Mustafa Bülent Ecevit, Türkiye'de önemli bir siyasetçi, gazeteci, şair ve yazar olarak bilinir. 1974-2002 yılları arasında dört kez Türkiye Başbakanlığı görevini üstlenmiştir ve aynı zamanda eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak hizmet vermiştir. Ecevit, ayrıca 1972-1980 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığında, 1987-2004 yılları arasında ise Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığında bulunmuştur. 1961-1965 yılları arasında İsmet İnönü tarafından kurulan hükûmetlerde Çalışma Bakanı olarak görev yapmıştır. Ecevit, 20 Temmuz 1974 tarihinde ilk Kıbrıs Harekâtı'nı ve 14 Ağustos 1974 tarihinde ikinci harekâtı başlatmıştır. 1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanmasını sağlamıştır. Ayrıca, medine'deki yüklü mirasını 2005 yılında Türk hacılarının yararlanması koşuluyla devlete, Diyanet İşleri Başkanlığına bağışlamıştır.

Mustafa Bülent Ecevit, siyasi kariyerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile başlamıştır. 1957 genel seçimlerinde CHP Ankara milletvekili olarak Meclise girmiştir. 1972 yılında istifa eden İsmet İnönü'nün yerine genel başkanlığa seçilmiştir. Bu dönemde partisi 1973 genel seçimlerinde %33.3 oy oranı elde etmiştir. 1974 yılında Millî Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon hükûmetinde ilk defa Başbakanlık görevini üstlenmiştir ve bu hükümette Kıbrıs Harekatı gerçekleştirilmiştir. Ancak hükümet 10 ay süre ile çalışmış ve Ecevit istifa etmiştir. 1977 genel seçimlerinde CHP %41.4 oy oranı elde etmiştir. Bu oy oranı sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda elde ettiği en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiştir. 1978 yılında tekrar hükümet kurmuş ve başbakan olmuş ancak 1979 yılında yapılan ara seçimlerde başarısızlık elde edince görevinden istifa etmiştir.

Mustafa Bülent Ecevit, 12 Eylül Darbesi sonrası siyaset yasakları kapsamına alınmış ve diğer siyasi liderlerle birlikte 10 yıl boyunca siyasetten uzak kalmıştır. Bu dönemde eşi Rahşan Ecevit'in liderliğinde Demokratik Sol Parti (DSP) kurulmuştur. 1987 yılında yapılan referandumla siyasal yasakların kaldırılması sonrası Ecevit DSP'nin genel başkanı olmuştur. 1987 Türkiye genel seçimlerinde partisi milletvekili çıkaramadığı için aktif siyasetten ve genel başkanlıktan ayrılacağını açıklamıştır. Ancak 1989 yılında tekrar aktif siyasete dönerek 1999 yılında kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yeniden Başbakanlık görevini üstlenmiştir. 2002 Türkiye genel seçimlerinde partisi baraj altında kalmış ve seçilememiştir.2004 yılında yapılan DSP 6. Olağan Kurultay ile aktif siyaseti bırakmıştır. 5 Kasım 2006 tarihinde dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu hayatını kaybetmiştir.

Bülent Ecevit'in özel hayatı nasıldı?

Bülent Ecevit'in aile yapısı nasıldı? Bülent Ecevit'in annesi ve babası kimdir?

Mustafa Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. Adı, Huzur-u Hümayun hocalarından dedesi Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi'den kaynaklanmaktadır. Babası, Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi'nin oğlu Kastamonu doğumlu Fahri Ecevit, Ankara Hukuk Fakültesinde adli tıp profesörüyken, annesi Fatma Nazlı ise İstanbul doğumlu bir ressamdı. Fahri Ecevit, daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'den Kastamonu milletvekilliği yaptı.

Osmanlı döneminde Suudi Arabistan’da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa, Ecevit’in anne tarafından büyük dedesiydi. Ecevit’in annesi vefat ettiği için miras kendisine kalmıştır. Mirasla ilgili öteden beri bilgi sahibi olan Ecevit, mirasa sahip olma adına herhangi bir girişimde bulunmamıştı. Ecevit’in basına yaptığı açıklamayla kamuoyunun haberdar olduğu miras yaklaşık 110 dönümlük bir arazi ve bu arazilerdeki taşınmazlardan oluşuyordu. Miras kalan topraklar Mescidi Nebevi bölgesinin 99 dönümlük kısmını oluşturuyordu. Medine Mahkemesi tarafından yapılan gayriresmî değer tespitinde, gayrimenkule 11 milyar değer biçilmişti. Davanın avukatlarından Alphan Altınsoy da arsaların toplam değerinin 2 milyar doları bulduğunu belirtmişti. Ecevit, ömrünün son zamanlarında miras yoluyla sahip olduğu serveti Türk hacıların faydalanması için bağışlamıştı. Ecevit’in bu davranışı ilk bakışta popülist gayelerle yapılmış bir davranış gibi görülebilirdi ancak Ecevit böyle bir mirasa sahip olduğunu ve bunu da Diyanete bağışladığını açıkladığında politikada aktif değildi.

Bülent Ecevit nerede eğitim gördü? Bülent ecevit nereden mezun oldu?

Mustafa Bülent Ecevit, 1944 yılında Robert Kolejinden mezun oldu. Ankara Hukuk Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi bölümüne kayıt yaptırmış olsa da yükseköğrenimine devam etmedi. Ecevit daha sonra İngiltere'de Londra Üniversitesinde kayıt yaptırdı ve İngiliz dili ve edebiyatı, Sanskritçe, Bengalce ve sanat tarihi üzerine eğitim aldı ancak eğitimini tamamlamadı.

Bülent Ecevit Çalışma hayatına nasıl geçti? Bülent Ecevit çalışma hayatında neler yaptı?

Bülent Ecevit, 1957 yılında Türkiye'ye dönerek genel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı olarak Ankara milletvekili seçildi. CHP içinde genç ve dinamik bir yapıya sahip olan Ecevit, parti içinde öne çıkan bir isim haline geldi. 1961 yılında İsmet İnönü tarafından kurulan hükûmette Çalışma Bakanı olarak görev yaptı. Bu dönemde çalışma hayatının sosyal güvenliği ve çalışma hakları gibi konularda önemli reformlar yaptı. 1972 yılında İsmet İnönü'nün istifası sonrası genel başkan seçildi. 1974 yılında Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Milliyetçi Milliyetçilik Partisi (MMP) ile koalisyon hükûmeti kurdu ve başbakan oldu. Bu dönemde 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı gerçekleşti. Bu koalisyon hükûmeti 10 ay sürdü ve Ecevit'in istifası sonrası dağıldı. Ecevit, 1977 yılında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan oldu ancak 1979 yılında yapılan ara seçimlerde başarısızlığa uğradı ve görevinden ayrıldı.

Mustafa Bülent Ecevit, çalışma hayatına 1944 yılında Basın Yayın Genel Müdürlüğünde çevirmen olarak başladı. Daha sonra, 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ataşeliğinde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın organı olan Ulus gazetesinde yazarlık yapmaya başladı. 1951-1952 yılları arasında yedek subay olarak askerliğini yaptıktan sonra tekrar gazetecilik hayatına döndü. Demokrat Parti tarafından kapatılan Ulus gazetesinden sonra, Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1955 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel gazetesinde konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957 yılında Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile tekrar ABD'ye gitti ve Harvard Üniversitesinde sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. Bu sırada Harvard Üniversitesi rektörü olan Henry A. Kissinger, Ecevit'in "hocası" olarak adlandırdığı kişi idi. Harvard'da ayrıca, 1950-1960 yılları arasında verilen antikomünizm seminerlerine Olof Palme ve Bertrand Russell gibi önemli isimlerle birlikte katıldı.

Bülent Ecevit, 1950'lerde ünlü Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı ve 1965 yılında Milliyet gazetesinde günlük yazılar yazmaya başladı. Ayrıca, 1972 yılında aylık "Özgür İnsan", 1981 yılında haftalık "Arayış" ve 1988 yılında aylık "Güvercin" dergilerini de çıkardı.

Bülent Ecevit kiminle evlendi? Bülent Ecevit ne zaman evlendi?

Bülent Ecevit, 1946 yılında okuldan arkadaşı Zekiye Rahşan Aral ile evlenmiştir. Onun eşi olarak, hayatı boyunca siyasi kariyerine aktif bir şekilde destek vermiştir. Ecevit'in vefatından 14 yıl sonra, Rahşan Ecevit 17 Ocak 2020 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Bülent Ecevit'in Siyasal yaşamı nasıldı?

Bülent Ecevit Cumhuriyet Halk Partisi'nde nasıl bir rol oynadı? Bülent Ecevit CHP'ye nasıl girdi?

siyasi hayatına adım atmıştır. Gençlik Kolları Merkez Yönetim Kurulunda görev alan Ecevit, İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in adaylığını devrederek, 1957 seçimlerinde CHP'den milletvekili seçildi. Parti Meclisinde yer alan Ecevit, 1960 Askerî Müdahalesi sonrası Kurucu Meclis üyesi olarak görev yaptı. 1961 genel seçimlerinde Zonguldak milletvekili seçildi ve İsmet İnönü başkanlığındaki 3 koalisyon hükûmetinde Çalışma Bakanı olarak çalıştı. Bu dönemde, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gibi yasaların çıkarılmasına öncülük etti ve sosyal güvenlik haklarının genişletilmesi için çalışmalar yaptı.

Bülent Ecevit, 1965 genel seçimlerinde muhalefet partisi olan CHP içinde "Ortanın Solu" görüşünün öncülüğünü yürütmeye başladı. Parti içinde Ortanın Solu'na karşı çıkan bir klik ortaya çıktı ve 18 Ekim 1966'da toplanan 18. Kurultay'da genel sekreterliğe seçildi. Ecevit, çalışkanlığı, hitabet gücü ve demokratik sol duruşu ile giderek öne çıktı ve Ortanın Solu, CHP'nin temel ilkesi olarak kabul edildi. Ecevit, Ortanın Solu hareketiyle CHP'nin aşırı sola bir duvar çektiğini, diğer partilerin de aşırı sağa karşı bir duvar çekmesiyle demokrasinin sürekli yaşama olanağı bulacağını savundu.

Bülent Ecevit'in Ortanın Solu politikasına karşı çıkan bir grup tarafından tepki alması 1967 yılında gerçekleşti. Bu çatışma nedeniyle Turhan Feyzioğlu liderliğinde 47 milletvekili ve senatör CHP'den ayrılarak Güven Partisi'ni kurdu. Ecevit ise köyleri kalkındırma planını ortaya atarak "Toprak işleyenin, su kullananın" sloganını kullandı.

1971 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan 12 Mart Muhtırası sonrasında CHP içinde önemli fikir ayrılıkları ortaya çıktı. İsmet İnönü, müdahaleye karşı açıkça çıkmamayı tercih ederken, Bülent Ecevit ise muhtıranın CHP içindeki Ortanın Solu hareketine karşı verildiğini düşünerek, partisinin askerî yönetime katılmasına karşı çıktı ve genel sekreterlikten istifa etti. İnönü, Ecevit ile yoğun bir mücadele yürüttü ve 4 Mayıs 1972'de yapılan 5. Olağanüstü Kurultayda "Ya ben ya Bülent!" diyerek, partisinde politikasının onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı.

1972 yılında, Ecevit yanlılarının genel başkanlık için yapılan güven oylamasında 709 oy alarak zafer kazandıkları Kurultay sonrası İsmet İnönü, parti içi mücadele sonucunda istifa etti. 14 Mayıs tarihinde genel başkanlığa seçildi. Kemal Satır ve grubu ise Kurultay sonrası partiden ayrılarak önce Cumhuriyetçi Partiyi kurdu, ardından Millî Güven Partisiyle birleşerek Cumhuriyetçi Güven Partisine (CGP) katıldı. İsmet İnönü Türk siyasal yaşamında değişen ilk genel başkan olarak tarihe geçti.

Bülent Ecevit ne zaman Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı oldu? Bülent Ecevit seçimlerde nasıl İsmet İnönü'yü yendi?

1973 yılında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, askerler tarafından desteklenen Emekli Orgeneral Faruk Gürler'in seçilmesine karşı çıkan Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit, Fahri Korutürk'ün seçilmesini önerdiler. Bu öneri sonucunda, 6 Nisan 1973 tarihinde Korutürk Türkiye'nin 6. cumhurbaşkanı olarak seçildi. Ecevit Faruk Gürler'in seçimlere katılmamasına rağmen oy vermiş olan CHP Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu ve arkadaşları partiden ayrıldılar. Bu olay cumhurbaşkanlığı seçim krizinin sonunda çözüldü.

CHP, Bülent Ecevit liderliğinde, "Ak günlere" olarak bilinen seçim beyannamesi etrafında toplanan politikalarla 14 Ekim 1973 genel seçimlerinde yüzde 33,3 oy oranıyla 185 milletvekili çıkararak birinci parti oldu. CHP'nin oy oranı önceki seçime göre yüzde 5,9 arttı, ancak Ecevit liderliğinde parti çoğunluğu kazanamadı. 26 Ocak 1974 tarihinde Necmettin Erbakan'ın liderliğindeki Millî Selamet Partisi (MSP) ile kurduğu koalisyon hükûmetinde ilk defa Başbakan oldu.

Koalisyon hükümetinin kurulmasından hemen sonra, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ın "Güzel İstanbul" adlı heykeli "ahlaksızlık" nedeniyle çöpe attırması ve bira satışlarını yasaklaması büyük tepki çekti. Aynı zamanda, Ecevit'in çıkarmayı planladığı genel affın solcuları da kapsamasını istemesiyle Erbakan'ın bu konuda çıkışı kriz yaratırken sonunda çıkarılan af ile sağcılar ve solcular yararlandı. 1974 genel affı ile cezaevindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 61 bin'den 24 bin'e düştü.

Ayrıca, ilk kez 1970 yılında CHP Gençlik Kolları tarafından düzenlenen bir forumda kullanılan "demokratik sol" kavramı, 28 Haziran 1974'te yapılan CHP Tüzük Kurultayı'nda parti ilkeleri arasına alındı. Ecevit bu ilkeyi; ülkenin gerçek koşullarına dayalı, yerli bir sol düşünce akımı olarak tanımladı.

Ecevit hükûmetinin önemli uygulamalarından biri, Haziran 1971'de ABD tarafından yasaklanan haşhaş ekiminin 1 Temmuz 1974'te serbest bırakılmasıydı. Bu durum daha sonrasında ABD'nin Türkiye'ye ambargo uygulamasına yol açtı.

Bülent Ecevit Kıbrıs Harekâtını nasıl gerçekleştirdi? Bülent Ecevit ne zaman kıbrıs harekatını gerçekleştirdi?

Temmuz 1974'te, Bülent Ecevit Başbakan iken, Yunanistan'daki askerî darbeye destek veren EOKA yanlısı Rumlar, Kıbrıs'ta Makarios'a karşı darbe gerçekleştirdi. Bu darbe sonucunda Kıbrıs'taki Türklerin yaşamları tehlikeye girdi. Bu nedenle Ecevit, Londra'ya giderek Britanya hükûmeti yetkilileriyle görüştü ama Kıbrıs konusunda ortak bir çözüm bulunamadı. Ecevit'in liderliğindeki hükümet askerî müdahale kararı aldı.

20 Temmuz'da başlayan Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından 14 Ağustos'ta gerçekleşen II. Barış Harekâtı gerçekleşti. Bu operasyonun sonucunda, Ecevit "Kıbrıs Fatihi" olarak anılmaya başladı.

Bülent Ecevit Milliyetçi Cephe ve azınlık hükûmetlerine nasıl yaklaştı? Milliyetçi Cephe ve azınlık hükûmetleri nasıl kuruldu?

Kıbrıs Harekâtı'nın başarılı olmasına rağmen, CHP ve MSP arasındaki koalisyon hükümeti içindeki çelişkiler, siyasal mahkûmların genel affın kapsamına alınması ve Kıbrıs konusundaki anlaşmazlıkların etkisiyle gittikçe büyüdü. Bu koalisyon hükûmeti, Bülent Ecevit'in 18 Eylül 1974 tarihinde yaptığı istifayla sona erdi. Bu hükûmetin dağılması sonrasında Süleyman Demirel liderliğinde AP, MSP, MHP ve CGP partilerinden oluşan I. Milliyetçi Cephe Hükûmeti kuruldu.

1977 genel seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi oy oranını yüzde 41,38'e çıkararak büyük bir başarı elde etti. Bu oy oranı, Türkiye tarihinde sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda elde ettiği en yüksek oy oranı olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda, bu oy oranı, 1950 yılından sonra CHP'nin elde ettiği en yüksek oy oranı olarak tarihte yerini aldı.

Ecevit, 1977 genel seçimlerinde oy oranını yüzde 41,38'e çıkararak Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihinde aldığı en yüksek oy oranını elde etti. Ancak seçim sistemi nedeniyle çoğunluğu kazanamadığı için azınlık hükûmeti kurmaya karar verdi. Bu hükûmetin güvenoyu alamaması sonucunda, Süleyman Demirel'in liderliğindeki Milliyetçi Cephe hükûmeti kuruldu. Ecevit, "kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum" söylemiyle AP'den ayrılan 11 milletvekili ve Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nin desteğiyle II. Milliyetçi Hükûmetini devirip, 5 Ocak 1978 tarihinde yeni bir hükûmet kurarak tekrar başbakan oldu.

Ecevit, seçim propagandası sırasında vaat ettiği düzen değişikliğini gerçekleştiremedi. Terör, etnik ve dinsel kışkırtmalar hızlandı ve Malatya ve Maraş gibi kentlerde katliamlar meydana geldi. Enflasyon hızı yüzde 100'ü geçti ve grevler yaygınlaştı. TÜSİAD, hükûmetin istifasını istemek için tam sayfa eleştiri ilanları yayınladı. Ecevit, AP'den ayrılan 11 milletvekiline destek için verdiği tavizler ve bu bakanlar hakkında çıkan yolsuzluk söylentileri nedeniyle zarar aldı. Ayrıca, Ecevit döneminde, Türkiye'nin ABD tarafından uygulanan ambargonun Eylül 1978'de kesin olarak kaldırılmasından sonra Amerikan üsleri yeniden faaliyete açıldı.

Ecevit, 14 Ekim 1979'daki ara seçimlerde başarısızlık yaşadı ve görevden ayrıldı. Ardından, 25 Kasım 1979 tarihinde Süleyman Demirel, Milliyetçi Şeriat Partisi (MSP) ve Milliyetçi Hareket Parti (MHP) desteğiyle bir azınlık hükûmeti kurdu.

Bülent Ecevit'e suikast girişimleri ne zaman gerçekleşti? Bülent Ecevit'e nerede suikast girişimi oldu? 

Bülent Ecevit, 70'li yıllarda koalisyon hükûmetlerinin kurulması sırasında birçok suikast girişimine maruz kalmıştır. En önemlilerinden biri ABD'de gerçekleşen 23 Temmuz 1976 saldırısı, diğeri ise 29 Mayıs 1977'de Türkiye'deki Çiğli Havaalanı'nda meydana gelen girişimdir. 1976 Kıbrıs Harekatı sonrası ABD'ye yapılan bir gezi sırasında gerçekleşen saldırı FBI tarafından önlendi. Çiğli Havaalanı'ndaki suikastta ise dönemin İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan'ın kardeşi Mehmet İsvan yaralandı. Suikastta kullanılan silahın Özel Harp Dairesinde bulunması iddiaları sonradan çeşitli tanıklıklarla tartışıldı.

Bülent Ecevit  12 Eylül ve siyasi yasaklı dönemde nasıl hareket etti? 12 Eylül Darbesinde neler yaşandı?

12 Eylül Darbesi sonucu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren tarafından yönetilen Silahlı Kuvvetler ülkenin yönetimini ele geçirdi. Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit birlikte Hamzakoy'da (Gelibolu) yaklaşık bir ay gözaltında tutulmuş ve daha sonra serbest bırakılmıştır. Diğer parti liderleriyle birlikte siyasetten men edilmiştir. 28 Ekim 1980'de siyasi parti faaliyetleri durdurulunca, Bülent Ecevit 30 Ekim 1980 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığından istifa etmiştir. Ayrıca istifasının sebepleri hakkında bir açıklama yapmıştır. Askeri yönetime karşı çıkışları nedeniyle önce Nisan 1981'de yurt dışına çıkması yasaklandı. 1981'de çıkarmaya başladığı "Arayış" dergisinde yayımladığı bir yazısı nedeniyle Aralık 1981 ile Şubat 1982 arasında hapiste kalmıştır. Arayış dergisi de 1982 yılında askeri rejim tarafından kapatılmıştır. Daha sonra yabancı basına siyasi demeç verdiği gerekçesiyle Nisan-Haziran 1982 arasında tekrar tutuklu kalmıştır.

Ecevit, 1982 yılında yapılan halkoylaması sonucu kabul edilen 1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi gereği, diğer partilerin önde gelen üyeleriyle birlikte 10 yıl boyunca siyaset yasağına tabi tutuldu.

Bülent Ecevit'in Demokratik Sol Parti'ye geçişi nasıl oldu? DSP nasıl kuruldu?

12 Eylül döneminde CHP'den ayrılan Bülent Ecevit, 1983-1985 arasında Demokratik Sol Partinin (DSP) kurulmasını desteklemiştir. 1985 yılında Ecevit'in hala devam etmekte olan siyaset yasağı nedeniyle, eşi Rahşan Ecevit liderliğinde DSP kurulmuştur. 1986 yılında ara seçimlerde, Rahşan Ecevit liderliğinde DSP'nin propaganda gezilerine katılmış ve yaptığı konuşmalarla siyaset yasağını çiğnemiştir. Bu nedenle çeşitli davalar açılmıştır.

Bülent Ecevit, 1985 yılında Sosyal Demokrasi Partisi ve Halkçı Partinin birleşmesi taleplerine karşı geldiği için eleştiriler almıştır. Aynı dönemde DSP içinde demokrasinin olmamasından şikayet eden muhalif sesler ortaya çıktı. 14 Haziran 1987 tarihinde Rahşan Ecevit'e muhalif olan grubun gerçekleştirdiği 2. Kurucular Kurulu toplantısında Celal Kürkoğlu önderliğinde muhalif hareket oluştu ve kurucu üyeler arasında parti içi bir çatışma başladı. Bu çatışma sürecinde parti içi tartışmalar mahkemelere taşındı ve Celal Kürkoğlu ile 15 arkadaşının 14 Eylül 1987'de SHP'ye katılması sonucu oluştu.

Bülent Ecevit Demokratik Sol Parti'de nasıl genel başkan seçildi?

1987 yılında yapılan referandumla eski siyasilerin siyaset yasağı kaldırılınca Bülent Ecevit Demokratik Sol Parti (DSP) liderliğine geri döndü (13 Eylül 1987). Aynı yılın Kasım ayında yapılan genel seçimlerde DSP'nin yüzde 10'luk seçim barajını geçemeyince Ecevit, ilk kongresinde parti genel başkanlığından ve aktif siyasetten ayrılacağını açıkladı. Ancak 1989 yılının başlarında siyasete geri döndü ve partililer tarafından yeniden liderliğe seçildi.

Bülent Ecevit, 1991 yılında yapılan seçimlerde, Türkiye'nin ulusal birliğinin ve laikliğinin korunmasının gerektiğini vurguladı ve ülkenin önder bir ülke olması gerektiğini savundu. Ecevit, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) karşısında "Sosyal demokrat oyları bölmeyin" kampanyasını yürüttü ve SHP'nin aday listelerinde Halkın Emek Partisi (HEP) üyelerine yer vermesini eleştirdi ve SHP'nin "bölücülerle iş birliği yaptığını" ileri sürdü. İktidara geldiklerinde üretici, tüketici ve satıcının oluşturduğu bir kooperatif düzen kuracaklarını açıkladı. Ecevit, Zonguldak'tan milletvekili seçilerek DSP 6 milletvekiliyle birlikte Meclise girdi. CHP'nin yeniden açılması gündeme geldiğinde, CHP kurultayının CHP'nin DSP'ye katılma kararı almasını önerdi. Ancak 9 Eylül 1992'de gerçekleşen CHP kurultayına çağrıldığı halde katılmadı.

Bülent Ecevit ve Demokratik Sol Parti (DSP), 1995 yılının Aralık ayında yapılan erken genel seçimlerde yüzde 14,64 oy oranına ve 76 milletvekili sayısına ulaşarak solun en büyük partisi haline geldi. 1997 yılında Mesut Yılmaz'ın liderliğinde kurulan ANASOL-D koalisyonunda başbakan yardımcısı olarak görev aldı. 1998 yılında koalisyon hükûmetinin gensoruyla düşürülmesinin ardından 1999 yılında CHP dışındaki partilerin desteğiyle DSP azınlık hükûmetini kurdu ve yaklaşık 20 yıl sonra 4. kez başbakan oldu. Ecevit hükûmetinin iktidarda olduğu sırada, PKK lideri Abdullah Öcalan Kenya'da yakalandı ve Türkiye'ye getirildi.

Bülent Ecevit ve Demokratik Sol Parti (DSP), 1999 yılının Nisan ayında yapılan genel seçimlerde yüzde 22,19 oy oranına ulaşarak birinci parti olarak çıktı. Seçim sonrası hükûmeti kurmakla görevlendirilen Ecevit, 1999 Mayıs ayında ANAP ve MHP ile kurulan ANASOL-M koalisyonunda tekrar başbakan olarak hizmet vermeye devam etti.

Ecevit hükûmetinin döneminde, eşi Rahşan Ecevit'in önerisiyle çıkarılan bir yasa olan "Şartlı Salıverme ve Erteleme Yasası" kabul edildi. Bu yasa, devlete işlenen suçlar dışındaki suçlar için erteleme ve şartlı salıverme imkanı sunuyordu. Bu yasa, kamuoyunda "Rahşan Affı" olarak biliniyor ve Anayasa Mahkemesi tarafından genişletilmişti. Bu yasa, kanun yapıcıların öngöremediği sonuçlar ortaya çıkardı ve bazı hukuki uygulamalar kamuoyunda tepkilere neden oldu. Bu yasanın uygulanması sonucunda cezaevlerindeki mahkum sayısı 70 bin'den 40 bin'e düştü.

Ecevit hükûmetinin iktidarda kalma süresi boyunca, Cumhurbaşkanı Sezer ile arasında anayasal konularda gerilim yaşandı. Bu gerilim, 19 Şubat 2001 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısında doruğa ulaştı. Cumhurbaşkanı Sezer ile yaşadığı anayasa kitapçığı krizi nedeniyle Başbakan Ecevit, MGK toplantısını terk etti. Bu olay, ekonomideki zorlukların başlangıcı olarak görüldü.

Bülent Ecevit'in Fethullah Gülen'e karşı tavrı nasıldı? 

Bülent Ecevit, Fethullah Gülen tarafından bir tehlike olarak görülen bir kesim tarafından ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından görülen bir liderdi. Ecevit, Gülen ile çeşitli defalar bir araya geldi ve Gülen'in okullarını gezdi. 1997 yılında Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından Ecevit'e "Siyaset Dalında Ulusal Uzlaşma Ödülü" verildi. Ecevit, başbakan yardımcısı olduğu 1998 yılında Roma'ya giden Gülen'in karşılanması için Roma Büyükelçisi'nden ricada bulundu, bu hareket dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in tepkisini çekti.

28 Şubat süreci sırasında, DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen hakkında bir iddianame hazırladı. Bu dönemde, Gülen'in yıllar önce yaptığı konuşmaların görüntüleri televizyon kanallarında sıralı olarak yayınlandı. Bu konuşmalarda Gülen'in "bürokraside nasıl yapılandırılması gerektiği" hakkında bilgi verdiği görülüyor.

Bülent Ecevit'in sağlık sorunları ve siyaseti bırakışı nasıl gerçekleşti? Bülent Ecevit'in sağlık sorunu nelerdi?

Sağlık sorunlarıyla ilgili spekülasyonlar olan Bülent Ecevit, 4 Mayıs 2002 tarihinde rahatsızlandı ve Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumu kötüleşirken tedavi sırasında, eşi Rahşan Ecevit tarafından hastaneden çıkarılıp evine getirildi. Dinlenmek için bir süre evde kalan Ecevit, 17 Mayıs'ta yeniden hastaneye yatırıldı ve 11 gün boyunca orada kaldı. Rahşan Ecevit bu dönemdeki tedavi sürecine dair kuşkularını kamuoyuyla paylaştı. Bu iddialar yalanlandı ancak konu, Ergenekon Davası sırasında tekrar gündeme geldi.

DSP lideri Bülent Ecevit'in sağlık durumu sırasında yürütebileceği görevleri tartışma konusu oldu. Bu tartışmalar, parti içinde de yankı buldu. "Dokuzlar" olarak adlandırılan 9 DSP milletvekili, 25 Haziran'da yayımladıkları bir bildiride, Ecevit liderliğinden ayrılmayı talep etti. 5 Temmuz 2002'de Ecevit adına bir basın açıklaması yapan DSP milletvekili grubu, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ı eleştirdi. MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, 7 Temmuz'da yaptığı açıklama ile 3 Kasım'da erken seçim istedi. Ertesi gün, Ecevit, kendisiyle görüşmeye gelen Hüsamettin Özkan ile aralarını bozdu. Hüsamettin Özkan'ın DSP'den ve hükûmetten istifası, aralarında Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de bulunduğu 6 bakan ve toplam 63 milletvekili tarafından takip edildi. İstifalar sonucunda koalisyon hükûmeti, Meclis'teki sayısal desteğini kaybetti. Bu gelişmeler üzerine 16 Temmuz 2002'de üç partinin genel başkanları arasında yapılan zirve toplantısında, 3 Kasım'da erken seçimin yapılması kararı alındı. 31 Temmuz 2002'de Meclis Genel Kurulunda yapılan oylamada erken seçim önerisi, oylamaya katılan 514 milletvekili arasından 449'unun kabul oyunun alınmasıyla kabul edildi. 3 Kasım 2002'de yapılan erken genel seçimlerde DSP barajını geçemeyince Meclis dışı kaldı.

Bülent Ecevit, 3 Kasım seçimlerinden önce olduğu gibi, sonrasında da zaman zaman genel başkanlıktan ayrılma kararını dile getirdi. 22 Mayıs 2004 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında halefi olan Genel Başkan Yardımcısı Zeki Sezer'i ilan etti ve görevini ona devretmek istediğini açıkladı. 24 Temmuz 2004 tarihinde yapılan 6. Olağan Kurultay ile aktif siyasetten çekildi.

Bülent Ecevit'in ölümü nasıl gerçekleşti? Bülent Ecevit'in mezarı nerede?

Bülent Ecevit, ilerleyen yaşı, bozulan sağlığına rağmen Danıştay Saldırısı'nda hayatını kaybeden Yücel Özbilgin'in 19 Mayıs 2006 tarihindeki cenazesine katıldı. Tören sonrası beyin kanaması geçirdi ve uzun süre Gülhane Askerî Tıp Akademisinde yoğun bakımda kaldı. Bu dönemde onun için tutulan ziyaretçi defteri "Kaldırım Defteri" olarak anıldı. Ecevit, bitkisel hayatta 172 gün sonra 5 Kasım 2006 tarihinde dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu öldü.

Ecevit'in Devlet Mezarlığı'na gömülmesi için ölümün hemen ardından yapılan bir kanun değişikliği ile başbakanların da bu mezarlıklara gömülmeleri sağlandı. 11 Kasım 2006 tarihinde yapılan cenaze törenine, ülkenin dört bir yanından ve çok sayıda ülkeden gelen büyük bir kalabalık katıldı. Cenaze törenine beş eski cumhurbaşkanı ve siyasetçiler de katıldı. Kocatepe Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ecevit için anıt mezar yapılması da gündeme geldi.

Çarşı grubu, Bülent Ecevit'in Beşiktaşlı olduğu bilindiği için, "Forzabesiktas.com" adresli web sitesini kapattı. Sitede, Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit'in bir mitingde halkı selamladığı çekilmiş bir fotoğraf vardı ve fotoğrafın altında "Karaoğlan, Kara Kartal Seni Unutmayacak" yazısı yer verilmiştir.

Bülent Ecevit'in kişisel yaşamı nasıldı?

Bülent Ecevit, genel başkan seçildikten kısa bir süre sonra Kars'a gitmiş ve Susuz ilçesinde arkadaşı Rasim Yarkadaş'ın evine konuk olmuştu. Konuk olduğu evin annesi Şahzade Şahin, Ecevit'i boynuna sararak "Kurtar bizi bu dertlerden ay Garaoğlan" diyerek ona "Karaoğlan" adını vermiştir.

Süleyman Demirel, Ecevit'i en büyük rakibi olarak gördüğü için ona "Allende-Büllende" tabirini kullanmıştır.

Başbakanlık dönemlerinde gerçekleştirilen Kıbrıs Harekâtı ve Abdullah Öcalan'ın yakalama operasyonu sonrasında Ecevit "Kıbrıs Fatihi" ve "Kenya Fatihi" olarak anılmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ecevit, harekâttan sonra ziyaret ettiği adada büyük bir coşkuyla karşılandı ve barış güvercini uçurdu. Daha sonra düzenlediği mitinglerde "Savaşın Şahini, Barışın Güvercini Karaoğlan" sloganı eşliğinde güvercin uçurdu.

Bülent Ecevit, mavi gömlek giyer ve siyah kasket takar, TEKEL Bafra, Samsun, Bitlis, TBMM, Tokat, Maltepe, 2000, Ballıca sigarası içer ve eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın hediyesi olan Erika marka daktilosuyla yazar ve yazılarını ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne armağan etmiştir.

Ecevit, genellikle günde 3 fincan çay içerken, Klasik Batı Müziği ve Türk Halk Müziği dinlerdi.

Otomobiller konusunda da yerli üretim ve ekonomik seçimler yapardı. Örneğin, Anadol A1, Renault 12, Murat 124, Tofaş Kartal, Fiat Tempra, Renault Safrane, Renault Megane, Hyundai Dynasty ve Ford Transit gibi araçları tercih etmişti.

Bülent Ecevit'in geriye bıraktıkları nelerdir? Bülent Ecevit mirasına ne oldu?

2005 yılında hizmete giren Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Ecevit'in anısına adlandırılmıştır. Ayrıca, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi de 2012 yılında "Bülent Ecevit Üniversitesi" olarak yeniden adlandırılmıştır. Mayıs 2016 yılında Eskişehir'de açılan Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi'de, Ecevit'in bal mumundan yapılmış bir heykeli sergilenmektedir.

İzmir'in Güzelbahçe ilçesinde ise 2021 yılında Ecevit ve eşi için adı verilen bir parkda heykeli dikilmiştir.