.
• Riskli yapı süreçlerinde vatandaşlar karşı karşıya bırakılmamalıdır.
• Depremde kiracı olarak mağdur olan vatandaşlara hak tanınmalıdır.
Aksi halde yaşanan mağduriyetin büyümesinin ve toplumsal kırılmanın derinleşmesinin sorumluluğu açıkça ortadadır.
Ve biz bir kez daha söylüyoruz:
Bayram gelmiş neyime!!"