Gayrimenkul ve inşaat sektörünün Ege Bölgesi'ndeki en sıcak gündem maddelerinden biri olan ve kamuoyunda uzun süredir tartışma yaratan Çeşme projesinde beklenen son aşamaya gelindi. Bölgenin doğal dokusunu etkileyeceği endişesiyle gündeme gelen ve Musalla Mahallesi sınırları içerisinde yer alan devasa arazinin geleceği, atılan resmi imzalarla şekillendi. Sektörün en büyük kamu iştiraklerinden biri olan Emlak Konut GYO, çevresel etkileri nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olan 54 bin 335 metrekarelik stratejik arsa için başkent merkezli YP İnşaat ile nihai anlaşmaya vardı. Taraflar arasında arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeliyle hayata geçirilecek olan bu dev proje, sadece mimari boyutuyla değil, yarattığı ekonomik hacimle de sektörün en çok konuşulan işleri arasına girmeyi başardı.
Gelir paylaşımı modeliyle milyarlık sözleşme yapıldı
Devletin güvencesi ve özel sektörün sermaye birikimini bir araya getiren sözleşmenin finansal detayları, borsaya yapılan resmi bildirimle tüm yatırımcılara ve kamuoyuna duyuruldu. Şirket yönetimi tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) sistemine düşülen detaylı açıklamada, gerçekleştirilen dev ihalenin toplam büyüklüğünün tam 4 milyar Türk Lirası seviyesinde olduğu vurgulandı. Anlaşmaya varılan iş modeli gereğince, projenin tüm geliştirme, inşaat, pazarlama ve satış süreçleri yüklenici firmanın sorumluluğunda yürütülecek. Yapılan bu astronomik satışlardan elde edilecek olan toplam hasılatın yüzde kırklık dilimi, yani tam 1 milyar 600 milyon liralık gelir payı, doğrudan kamu iştiraki olan kuruma aktarılacak.
Düşük emsal oranıyla geniş alana yayılacak yapılaşma
Turizm cennetinin tam kalbinde yer alan ve denizellik etkisi yüksek olan bu kıymetli arazinin fiziki paylaşım planları da netleşmeye başladı. İhale şartnamelerine ve onaylanan planlara göre, 54 bin 335 metrekarelik devasa alanın 46 bin 561 metrekarelik ezici bir çoğunluğu doğrudan konut alanı olarak betonlaşmaya açılacak. Geriye kalan 7 bin 773 metrekarelik sınırlı bir alan ise yasal zorunluluklar çerçevesinde yeşil doku ve park alanı olarak bölgeye bırakılacak. Proje genelinde belirlenen 0.20 oranındaki düşük emsal, alanda çok katlı binalar yerine yatay mimarinin benimseneceğini ve lüks villa tipi yapıların yükseleceğini işaret ediyor. Sürecin idari tarafında ise Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Osman Cem Çankaya isminin oturduğu yüklenici firmanın, projenin mimari detaylarını ve lansman takvimini önümüzdeki günlerde görkemli bir sunumla kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.
Metrekare birim fiyatları rekor seviyeye ulaştı
Sözleşmenin mali boyutu, alanın satılabilir metrekaresine bölündüğünde ortaya çıkan rakamlar gayrimenkul piyasasının zirvesini zorluyor. Toplam satış geliri beklentisi üzerinden yapılan kaba bir hesaplamayla, arsanın ham halinin metrekare fiyatı 73 bin lira gibi olağanüstü bir seviyeye tekabül ediyor. Ancak asıl çarpıcı tablo, 0.20 emsal hakkı üzerinden inşa edilecek olan toplam 10 bin 867 metrekarelik satılabilir inşaat alanı baz alındığında ortaya çıkıyor. Bu daraltılmış alan üzerinden hesap yapıldığında, inşa edilecek bağımsız bölümlerin metrekare başına 368 bin lira gibi rekor bir satış hedefiyle piyasaya sürüleceği görülüyor. Bu astronomik rakamlar, projenin orta veya alt gelir grubuna değil, tamamen ultra lüks segment alıcılara hitap edecek kapalı bir zenginler sitesi hüviyetinde olacağını kesinleştiriyor.
Bölge halkı ve aktivistlerden altyapı uyarısı
Milyarlarca liralık bu lüks imza, ilçenin kronikleşen sorunlarıyla boğuşan sivil toplum kuruluşları ve çevreciler cephesinde ise büyük bir endişeyle karşılandı. Özellikle yaz aylarında nüfusu katlanarak artan, su kesintileri ve kanalizasyon yetersizlikleri gibi temel belediyecilik hizmetlerinde ciddi krizler yaşayan ilçenin böylesine yoğun bir inşaat baskısını kaldıramayacağı yüksek sesle dile getiriliyor. Aktivistler, sadece yaz sezonunda değil, yıl boyu hizmet verecek olan bu devasa lüks projenin mevcut altyapı ve trafik yükü üzerine bindireceği ilave ağırlığın, ilçenin yaşam kalitesini geri dönülemez şekilde düşüreceği uyarısında bulunuyor. Milyarlık rantın, doğanın korunması ve kentin taşıma kapasitesi gerçeğini bir kez daha gölgede bıraktığı eleştirileri, projenin temel atma sürecine kadar gündemi meşgul etmeye devam edecek gibi görünüyor.