6 Ocak Muğla'da Elektrik Kesintisi! Hangi İlçeler Etkilenecek?
6 Ocak Muğla'da Elektrik Kesintisi! Hangi İlçeler Etkilenecek?
İçeriği Görüntüle

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin en büyük iştiraklerinden biri olan İZBETON A.Ş. üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm projeleri ve kooperatif modellerine ilişkin açılan davanın yankıları sürüyor. Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen duruşmada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile birlikte sanık sandalyesinde oturan eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, mahkeme heyetine karşı oldukça sert ve duygusal bir savunma gerçekleştirdi. Tutuklu yargılanan Kaya, savunmasında hem hukuki süreci eleştirdi hem de dava dosyasına giren bilirkişi raporunun taraflı ve eksik olduğunu öne sürdü. Kaya’nın hedefinde ise inşaatların durdurulmasına neden olan mühürleme işlemleri ve raporu hazırlayan uzmanlar vardı.

Yargılama değil infaz yapılıyor

Duruşmada söz alan Heval Savaş Kaya, mahkemenin tutumuna ve bilirkişi raporunun içeriğine yönelik eleştirilerini dile getirirken, adil yargılanma inancını yitirdiğini vurguladı. Savunmasının başında "Ceza verin bitsin gitsin" diyerek sitemini dile getiren Kaya, mahkeme heyetinin bir talimat doğrultusunda hareket ettiği imasında bulundu. Uzman görüşlerinin ve lehte olan delillerin dosyada görmezden gelindiğini savunan Kaya, "B. Almışsın oradaki rakama koymuşsun al bilirkişi. Söylediğimiz her şey yolunda uzayda kaybolduğu için. Bilirkişi ne işe yarar? Bu davanın bu hale gelmesinin sebebi kumpasla yapılan mühürleme" ifadelerini kullandı. Kaya, 1,5 saat süren önceki savunmasının raporda tek satırla bile yer almamasını, sürecin hukuki bir arayıştan ziyade bir cezalandırma operasyonuna dönüştüğünün kanıtı olarak sundu.

Kumpas iddiası

Heval Savaş Kaya’nın savunmasındaki en çarpıcı bölüm, davanın çıkış noktasına ilişkin yaptığı "kumpas" tespiti oldu. İnşaatların gecikmesi ve kamu zararı iddialarının temel sebebinin, şantiyelerin haksız yere mühürlenmesi olduğunu öne süren Kaya, "Bu davanın bu hale gelmesinin tek sebebi, kumpasla yapılan mühürleme işlemidir" dedi. Kaya, 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası kapsamında İZBETON’un ihale yapma yetkisi ve sorumluluğunun sorgulanmasını eleştirerek, sürecin yasalara uygun işlediğini ancak dış müdahalelerle projenin kilitlendiğini savundu. Mühürleme işlemiyle inşaatların durdurulduğunu, ardından da "işler yürümüyor" denilerek soruşturma açıldığını belirten Kaya, bu durumun organize bir süreç olduğunu iddia etti.

Bilirkişi raporuna sert çıkış

Dosyaya eklenen bilirkişi raporunu "ciddiyetten uzak" olarak tanımlayan Kaya, raporun maddi gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Belediyenin resmi olarak "zararım yok" yazısı vermesine rağmen, raporda ısrarla kamu zararından bahsedilmesini eleştiren Kaya, "Belediyeden ‘zararım yok’ yazısı var. Bir şey de saçmalık de. Kooperatif sözleşmeleri devam ediyor. Olumsuz de geçersiz de. Kooperatif İZBETON’a verdiği taahhüt duruyor. Bu kadar zulüm edilmez ki insana?" şeklinde konuştu. Bayındır İşleri Genel Şartnamesi’nin açık hükümlerine rağmen raporun keyfi yorumlarla hazırlandığını belirten eski genel müdür, tapuların teminat olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi uhdesinde tutulduğunu, ancak raporda bu güvencelerden tek kelime dahi bahsedilmediğini vurguladı.

Muhtemel suçla yargılama olmaz

Raporun dilini ve mantığını da eleştiren Kaya, Sayıştay denetçilerinin ifadelerine atıfta bulunarak "muhtemelen zarar" kavramının hukukta yeri olmadığını savundu. Kaya, Sayıştay muhtemelen zarar demiş. ‘Bir insan bir insanı muhtemelen öldürecek’ diye suç olur mu? Yazarken düşünmemiş bile" sorusunu yönelterek suçlamaların absürtlüğüne dikkat çekti. Temsil ve ağırlama giderleriyle ilgili suçlamalara da değinen Kaya, yönetmeliklerin genel müdürleri bu kısıtlamalardan muaf tuttuğunu hatırlattı. Şirket yönetim kurulu başkanının harcamalardan haberdar olduğunu belirten Kaya, ", temsil ağırlama ile ilgili şirketin yönetim kurulu başkanı temsil ağırlama giderlerinden haberdar. Yönetmelik ‘ genel müdüre uygulanmaz’ diyor. Ben kimim? Sanığım" dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ