Küresel iklim değişikliğinin etkilerini en sert hisseden kentlerin başında gelen İzmir, kış mevsiminin ortasında yüzünü güldüren bir yağış periyodu geçirdi. Aylardır mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve yağışsız geçen haftalar nedeniyle alarm veren baraj havzaları, son günlerde kenti etkisi altına alan kuvvetli sağanak yağışlarla yeniden hayat buldu. İzmirlilerin endişeli gözlerle takip ettiği baraj seviyelerinde ibre, nihayet yukarı yönlü hareket etmeye başladı. Özellikle kentin su ihtiyacının büyük bir bölümünü sırtlayan ana rezervuarlarda gözlemlenen artış, yaklaşan yaz ayları öncesinde yüreklere su serpti. Ancak uzmanlar, artışa rağmen su tasarrufu konusunda rehavete kapılınmaması gerektiği konusunda uyarıyor.
İzmir'in can damarında ibre yukarı döndü
Kentin içme suyu şebekesinin bel kemiğini oluşturan ve Menderes ilçesi sınırlarında yer alan Tahtalı Barajı, yağışlardan nasibini alan en kritik nokta oldu. İZSU Genel Müdürlüğü’nden alınan 7 Şubat 2026 tarihli verilere göre, barajdaki doluluk oranı geçen yılın aynı dönemine kıyasla artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın şubat ayında yüzde 14,92 seviyelerinde seyreden doluluk oranı, bu yıl etkili olan yağışlarla birlikte yüzde 16,34 seviyesine yükseldi. Barajın kullanılabilir su hacmi ise 46 milyon 900 bin metreküp olarak kayıtlara geçti. Her ne kadar bu artış matematiksel olarak olumlu görünse de, devasa kapasiteye sahip barajın hala yüzde 20 bandının altında olması, suyun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Çeşme ve Balçova'da yüzler gülüyor
Yağışların en somut etkisi ise daha küçük hacimli barajlarda ve turizm bölgelerinde hissedildi. Kent merkezine yakınlığıyla bilinen ve Balçova ile Narlıdere bölgesini besleyen Balçova Barajı, geçen yıl yüzde 33,23 olan aktif doluluk oranını ciddi bir sıçramayla yüzde 44,91’e taşıdı. Benzer bir sevindirici tablo Seferihisar bölgesindeki Ürkmez Barajı için de geçerli. Geçen yıl yüzde 27,16 seviyesinde kalan baraj, bu yıl yüzde 45,05 doluluk oranına ulaşarak neredeyse yarı kapasitesini doldurmuş durumda.
En dikkat çekici artış ise İzmir’in turizm cenneti Çeşme’de yaşandı. Yaz aylarında nüfusu milyonları aşan ilçenin su ihtiyacını karşılayan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı, adeta yeniden doğdu. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde yüzde 21,06 seviyesinde can çekişen baraj, bu yıl yüzde 46,44’lük doluluk oranıyla kapasitesini ikiye katladı. Bu durum, turizm sezonu öncesinde bölge esnafı ve işletmeciler için büyük bir moral kaynağı oldu.
Güzelhisar şaşırttı Gördes yerinde saydı
Genel tablodaki iyileşmeye rağmen bazı barajlardan gelen veriler düşündürücü. Aliağa bölgesindeki sanayi tesisleri ve yerleşim yerleri için hayati önem taşıyan Güzelhisar Barajı, geçen yıla göre gerileyen tek su kaynağı oldu. 7 Şubat 2025’te yüzde 70,13 gibi yüksek bir doluluk oranına sahip olan baraj, bu yıl yüzde 54,22 seviyesine geriledi. Bu düşüş, bölgedeki yağış rejiminin düzensizliği veya kullanım artışı gibi faktörleri akıllara getirdi.
Öte yandan, İzmir’in su sorunu için büyük umutlarla inşa edilen ancak tabanındaki su kaçağı sorunları nedeniyle bir türlü istenen verimi sağlayamayan Gördes Barajı'nda durum ciddiyetini koruyor. Geçen yıl yüzde 6,23 olan doluluk oranı, yoğun yağışlara rağmen sadece yüzde 7,24’e yükselebildi. Manisa sınırlarında bulunan ve İzmir’e su sağlayan bu barajın neredeyse kuruma noktasına yakın seyretmesi, alternatif su kaynaklarının önemini artırıyor.
Rehavete kapılmak için henüz çok erken
Rakamlar geçen yıla göre bir toparlanmayı işaret etse de, İzmir’in su rezervlerinin hala "güvenli" olarak nitelendirilebilecek seviyelerin uzağında olduğu bir gerçek. Birçok barajın doluluk oranının yüzde 50’nin altında kalması, kuraklık riskinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Yetkililer, yağan yağmurların barajları doldurmasının sevindirici olduğunu ancak suyun her damlasının israf edilmeden kullanılması gerektiğini vurguluyor. Küresel ısınmanın getirdiği belirsiz yağış rejimi, bugün yağan yağmurun yarın yağacağının garantisi olmadığını acı bir şekilde öğretiyor. Bu nedenle tasarruf tedbirlerinin elden bırakılmaması, kentin su güvenliği için hayati önem taşıyor.




