Ekonomik düzeni korumak ve kamu kaynaklarının yasa dışı yollarla eritilmesini engellemek amacıyla adli ve mali birimler tarafından yürütülen teknik takip süreçleri, enerji sektöründeki en büyük usulsüzlük şebekelerinden birini ortaya çıkardı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı soruşturma kapsamında, akaryakıt ve enerji piyasasında uzun süredir faaliyet gösteren bir şirket yapılanmasının yasal boşlukları ve usulsüz yöntemleri kullanarak kamuyu devasa boyutlarda zarara uğrattığı saptandı. Yapılan geriye dönük incelemelerde ve gümrük kayıtlarının analizinde, hedef alınan bu organize şebekenin, paravan işletmeler üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirdiği belirlendi.
Mali suç uzmanlarının hazırladığı raporlara göre organizasyon, bu devasa miktardaki ithalat süreçleri neticesinde devlete ödemekle yükümlü olduğu Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) borçlarını sıfırlamak ya da tamamen ortadan kaldırmak amacıyla karmaşık bir sistem kurdu. Yasal takibe takılmamak adına geliştirilen sistemde, ithal edilen emtianın piyasaya kayıtsız sürüldüğü, oluşan milyarlık mali yükümlülüklerin ise sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleri vasıtasıyla bertaraf edilmeye çalışıldığı suçüstü yapılarak belgelendi. Kamuyu milyarlarca liralık gelir kaybıyla karşı karşıya bırakan bu finansal düzenek, savcılığın ve müfettişlerin titiz çalışmalarıyla tamamen çökertildi.
Dokuz ilde şafak vakti eş zamanlı düğmeye basıldı
Toplanan somut delillerin ve şebekenin para trafiğine ait dökümlerin netleşmesinin ardından adli makamlar, suç unsurlarının gizlenmesine fırsat vermemek adına operasyonel süreci başlattı. Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından kamuoyuna duyurulan şafak operasyonunda, devletin çok sayıda denetim ve kolluk mekanizması tam bir eş güdüm içinde hareket etti. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı öncülüğünde yürütülen fiziki baskınlara; Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ekipleri de kendi uzmanlık alanlarıyla lojistik ve hukuki katkı sağladı.
Baskınların lojistik ağırlığı sadece tek bir merkezle sınırlı kalmayarak Türkiye genelinde stratejik öneme sahip dokuz farklı kente yayıldı. Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatıyla harekete geçen ekipler; İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde önceden belirlenen onlarca adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Şüphelilerin evlerinde, şirket merkezlerinde ve akaryakıt dolum tesislerinde gerçekleştirilen aramalarda, yasa dışı finansal trafiği kanıtlayan çok sayıda dijital materyal, muhasebe kayıtları ve paravan şirketlere ait kaşeler incelenmek üzere emniyet müdürlüklerine taşındı.
Şebekenin lojistik ve ticari ağına kurumsal kalkan çekildi
Operasyonun tamamlanmasıyla birlikte, organize suç örgütünün ekonomik hareket kabiliyetini tamamen bitirmek amacıyla Türk Ticaret Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun emredici hükümleri en katı şekilde işletildi. Devleti sahte evraklar üzerinden zarara uğratarak haksız kazanç elde eden finansal ağın tüm mal varlıkları donduruldu. Bakan Gürlek’in paylaştığı verilere göre, soruşturma kapsamında suçun odağında yer aldığı kesinleşen toplam 6 şirkete el konulmuş ve bu işletmelerin ticari faaliyetleri mercek altına alınmıştır.
Ayrıca, yasa dışı işlemlerin yürütüldüğü, paravan olarak kullanıldığı veya şebeke liderleri tarafından kontrol edildiği belirlenen 10 şirkete kayyum atanması yönünde adli karar verildi. Atanan idari kayyum heyetleri, şirketlerin mevcut stoklarını ve finansal yapılarını kontrol altına alarak kamu zararının daha da büyümesinin önüne geçmek adına göreve başladı. Operasyon kapsamında, bu yasa dışı vergi kaçakçılığı ve hayali ihracat zincirinde doğrudan rol oynadığı, paravan hesapları yönettiği veya sahte faturaları düzenlediği iddia edilen 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Adli makamlara sevk edilen zanlıların sorgu işlemleri devam ederken, savcılık kaynakları operasyonun genişleyebileceğini belirtti.




