Ramazanda bağırsaklarınızı destekleyecek mükemmel tarif! Sahurdan sonra 1 kaşık tüketin
Ramazanda bağırsaklarınızı destekleyecek mükemmel tarif! Sahurdan sonra 1 kaşık tüketin
İçeriği Görüntüle

Ege'nin incisi İzmir, tıp dünyasını duygulandıran ve organ bağışı konusunda tüm Türkiye'ye ders niteliğinde bir dayanışma öyküsüne sahne oldu. Kemalpaşa ilçesinde yaşamını sürdüren Kara ve Ayhan ailelerinin hayatı, tıp literatüründe "Nefronoftizis" olarak bilinen sinsi bir genetik hastalık yüzünden yıllar boyu hastane koridorlarında geçti. Ailenin peşini bırakmayan bu kalıtsal rahatsızlık, ilk olarak kırk yaşındaki Songül Kara'yı gençlik yıllarında yakaladı. Uygulanan tüm yoğun tedavilere ve ilaç rejimlerine rağmen hastalığın ilerlemesi durdurulamayınca, böbreklerinin iflas ettiği gerçeğiyle yüzleşen genç kadın için karanlık günler başladı. Ancak bu zorlu süreç, aile bağlarının ne denli güçlü olduğunu kanıtlayan ardışık kahramanlık destanlarının sadece başlangıcıydı.

Aynı hastane koridorlarında tekrarlanan tarih

Takvim yaprakları 2009 yılını gösterdiğinde, diyaliz makinesine bağımlı bir hayat süren Songül Kara'nın imdadına en büyük ağabeyi Ağıt Ayhan yetişti. O dönem Çiğli'de bulunan özel bir sağlık kompleksinde gerçekleştirilen başarılı bir cerrahi operasyonla ağabeyinden alınan böbrek, genç kadına adeta ikinci bir ömür bahşetti. Yıllar boyunca sağlığına kavuşmanın ve normal bir hayat sürmenin mutluluğunu yaşayan annenin dünyası, kızı Yaren'in büyüme çağında aldığı acı bir haberle yeniden yıkıldı. Henüz sekiz yaşındayken annesiyle aynı makus talihi paylaşan ve Nefronoftizis teşhisi konulan Yaren Kara, dört yıl boyunca zorlu bir diyaliz ve ilaç tedavisi sürecine göğüs germek zorunda kaldı. On iki yaşına geldiğinde böbreklerinin tamamen işlevini yitirmesiyle birlikte, ailenin on yedi yıl önce yaşadığı kabus dolu günler tekrar kapıyı çaldı.

Küçük kızın imdadına koşan ikinci kahraman

Küçük Yaren'in her geçen gün gözlerinin önünde erimesine yüreği dayanmayan aile fertleri, çareyi yine kendi içlerinde buldu. İlk etapta yengesi organını vermek için gönüllü olsa da, yapılan tıbbi tetkikler sonucunda kan gruplarının uyuşmadığı ortaya çıktı. İşte tam bu umutsuzluk anında, sahneye ailenin diğer dayısı olan kırk beş yaşındaki Burhan Ayhan çıktı. Hiç tereddüt etmeden bıçak altına yatan fedakar dayı, yıllar önce annesine şifa veren aynı hastanede yeğenine de böbreğini bağışlayarak onu yaşama bağladı. Yaşadığı tarifsiz mutluluğu gazetecilerle paylaşan anne Songül Kara, iki ağabeyinin de evlatları için kendi canlarından birer parça verdiğini belirterek, "Yıllar evvel bu hastanenin kapısından büyük ağabeyimle umut arayarak girmiştik. O bana can verdi. Şimdi ise diğer ağabeyim kızım için aynı cesareti gösterdi. Bu fedakarlığın dünyada biçilebilecek hiçbir maddi değeri yok" sözleriyle duygularını dile getirdi.

Ağrılar dindi ve yeni bir hayat başladı

Zorlu ameliyatın ardından hızla toparlanan ve diyaliz seanslarına veda eden küçük Yaren, yeniden yürümeye başlamanın ve yaşıtları gibi koşup oynayabilecek olmanın heyecanını taşıyor. Günden güne iyileşen genç kız, dayısına duyduğu minneti ifade ederken kelimelerin yetersiz kaldığını vurguluyor. Kendi yaşadığı acı tecrübelerden yola çıkarak topluma önemli bir mesaj vermeyi de ihmal etmeyen Yaren, "Aile içinde doku ve kan uyumu olduğu halde organını bağışlamaktan korkan insanlar var. Oysa başarılı bir böbrek nakli operasyonunun ardından hem alıcı hem de verici kısa sürede tamamen normal hayatına, günlük rutinlerine dönebiliyor. Lütfen bağış yapmaktan korkmayın" diyerek herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet etti.

Kaybedilen kardeşin acısı hayat kurtarma bilincine dönüştü

Bu inanılmaz ailenin organ bağışındaki öncülerinden olan elli bir yaşındaki ağabey Ağıt Ayhan ise, geçmişte yaşadıkları derin bir travmanın bugünkü kararlarında etkili olduğunu anlatıyor. Yıllar önce böbrek yetmezliği tıp dünyasında ve toplumda bugünkü kadar bilinmediği için aynı hastalıktan bir kardeşlerini daha toprağa verdiklerini hatırlatan Ayhan, o acı kaybın kendisinde büyük bir araştırma isteği uyandırdığını belirtiyor. Eskiden organ vermenin dünyanın sonu gibi algılandığını söyleyen ağabey Ayhan, "Ben bu konuyu detaylıca araştırdım ve gönülden yapıldığı takdirde hiçbir sağlık sorunu yaratmadığını gördüm. Benim açtığım bu yolda bugün kardeşim Burhan da yeğenimizi kurtardı. Bir insanın hayata tutunduğunu görmek insana verilebilecek en büyük armağandır" şeklinde konuştu.

Genetik risklere karşı tıbbın sunduğu gönüllülük çağrısı

Yaren ve dayısının operasyonunu başarıyla gerçekleştiren cerrahi ekibin başındaki isim Opr. Dr. Işık Hasan Özgü, bu tür vakaların tıbbi boyutuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bazı rahatsızlıkların genetik kodlar aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını ve ailenin farklı fertlerini etkileyebildiğini hatırlatan uzman hekim, Yaren'in nakil ameliyatının son derece başarılı geçtiğini müjdeledi. Hem dayının hem de yeğenin sağlık durumlarının stabil ve iyi olduğunu belirten Özgü, "Bir insanın başka bir bedene can olması tamamen bir gönüllülük meselesi ve tıp dünyasının önünde saygıyla eğildiği devasa bir fedakarlıktır" diyerek sağlık sisteminin temel direği olan bağış kültürünün yaygınlaşması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.

Muhabir: Kazim Bozkurt