GENEL

Deprem uzmanından 'artçı' uyarısı!

Depremin hemen ardından bilimsel verileri kamuoyuyla paylaşan Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, sarsıntının Pamukkale Fay Zonu üzerinde gerçekleştiğini vurgulayarak, bölge halkını büyüklüğü 4'e varabilecek olası artçı sarsıntılara karşı hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.

Abone Ol

Türkiye'nin jeolojik açıdan en dinamik bölgelerinden biri olan Ege Bölgesi, yeraltındaki hareketliliğini bir kez daha güçlü bir şekilde hissettirdi. Sabah saatlerinde Denizli ilinin Buldan ilçesi merkezli olarak kaydedilen ve geniş bir coğrafyada paniğe neden olan şiddetli sarsıntı, gözleri anında yer bilimcilerin ve uzmanların yapacağı resmi açıklamalara çevirdi. Meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki bu doğa olayının ardından, afetin bilimsel anatomisini çıkarmak ve kamuoyundaki bilgi kirliliğini önlemek amacıyla en yetkili isimlerden biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir detaylı bir değerlendirme metni yayımladı. Aynı zamanda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu Üyesi olarak da görev yapan Sözbilir, yeraltında meydana gelen kırılmanın teknik detaylarını ve önümüzdeki süreçte bölgeyi nelerin beklediğini şeffaf bir dille aktardı.

Yerin yedi kilometre altındaki sismik hareketliliğin kaynağı belli oldu

Bölge halkının uykularını kaçıran ve binalardan endişeyle dışarı çıkılmasına yol açan deprem, sismolojik ölçümlere göre yeryüzüne oldukça yakın bir noktada gerçekleşti. Uzman ismin paylaştığı resmi verilere göre, sarsıntının odak noktası Buldan ilçesinin kuzey kesimlerinde ve yer kabuğunun sadece 7 kilometre derinliğinde saptandı. Depremlerin odak derinliğinin sığ olması, yeryüzündeki yapılarda ve insanlar üzerinde hissedilen sarsıntı şiddetinin çok daha yüksek ve sarsıcı olmasına zemin hazırlıyor. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yaptığı kapsamlı yazılı açıklamada, bu sığ ve şiddetli enerjinin açığa çıktığı asıl kaynağın bölgenin kaderini belirleyen en önemli jeolojik unsurlardan biri olan Pamukkale Fay Zonu olduğunu kesin bir dille ifade etti.

Elli kilometrelik diri fay sistemi beş ayrı parçadan oluşuyor

Yer bilimciler tarafından sürekli gözetim altında tutulan bu kritik fay hattının yapısal özellikleri, kentin gelecekteki sismik risk haritasını da doğrudan şekillendiriyor. Açıklamalarında fayın karakteristik yapısına derinlemesine inen Sözbilir, Pamukkale Fay Zonu'nun tek ve yekpare bir hattan ziyade, toplamda 50 kilometre uzunluğa erişen ve beş farklı segmentten (parçadan) oluşan oldukça karmaşık, diri bir sistem olduğunu belirtti. Bu parçalı yapının sismik enerji üretme potansiyeli hakkında da hayati bilgiler veren deneyimli profesör, fay segmentlerinin uzunluklarının genel olarak 7 ile 12 kilometre arasında değişiklik gösterdiğini kaydetti. Bilimsel modellemelere göre bu uzunluklardaki kırıkların, tam kapasiteyle harekete geçmeleri durumunda maksimum 6.0 ile 6.5 büyüklüğüne varabilecek oldukça yıkıcı depremler üretebilme potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.

Fayın kırılma mekanizması sol yanal doğrultu atımlı olarak saptandı

Depremin hemen ardından kurulan sismik istasyonlardan elde edilen verilerin ışığında yapılan odak mekanizma çözümleri, yeraltındaki o devasa kayaların ne yöne ve nasıl hareket ettiğini de ortaya koydu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, sarsıntının oluşum şekline dair teknik detayları kamuoyuyla paylaşırken, mevcut kırılmanın "sol yanal doğrultu atımlı oblik normal fay" karakteristiği taşıdığının altını çizdi. Bu bilimsel terim, yeraltındaki blokların sadece yatay düzlemde birbirlerine sürtünerek kaymadığını, aynı zamanda düşey yönde de bir çökme veya yükselme eğilimi gösterdiğini ifade ediyor. Bölgenin sahip olduğu bu karmaşık tektonik rejim, Ege graben sistemlerinin ne denli hareketli ve sürekli bir stres biriktirme-boşaltma döngüsü içinde olduğunu kanıtlar nitelikte.

Büyüklüğü dördü bulabilecek artçı şoklar kapıda

Ana şokun atlatılmasının ardından vatandaşların en çok merak ettiği konu olan yeni sarsıntıların yaşanıp yaşanmayacağı sorusu da uzman ismin açıklamalarında net bir yanıt buldu. Pamukkale Fay Zonu'nun tektonik mimarisinin birbirine paralel uzanan kısa fay parçalarından oluştuğuna dikkat çeken Sözbilir, bu parçalı yapının doğası gereği enerjisini tek seferde tamamen boşaltamadığını ve çevre faylara stres transferi yaptığını belirtti. Bu jeolojik gerçeklik ışığında bölge halkına kritik bir uyarıda bulunan profesör, fayın dengesini bulma süreci boyunca büyüklüğü 4'e kadar ulaşabilecek şiddetli artçı sarsıntı dizilerinin yaşanmasının son derece doğal ve bilimsel olarak beklenen bir durum olduğunu açıkladı. Yüzeye yakın gerçekleşebilecek bu artçı şokların binalarda hissedileceği ve kısa süreli korkulara neden olabileceği öngörülüyor.

Paniğe kapılmadan bilimsel gerçeklerle yaşamayı öğrenmeliyiz

Tüm bu teknik ve detaylı açıklamaların ardından, kamuoyunu teskin edici ifadeler kullanmayı da ihmal etmeyen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, mevcut tabloya bakıldığında halkın büyük bir panik ve kargaşa yaşamasını gerektirecek olağanüstü bir durumun bulunmadığını dile getirdi. Gerçekleşen doğa olayının, bilinen bir diri fayın olağan sismik döngüsü içinde gerçekleştiği ve sürecin yakından takip edildiği mesajı verildi. Yine de uzmanlar, Denizli ve çevresinin aktif bir deprem kuşağında yer aldığı gerçeğinin hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini, sağlam binalarda oturmanın ve afet bilincine sahip olmanın her türlü panikten çok daha hayat kurtarıcı bir yaklaşım olduğunu önemle hatırlatıyor.