KAZİM BOZKURT/Manisa'nın Gördes ilçesinde, hem bölgedeki tarım arazilerini sulamak hem de İzmir’in içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen dev baraj, 2009'da su tutmaya başlamasından yalnızca iki yıl sonra alarm verdi. Göl alanının sağ sahilindeki karstik kireç taşı ve mermer yapısının suyu tutmaya elverişsiz olduğu, bu doğal zemindeki boşlukların adeta bir delik görevi görerek suyu tahliye ettiği anlaşıldı.
İlk önlemler sonuç vermeyince 2013 yılında karar alındı: Baraj tamamen boşaltıldı. Yaklaşık 21 milyon liralık ek bütçeyle tahliye edilen baraj tabanına 2016 yılında geomembran adı verilen plastik malzeme serildi, üstüne beton kaplama döküldü. Nihayet 2017'de baraj yeniden su tutmaya başladı. Ancak sahadaki veriler, kağıt üzerindeki başarıyla örtüşmedi; baraj yıllarca o yüzde 10 eşiğini aşamadı.
BEKLENMEDİK DOLULUK
Bugün ise yoğun yağışların ardından barajda beklenmedik bir doluluk yaşanıyor. Uzmanlara göre konu yüzdelik dilimlerle değil, milyon metreküp cinsinden okunmalı. İsmini ve kurumunu gizli tutmayı tercih eden bir su yönetimi uzmanı, mevcut durumu şu sözlerle savundu:
"Yüzdelikle bir doğru orantısı yok Gördes’in o anlamda söyleyeyim size. Hani yüzde 10’dan ziyade metreküpe bakıyoruz biz açıkçası. Çünkü şimdi 10 tane Balçova Barajı, Gördes’in yarısı etmez. Ben mesela 90’ı (90 milyon metreküpü) daha önce görmedim Gördes’te, 60-70’leri görmüştüm. Şu anda 90 milyon metreküp su var; bu da İzmir’in yaklaşık 1,5 yıllık suyunu karşılar"
BARAJDA YARIK SÖYLENTİSİ
Ancak barajın işleyişi hakkında görüş bildiren bir İZSU yetkilisi, "Baraj 2016’da bir tamir görmüş. Tamirden sonra da işte birazcık daha su tutmaya başlamış gibi bir durum var ama yüzde 10'un üstüne hiç çıkmıyordu. Bir yeraltı sularına karışan bir yarık olduğu söyleniyor. Ama DSİ'nin bununla ilgili bir çalışma yaptığı, hatta orayı yükselttiği söyleniyor. Ama buna rağmen yüzde 30 civarında su tutabilme kapasitesinin en fazla olabileceği söyleniyor. Artısını eksisini burada söyleyebilecek kimse yok, DSİ biliyor" dedi.
İZSU yetkilisi, "Orada bir tesis yapılmışsa, kapasitesi belliyse, bu kapasiteye niye ulaşılamıyor? Soru o bence. Biz de bilmiyoruz. Çıkıp açıklasınlar. Sadece pompalarla su alınıyor oradan. Adam oradakiler bile şaşırıyor bu su nasıl tuttu diye; yani 80 (79) milyon metreküp olması şaşırttı beni. Barajlar o yüzden vardır" diye konuştu.
YAĞMUR DURDUĞUNDA NE OLACAK
Peki bu doluluk kalıcı mı, yoksa rekor yağışların geçici bir hediyesi mi? Çevre Mühendisi Faruk İşgenç, bu belirsizliği çok net bir şekilde dile getiriyor:
"Elimizde hiç veri yok. Barajın o kaçak durumunu önlemek için yapılan girişimden sonra ikinci bir yatırım yapılmadı bildiğimiz kadarıyla. Yeterince başarılı olmadı. Fakat bu dönem çok yoğun yağışların olması, gelen su miktarının kaçak miktarından daha fazla olduğunu düşündürdü bana. Bunu da nasıl görebileceğiz? Yağmurlar kesildikten sonra su seviyesinin giderek düştüğünü göreceğiz. O geçen yılki seviyelere düşecek."
TEMKİNLİ YAKLAŞIM
İşgenç'in ikinci senaryosu ise fizik açısından da tutarlı bir tablo çiziyor:
"Su seviyesi azaldıkça kaçak miktarı da azalır. İki nedeni vardır bunun: Bir; suyun basıncının azalmasıdır, yani zemine yapacağı basıncın azalmasıdır kaçak yavaşlamasının. İkincisi de; kaçak olacak yüzeylerin azalmasıdır, kaçağa yol açan yüzeylerle suyun temasının azalmasıdır. Dolayısıyla yavaşlamaya başlar süreç. Ama geçtiğimiz yıllarda olduğu noktaya gelinceye kadar bu devam eder diye düşünüyorum ben. Söylediğim gibi bu bir tahmindir, çünkü elimizde başka veri yok değerlendirme yapacak."
İşgenç de İZSU yetkilisi gibi veri şeffaflığına vurgu yapıyor: "Tabii bunu söyleyebilmek için, bu kaçaklar yaşandıktan sonra yapılmış çalışmalar var, onları görmek lazım. Ne kadarlık bir alanda, hangi kotlarda kaçağa yol açan bir zemin yapısı var? Ve bir önceki müdahalede neler yapıldı? Hangi kısmı yarım bırakıldı bunun? Onu görmek lazım. Hangi alanlardan ne düzeyde kaçak olduğunu anlamamızı sağlayacak etütler eksik mi yapıldı? Yoksa orada bunlar ortaya kondu da müdahale mi daha küçük bir alanda yapıldı maliyetler nedeniyle? Bilmiyoruz."
HEBA OLAN YATIRIM
Gördes'teki bu kronik sorun, yalnızca barajın kendisiyle sınırlı kalmıyor. İşgenç, göz ardı edilen üç ayrı kayıp kalemini şöyle sıralıyor:
"Farklı rakamlar telaffuz edilmekle beraber günde İzmir'e 250 bin metreküp civarında su verebileceği öngörülüyordu bu barajın yapılırken. Bu oldukça yüksek bir rakam. Dolayısıyla bu yaz yaşadığımız sıkıntıları —yani aralık ayına kadar devam eden sıkıntıları— yaşamazdık, orada böyle bir imkân olsaydı. Bir. İkincisi de; tabii bugün çok büyük bir miktar para harcanarak yapılmış bir baraj var. Hani o paranın boşa gitmesinin ötesinde bir de o suyun İzmir'e iletilmesi ile ilgili de bir yatırım yapıldı. Bir de İzmir'de bir içme suyu arıtma tesisi yapıldı; Kavaklıdere. Bu da oldukça büyük kapasiteli bir tesis. Şimdi bunlara harcanmış para da boşa gitmiş oldu. Bu da bir kayıp."
‘PAHALI ÇÖZÜME ŞÜPHEYLE BAKIN’
İzmir'in alternatif su arayışı gündemdeyken İşgenç, bulut tohumlama gibi yöntemlerin güvenilirliğine dair çekincelerini belirttikten sonra, deniz suyu arıtma meselesindeki maliyet çıkmazına dikkat çekti:
"Maliyet çok yüksek. Yerindeki maliyetinin 1 dolar civarında olduğu söyleniyor metreküp başına. Bir de deniz kıyısından biz bunu elde ettiğimiz için, dolayısıyla sıfır kotlarından elde edeceğiz. Tahtalı Barajı'nın şeyi var, su kulesi diye tanımlanan bir yapısı var... Yanlış bilmiyorsam 100 metre kotlarının üzerinde. Suyu oraya kadar basacağız arıttığımız suyu, oradan da mevcut iletim hattına vereceğiz. Ha bu da ilave bir maliyet. Yani 2 dolarlar civarında bir metreküp başına maliyet var. Bu da İzmir'de zaten yüksek olan içme suyu fiyatlarının daha da artmasına neden olacak."