Türkiye’de yıllardır tartışma konusu olan kontrolsüz antibiyotik kullanımı, halk sağlığını tehdit eden en ciddi sorunların başında geliyor. Reçetesiz ya da gereksiz antibiyotik tüketimi, her yıl on binlerce insanın yaşamını yitirmesine yol açarken, Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimliği sisteminde yaptığı yeni düzenlemeler tabloyu önemli ölçüde değiştirdi. Son veriler, antibiyotik kullanımında yaklaşık yüzde 40’lık bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor.
Antibiyotiklerde bilinçsiz kullanım alarm veriyor
Sağlık otoriteleri uzun süredir antibiyotik direnci konusunda uyarılarda bulunuyor. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bakterilerin ilaca karşı direnç geliştirmesine yol açıyor ve basit enfeksiyonlar dahi ölümcül hale gelebiliyor. Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayıp Birinci, yaptığı açıklamada Türkiye’de antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımının her yıl yaklaşık 42 bin kişinin ölümüne doğrudan ya da dolaylı olarak neden olabildiğine dikkat çekti.
Bu tablo, antibiyotiklerin yalnızca doktor kontrolünde ve doğru endikasyonla kullanılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Aile hekimliği sistemi kritik rol oynadı
Antibiyotik kullanımındaki düşüşün temelinde, aile hekimliği sisteminde yapılan kapsamlı düzenlemeler yer alıyor. Yaklaşık 14 ay önce hayata geçirilen yeni uygulamalarla birlikte, birinci basamak sağlık hizmetleri daha etkin hale getirildi. Aile hekimlerinin tanı ve tedavi süreçlerindeki rolü güçlendirilirken, gereksiz reçete yazımının önüne geçildi.
Bu düzenlemelerin ardından antibiyotik tüketiminde bir yıl içinde yüzde 40 civarında azalma sağlandı. Uzmanlar, bu düşüşün yalnızca istatistiksel bir başarı değil, aynı zamanda binlerce hayatın kurtarılması anlamına geldiğini vurguluyor.
“Tasarruf değil, halk sağlığı önceliği”
Kamuoyunda zaman zaman bu tür düzenlemelerin maliyet azaltmaya yönelik olduğu yönünde eleştiriler dile getirilirken, Sağlık Bakanlığı bu iddialara net bir yanıt veriyor. Yetkililer, yapılan değişikliklerin temel amacının tasarruf değil, halk sağlığını korumak olduğunu ifade ediyor.
Şuayıp Birinci, aile hekimliği sisteminde yapılan revizyonlarla birlikte 1859 ilacın birinci basamak sağlık kuruluşlarında reçete edilebilir hale getirildiğini belirtti. Bu sayede vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaşırken, ilaçların doğru yerde ve doğru zamanda kullanılması hedeflendi.

İlaç erişimi arttı, gereksiz kullanım azaldı
Yeni düzenlemeler yalnızca antibiyotiklerle sınırlı kalmadı. Aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaç sayısının artmasıyla birlikte, vatandaşların hastanelere gereksiz başvurularının da önüne geçildi.
Verilere göre, düzenleme öncesinde ayda yaklaşık 4 milyon kutu olarak yazılan ilaç sayısı, sistemdeki değişikliklerin ardından 6 milyon kutuya çıktı. Yetkililer, bu artışın gereksiz ilaç tüketimi anlamına gelmediğini, aksine doğru ilacın doğru basamakta yazılmasının bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Türkiye sağlık hizmetlerinde öne çıkıyor
Antalya Belek’te düzenlenen 6. Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi’nde konuşan Birinci, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne de dikkat çekti. Türkiye’nin artık krizlere karşı daha dayanıklı bir sağlık sistemine sahip olduğunu vurgulayan Birinci, dijital altyapı ve insan kaynağı açısından birçok ülkenin önünde olunduğunu ifade etti.
Nüfus ölçeğine göre değerlendirildiğinde, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde Almanya ve Fransa gibi ülkeleri geride bıraktığına işaret eden Birinci, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu başarıda önemli rol oynadığını dile getirdi.
Sağlık turizmi ve bölgesel cazibe
Türkiye’nin sağlık sistemindeki gücü yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Sağlık turizmi kapsamında Türkiye’ye gelen hastaların yaşadığı ülkelerin toplam nüfusunun 2,7 milyar olduğu belirtiliyor. Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar insanın yaşadığına dikkat çeken yetkililer, bu coğrafi avantajın sağlık hizmetlerinde önemli bir fırsat sunduğunu vurguluyor.
Bu tablo, Türkiye’nin sadece kendi vatandaşları için değil, bölge ülkeleri için de önemli bir sağlık merkezi haline geldiğini gösteriyor.

Antibiyotik direnciyle mücadelede yeni dönem
Uzmanlar, antibiyotik kullanımındaki yüzde 40’lık düşüşün önemli bir başarı olduğunu ancak mücadelenin burada bitmediğini belirtiyor. Antibiyotik direnciyle mücadelede toplumsal farkındalık, en az mevzuat düzenlemeleri kadar kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.
Hekimler, antibiyotiklerin her ateş ya da her enfeksiyon belirtisinde çözüm olmadığını, özellikle viral hastalıklarda bu ilaçların hiçbir fayda sağlamadığını hatırlatıyor. Bilinçsiz kullanımın devam etmesi halinde, modern tıbbın en güçlü silahlarından biri olan antibiyotiklerin etkisiz hale gelme riski bulunuyor.
Vatandaşlara çağrı: bilinçli ilaç kullanımı şart
Sağlık otoriteleri, vatandaşlara doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmamaları çağrısını yineliyor. Tedavi yarıda bırakıldığında ya da yanlış dozda kullanıldığında, antibiyotiklerin faydadan çok zarar getirdiği vurgulanıyor.
Aile hekimliği sisteminde yapılan düzenlemelerle elde edilen olumlu sonuçların kalıcı olabilmesi için, bireylerin de sorumluluk alması gerektiği ifade ediliyor. Bilinçli ilaç kullanımı, yalnızca bireysel sağlık için değil, toplum sağlığı için de hayati önem taşıyor.





