Korunması gereken alanlar ranta açılacak

TMMOB İzmir Şehir Plancıları Odası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 7 Temmuz 2020 tarihinde onayladığı İzmir- Manisa Planlama Bölgesi 1/ 100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği kararına karşı çıkarak, bu karardan dönülmesi gerektiğini vurguladı.

Korunması gereken alanlar ranta açılacak

Haber/ Didar DEMİRCİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 07 Temmuz 2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, 20 Ağustos 2020-18 Ağustos 2020 tarihleri arasında İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce askıya çıkarıldığını hatırlatan Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) İzmir Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Yönetim Kurulu, konuya ilişkin hazırladıkları raporu İzmir Mimarlık Merkezinde basına sundu. Raporda yer alan bilgilere göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan İzmir- Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000’lik planın, Şehir ve Bölge Planlama Biliminin değerleri ile örtüşmediği, İzmir ve Manisa kentlerinin imar düzenlemelerini yok edici olduğu düşünülmektedir. ŞPO İzmir Şube Yönetim Kurulu Raporunda, Bakanlığın askıya çıkardığı planlar ayrıca şu nedenle eleştirildi:

“İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ve Değişiklikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; nitelikli tarım alanlarının, orman alanlarının, doğal karakteri itibari ile korunması gereken alanların; konut, sanayi, ticaret gibi gelişme alanlarına dönüştürülmesi, planın dili ve içeriğinin anlaşılmaz ve yasal mevzuata aykırı olması, planın verilerinin güncel tarihli olmaması, plan üzerinde birçok yerde idari ve fiziki sınırların hatalı olması, plan notları ile kaçak yapıların yasallaşmasının önünü açan uygulama notlarının olması, kentlerin ulaşım, liman, havalimanı, enerji politikaları gibi sektörel kararlarına yer vermemesi; buna istinaden kent ve kırsal alanların verimi yüksek toprakları ile tarihi ve doğal alanları yok edecek kararlara yer vermesi şeklinde sıralanabilecek birçok neden var.”

İzmir Depremi hatırlatması

ŞPO İzmir Şube Yönetim Kurulu raporda, İzmir’de meydana gelen depremi de hatırlatarak, depremin kent planlamasının önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı. Ayrıca raporda şu eleştirileri öne çıkara ŞPO İzmir Şube Yönetim Kurulu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, çevre düzeni planlamalarına ilişkin “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı toplum ve doğa yararını değil sermayeyi yol arkadaşı kabul ederek yoluna devam etmiştir! Plan değişikliği İmar Mevzuatına aykırı olarak hazırlanarak kamuoyuyla paylaşılmıştır. Plan Nüfusu ve Plan Çizim Teknikleri hatalıdır” denildi. Oda, hatalı plan kararlarından derhal vazgeçilmesi gerektiğini raporda vurguladı.

İzmir ve Manisa’nın geleceği tehlikede

Söz konusu plana ilişkin raporda yer alan genel değerlendirmede, yapılan düzenlemenin bilimsel dayanaktan yoksun, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararını yok sayarak yatırımcı odağına dayalı bir işlem olduğu gerekçesiyle İzmir ve Manisa’nın geleceğini tehlikeye attığını ifade edildi. Öte yandan raporda şu noktalara değinildi:

“-07.07.2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanmış İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin bilimsel dayanaktan yoksun toplum ve doğa yararını hiçe sayan bir işlemdir.

-07.07.2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatını yok sayan bir işlemdir.

-07.07.2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde yaklaşık 200 noktada değişiklik yapılmış ve bu değişikliklerin gerekçesi bir sayfalık “gerekçe raporu” ile açıklanmaktadır.

-07.07.2020 onay tarihli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Plan Değişikliği Açıklama Raporu” bulunmamaktadır. Bu nedenle değişiklik yapılan plan kararlarının hangi gerekçeyle yapıldığı bilinmediği dikkate alındığında üretilen bütün plan kararlarının bilimsel dayanaktan yoksun ve muğlaktır.

-Söz konusu plan değişikliği ile çok sayıda alanda nüfus yoğunluğu artışı getiren “Kentsel Gelişme Alanı”, “Tercihli Kullanım Alanı” vb. kullanım kararlarının önerilmesine rağmen nüfus kararlarının değişmemesi, söz konusu plan ve önceki süreçlerin tümüyle hatalı olduğunun kanıtıdır.

-İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda İzmir için 2025 yılı hedef nüfus değeri 5.545.000 kişi iken İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı/Nazım İmar Planı 2030 yılı hedef nüfus değeri 6 milyon 650 bin 492 kişidir. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer alan “Kentsel Yerleşik Alan” ve “Kentsel Gelişme Alanı” kullanım kararlarının alansal büyüklüklerinin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı/Nazım İmar Planından büyük olmasına rağmen 1 milyon 105 bin 492 kişi az olmasının Bakanlık tarafından açıklanması gerekmektedir.

- Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 yılı verilerine göre İzmir’de toplam bağımsız konut birim sayısı 2 milyon 168 bin 651 adettir. Aynı yılın verilerine göre İzmir İl nüfusu 4 milyon 280 bin kişidir. İzmir İli ortalama hane halkı büyüklüğünün 3 kişi olduğu dikkate alındığında (3x 2.168.651) toplam 6 milyon 505 bin 953 kişiye yetecek kadar bağımsız birimin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu rakam, 2018 nüfus verileri ile karşılaştırıldığında 2 milyon 225 bin 953 kişiye yetecek 741bin 984 adet bağımsız konut birimin fazla olduğu görülmektedir. Fazla olan bağımsız birimlerin bir kısmının ikincil konut (yazlık) olduğu düşünülse dahi bu varsayım, İzmir’de konut fazlası olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Son yıllarda İzmir’deki inşaat hareketliliği dikkate alındığında bu farkın daha fazla açıldığı düşünülmektedir.

- Bakanlık, ilgili kurumlar tarafından yargıya taşınan alt ölçekli plan kararlarının gerekçelerini irdelemeden, hukukun arkasından dolanarak yeni plan kararları üretmiştir.

-07.07.2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği korunması gereken orman alanları, ağaçlandırılacak alanlar, mera alanları gibi doğal alanları bilimsel dayanaktan yoksun bir şekilde “Kentsel Gelişme Alanı” olarak belirleyerek yok edilmesinin zemin hazırlamıştır.

-İhtiyacın ötesinde ve mevcut yerleşim yerlerinin gelişim yönlerinin dışında herhangi bir bilimsel dayanak olmadan, adrese teslim gelişim önerileri sonucunda verimli tarım alanları ve doğal alanlar sermayenin insafına terk edilmiştir.

-Değişen doğal sit statüleri (“Kesin Korunacak Hassas Alan", "Nitelikli Doğal Koruma Alanı", "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı") ve sınırları askıdaki planda yer almamaktadır ve plan lejantında söz konusu gösterimlere yer verilmemiştir. Bu durum Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırıdır.”

YORUM EKLE

banner97

banner101

banner96

banner100