Lojman oldu, yurt oldu, şimdi satışa çıktı... Depremzedelere verilen öncelik sözü ise hayata geçirilmedi. Bayraklı Rezerv Alanı'ndaki konutlar yıllar içinde farklı amaçlarla kullanıldı. Şimdi ise 225 konut satışa çıkarıldı. Depremzedeler, yıllardır kendilerine verilen "satış önceliği" sözünün hayata geçirilmediğini belirterek, rezerv alandaki konutlarda kendilerine sıra gelmeden farklı uygulamaların devreye alındığını savundu. İzmir'de 30 Ekim 2020'de meydana gelen depremin üzerinden yaklaşık 6 yıl geçti. Yüzlerce kişinin yaşamını etkileyen, on binlerce bağımsız bölümde hasara yol açan depremin ardından başlatılan dönüşüm süreci ise birçok depremzede için hala tamamlanamadı.

CHP İzmir'e yeni karargâh!
CHP İzmir'e yeni karargâh!
İçeriği Görüntüle

Depremin ardından ağır hasarlı binaların önemli bir bölümünde yeniden inşa süreci başladı. Ancak özellikle orta hasarlı yapılarda yaşayan yurttaşların yaşadığı sorunlar yıllar içinde çözülemedi. Artan inşaat maliyetleri, kredi yükü, kira giderleri ve tamamlanamayan projeler nedeniyle çok sayıda depremzede evine kavuşamadı.

Resmi verilere göre depremde on binlerce bağımsız bölüm hasar gördü. Aradan geçen yıllara rağmen bazı binalarda dönüşüm süreci devam etti, bazı projeler ise tamamlanamadı. Evlerini yıktırarak yeniden yapım sürecine giren çok sayıda hak sahibi, bir yandan kira ödedi, diğer yandan yükselen maliyetlerle mücadele etti.

Altı yıl sonra değişmeyen soru

Deprem olduğunda Bayraklı, Manavkuyu, Mansuroğlu ve çevresindeki birçok daire 400-500 bin lira bandındaydı. Aynı bölgelerdeki benzer daireler bugün milyonlarla ifade edilen fiyatlardan satışa çıktı. Deprem öncesinde 1.500-2 bin lira seviyesinde olan kiralar ise bazı bölgelerde 25-30 bin lirayı aştı.

Aradan geçen yaklaşık altı yılda yalnızca konut fiyatları değil, depremzedelerin yaşam maliyetleri de katlandı. Evini kaybeden birçok kişi bir yandan kira öderken bir yandan da yeniden inşa edilen binalar için kredi borcu üstlendi. Emekli maaşları ve ücretlerde artış yaşansa da konut fiyatları ile kira bedellerindeki yükselişin gerisinde kaldığı yönündeki şikayetler arttı. Bu nedenle depremin altıncı yılında yanıt bekleyen sorulardan biri de şu: 30 Ekim 2020 depreminde evini kaybeden bir İzmirli bugün yeniden ev sahibi olabilir mi?

Bir dönem kendi evinde yaşayan çok sayıda depremzede bugün kiracı konumunda yaşamını sürdürürken, artan inşaat maliyetleri ve yükselen konut fiyatları nedeniyle yeniden ev sahibi olmanın her geçen gün daha da zorlaştığı belirtildi.

" 15 bin depremzede hala evine kavuşamadı"

TOKİ'nin satış kararına tepki gösteren İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan, depremzedelerin yıllardır beklediği konutların satışa çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Özkan, aylık taksitlerin 40 bin lira seviyesinden başladığına dikkat çekerek,"Buradaki asıl mağduriyet depremde evini kaybeden ve yıllardır konut bekleyen vatandaşlar. Biz bu satış haberini geçen hafta cuma günü öğrendik. Ardından sesimizi duyurmaya çalıştık ancak herhangi bir geri dönüş olmadı. Satıştan vazgeçilmesine yönelik bir adım da atılmadı. Bizimle de iletişime geçilmedi. Fiyatlar gerçekten çok yüksek. Açık konuşmak gerekirse bu fiyatlara ev alınabileceğini düşünmüyorum. Ancak bizim asıl talebimiz depremzedelere satış önceliği verilmesiydi. Tabii ki bu fiyatlarla değil" dedi.

Aradan geçen altı yıla rağmen çok sayıda orta hasarlı depremzedenin hala evine kavuşamadığını belirten Özkan "Bizim konuştuğumuz rakamlar bunlar değildi. Aradan altı yıl geçmesine rağmen hala evinin yapımına başlayamayan orta hasarlı depremzedeler var. İnşaatı tamamlanamayan çok sayıda bina bulunuyor. Bu konutlar, satış önceliği verilerek bu insanlara sunulabilirdi. Geçmişte bununla ilgili görüşmeler yaptık. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım ile yaptığımız görüşmede de bu yönde söz almıştık. Ancak maalesef bu söz hayata geçirilmedi" diye konuştu.

Rezerv alandaki konutların yıllardır farklı amaçlarla kullanıldığını savunan Özkan, depremzedelerin göz ardı edildiğini söyledi.

Özkan "Buradaki yaklaşık bin konut peyderpey farklı amaçlarla kullanılmaya başlandı. Önce bir kısmı kız öğrenci yurdu oldu. Ardından bazı konutlar hâkim ve savcılara lojman olarak tahsis edildi. Şimdi de satışa çıkarılıyor. Tepki gelmeyince bu yönde adımların devam ettiğini düşünüyoruz. Eğer gerçekten kamu yararı gözetiliyorsa farklı çözümler üretilebilirdi. TOKİ'nin bölgede 16 büyük dükkânı bulunuyor. Ayrıca hak sahibi olmasına rağmen dükkânını teslim alamayan 100'den fazla vatandaş var. Bu sorunlar çözülebilir, dükkânlar değerlendirilerek bölgedeki yaşam canlandırılabilirdi. Çünkü bugün rezerv alanda bir bakkal bile yok" ifadelerini kullandı.

Bugün hâlâ binlerce depremzedenin evine dönemediğini belirten Özkan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bize ulaşan bilgilere göre bugün hâlâ 10 ila 15 bin civarında depremzede evine kavuşabilmiş değil. Orta hasarlı ya da az hasarlı olmasına rağmen güvenlik kaygısıyla evini yıktıran çok sayıda kişinin binası hâlâ tamamlanamadı. Ekonomik koşullar ağırlaştı. Dünya Bankası kredisi de ancak depremin dördüncü yılında İzmir'e uygulanabildi. Şimdi inşaatların yeniden hız kazandığı bir döneme girilmiş durumda. Öte yandan bu konutlar yaklaşık üç yıldır boş duruyor. Milli servet atıl durumda bekletiliyor. Eğer bu konutlar yıllar önce depremzedelere uygun koşullarla sunulmuş olsaydı, insanlar kira yükünden kurtulabilir, depremzedelere destek sağlanabilir ve devletin elindeki konutlar da değerlendirilmiş olurdu. Şimdi ise konutlar boş bekliyor. Yazık günah. Neredeyse çürümeye yüz tutmuş durumdalar."

Kaynak: Özge Uyanık