EKONOMİ

Gençlerin umudu kırık: Her beş kadından biri işsiz

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Temmuz 2025 verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,0'e gerileyerek son ayların en düşük seviyesini gördü. Ancak bu olumlu tablonun ardında, 146 bin kişinin işgücü piyasasından çekilmesi ve özellikle kadınlar ile gençler arasında derinleşen işsizlik krizi yatıyor. İstihdamdaki cılız artışa rağmen, kadınların işsizlik oranı erkeklerin neredeyse iki katı olurken, her beş genç kadından biri işsiz.

Abone Ol

Türkiye ekonomisinin en hassas barometrelerinden biri olan işgücü piyasasında, Temmuz ayına ilişkin veriler çelişkili bir tablo ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,4 puanlık bir düşüşle %8,0 seviyesine geriledi. Bu oran, son dönemdeki en düşük seviyelerden biri olarak kayıtlara geçerken, işsiz sayısı da bir önceki aya göre 164 bin kişi azalarak 2 milyon 828 bin kişiye düştü. İlk bakışta ekonomi yönetimine nefes aldıran bu olumlu gelişme, verilerin derinine inildiğinde yerini endişeli bir bekleyişe bırakıyor. Zira işsizlikteki bu düşüş, güçlü bir istihdam artışından ziyade, on binlerce insanın iş aramaktan vazgeçerek işgücü piyasasının dışına çıkmasından kaynaklanıyor. Bu durum, ekonomideki potansiyel işgücü kaybının boyutlarını ve istihdam piyasasındaki yapısal sorunların devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Manşet rakam olumlu, ancak işgücünden çıkışlar endişe verici

Temmuz ayında işsizlik oranındaki düşüşün arkasındaki en kritik dinamik, işgücüne katılım oranında yaşanan gerileme oldu. TÜİK verilerine göre, Temmuz ayında işgücü bir önceki aya göre 146 bin kişi azalarak 35 milyon 410 bin kişiye düştü. Buna paralel olarak, işgücüne katılma oranı da 0,3 puanlık bir azalışla %53,3 seviyesine geriledi. Bu rakamlar, iş bulma ümidini yitiren veya farklı nedenlerle iş arama sürecinden vazgeçen büyük bir kitlenin varlığına işaret ediyor. Dolayısıyla, işsiz sayısındaki 164 bin kişilik azalma, bu kişilerin tamamının iş bulduğu anlamına gelmiyor; önemli bir kısmının artık işgücünün bir parçası olarak sayılmamasından kaynaklanıyor. Özellikle erkeklerde işgücüne katılma oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık sert bir düşüşle %70,6'ya gerilerken, 227 bin erkeğin işgücü piyasasından çıktığı görülüyor. Bu durum, ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın veya belirli sektörlerdeki daralmanın erkek işgücü üzerindeki etkisini gösteriyor olabilir.

Kadın ve erkek işsizliği arasındaki makas açılıyor

İşgücü piyasasındaki en kronik sorunlardan biri olan cinsiyet eşitsizliği, Temmuz ayı verilerinde de kendini net bir şekilde gösterdi. Toplam işsizlik oranı %8,0 olarak gerçekleşirken, bu oran erkeklerde %6,5, kadınlarda ise %10,9 olarak tahmin edildi. Bu tablo, kadınların işsizlik oranının erkeklere kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek olduğunu ve aradaki makasın yapısal bir sorun olarak varlığını koruduğunu bir kez daha teyit ediyor. İstihdam oranlarında da benzer bir ayrışma söz konusu. Erkeklerde istihdam oranı %66,1 gibi yüksek bir seviyede seyrederken, kadınlarda bu oran sadece %32,4'te kalıyor. Yani, çalışma çağındaki her üç kadından sadece biri istihdamda yer alabiliyor. Ancak ayın dikkat çekici verilerinden biri, erkek istihdamı 102 bin kişi azalırken, kadın istihdamının 121 bin kişi artması oldu. Bu artış, kadınların işgücüne katılım oranını da 0,2 puan artırarak %36,4'e taşıdı. Bu gelişme olumlu bir sinyal olarak okunsa da, genel resimde kadınların işgücü piyasasındaki dezavantajlı konumunu değiştirmeye henüz yetmiyor.

Gençlerin umudu kırık: Her beş genç kadından biri işsiz

Türkiye'nin geleceği için en büyük tehditlerden biri olan genç işsizliği, Temmuz ayında da alarm vermeye devam etti. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,9 puanlık bir azalışla %15,0 oldu. Manşet orandaki bu düşüşe rağmen, genç işsizliği genel işsizlik oranının neredeyse iki katı seviyesinde seyrederek ülkenin en önemli yapısal sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Cinsiyet kırılımında ise tablo daha da vahim bir hal alıyor. Genç erkeklerde işsizlik oranı %11,3 iken, genç kadınlarda bu oran adeta bir kriz seviyesine işaret ederek %21,7 olarak tahmin edildi. Bu rakam, Türkiye'de iş arayan her beş genç kadından birinin iş bulamadığı anlamına geliyor. Bu durum, genç kadınların eğitimden istihdama geçişte karşılaştıkları engelleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve iş piyasasındaki ayrımcılık gibi derin sorunları bir kez daha gündeme taşıyor.

İstihdam yerinde sayıyor, çalışma saatleri artıyor

İşsizlik oranındaki düşüşe rağmen, istihdam tarafında kayda değer bir canlanma yaşanmaması, ekonominin yeni iş yaratma kapasitesindeki zorlukları gösteriyor. İstihdam edilenlerin sayısı Temmuz ayında bir önceki aya göre sadece 18 bin kişilik cılız bir artış göstererek 32 milyon 582 bin kişiye ulaştı. İstihdam oranı ise bir önceki ay ile aynı seviyede kalarak %49,1'de sabit kaldı. Bu durum, işsizlikteki düşüşün temel kaynağının yeni iş imkanlarından ziyade, işgücünden çıkışlar olduğunu destekliyor. İstihdam piyasasındaki durağanlığa karşın, çalışanların omuzlarındaki yükün arttığı görülüyor. İstihdamda olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi, bir önceki aya göre 1,2 saatlik belirgin bir artışla 42,6 saat olarak gerçekleşti. Bu artış, mevcut çalışanların daha uzun saatler çalıştırılarak üretimdeki talebin karşılanmaya çalışıldığını ve şirketlerin yeni istihdam yaratmak yerine mevcut işgücünü daha yoğun kullandığını düşündürüyor.

Manşet oranın gizlediği gerçek: Atıl işgücü oranı %29,6

TÜİK'in açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranları, işgücü piyasasındaki sorunun tamamını yansıtmaktan uzak kalıyor. Daha geniş bir perspektif sunan ve potansiyel işgücü kaybını daha net gösteren atıl işgücü oranı, tablonun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Zamana bağlı eksik istihdam (mevcut işinde daha fazla süre çalışmak istediği halde bulamayanlar), potansiyel işgücü (iş aramadığı halde çalışmaya hazır olanlar) ve işsizlerden oluşan bu geniş tanımlı oran, Temmuz ayında bir önceki aya göre 3,1 puan azalarak %29,6 oldu. Bu oran, işgücü piyasasındaki potansiyelin yaklaşık üçte birinin atıl durumda olduğunu, yani ülke ekonomisine tam olarak katkı sunamadığını gösteriyor. Dar tanımlı işsizlik oranı %8,0 iken, atıl işgücü oranının bu denli yüksek olması, manşet rakamların ardında milyonlarca insanın eksik istihdam veya işsizlik sorunuyla boğuştuğunu ortaya koyuyor.