İzmir’in Bergama ilçesinde yer alan ve tarihi geçmişine ilişkin önemli bulgular barındırdığı değerlendirilen Asmalı Dere Başı mevkisi, alınan resmi kararla koruma altına girdi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Bergama’da Küçükkaya (Kadriye) ile Tiyelti mahalleleri sınırları içinde kalan bölgede yapılan incelemeler, yeni bir arkeolojik alanı daha gün yüzüne çıkardı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, uzman raporları ve yüzey araştırmalarını dikkate alarak alanın bir kısmını 1. derece arkeolojik sit, bir kısmını da 3. derece arkeolojik sit olarak tescilledi. Böylece Asmalı Dere Başı mevkisi, yalnızca bilimsel açıdan değil, hukuki olarak da güvence altına alınmış oldu.

Toprağın altından yeni bir tarih çıktı

Koruma kararının temelini, 2025 yılı içinde Bergama ve Kınık çevresinde yürütülen arkeolojik yüzey araştırmaları oluşturdu. Prof. Dr. Felix Pirson başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilen çalışmalar sırasında tespit edilen alan, hazırlanan bilimsel değerlendirmelerle kurul gündemine taşındı.

Uzmanların raporunda, Asmalı Dere Başı’nın Küçükkaya Mahallesi’nin yaklaşık 2,5 kilometre kuzeyinde, Tiyelti Mahallesi’nin ise yaklaşık 2,5 kilometre doğusunda yer aldığı aktarıldı. Kurttepe olarak adlandırılan iki büyük tepenin arasında, güney eteklerde konumlanan alanın hafif eğimli ancak genel olarak düz bir yapıya sahip olduğu belirtildi. Bu coğrafi özelliklerin, eski yerleşim ve kutsal alanların seçimi açısından dikkat çekici bulunduğu ifade edildi.

Araştırma sırasında alanda yalnızca yüzeysel izler değil, geçmişte burada düzenli bir kullanım olduğuna işaret eden mimari ve seramik bulgular da kayda geçirildi. Özellikle yapısal kalıntılar ile taş mimari parçaların çevreye dağılmış halde bulunması, bölgenin sıradan bir kırsal arazi olmadığını ortaya koydu.

Kaya nişi Kibele ihtimalini güçlendirdi

Raporda en dikkat çekici unsur ise yapı yıkıntısının yaklaşık 25 metre batısında tespit edilen kaya işçiliği oldu. Bir kaya yüzeyine açılmış yaklaşık 60’a 60 santimetre ölçülerindeki nişin, yüzey incelemesini yapan uzmanlar tarafından özel olarak değerlendirildiği belirtildi.

Bu nişin, Kibele ile ilişkili kırsal bir kutsal alanın parçası olabileceği üzerinde duruldu. Anadolu’nun en köklü inanç figürlerinden biri olan Ana Tanrıça Kibele, özellikle doğa, bereket, doğurganlık ve yaşamın sürekliliğiyle ilişkilendiriliyor. Antik çağda dağlık ve kırsal alanlarda, kaya yüzeylerine oyulmuş nişler ve açık hava kutsal alanlarıyla temsil edildiği bilinen Kibele kültü, bu açıdan Asmalı Dere Başı’ndaki bulgularla birlikte yeniden gündeme geldi.

Meteoroloji’den Türkiye geneline uyarı: Kuvvetli yağış ve fırtına kapıda
Meteoroloji’den Türkiye geneline uyarı: Kuvvetli yağış ve fırtına kapıda
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, henüz kazı yapılmadan kesin bir tanımlama yapmanın erken olacağını belirtse de, mevcut izlerin alanın sıradan bir yerleşim kalıntısından daha fazlasını taşıdığı yönünde güçlü işaretler verdiğini değerlendiriyor. Özellikle kırsal kutsal alanlara işaret eden kaya nişi, arkeoloji dünyasında dikkat çeken başlıca bulgu olarak öne çıkıyor.

Whatsapp Image 2026 05 03 At 093140.Jpeg-2

Seramik parçaları ve duvar izleri dikkat çekti

Alanın güney bölümünde çiftlik yapısı olduğu düşünülen bir yapı kalıntısının tespit edildiği de rapora yansıdı. Bu yapının çevresinde ve duvar kalıntıları arasında çok sayıda seramik parçasına rastlandığı bildirildi. Ayrıca kesme taş yapı elemanlarına ait mimari parçaların alana dağılmış halde bulunduğu ifade edildi.

Bu veriler, bölgede yalnızca inanç temelli bir kullanım değil, aynı zamanda gündelik yaşama dair izlerin de bulunabileceğini gösteriyor. Seramikler, arkeolojik sahalarda tarihlemeyi kolaylaştıran ve kullanım biçimini anlamaya yardımcı olan en önemli materyaller arasında yer alıyor. Mimari taş parçaları ise geçmişte burada belirli ölçekte bir yapılaşma bulunduğuna işaret ediyor.

Asmalı Dere Başı’ndaki bu bulgular, alanın hem yerleşim hem de ritüel işlev taşımış olabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Bu nedenle kurulun verdiği sit kararı, yalnızca görünen kalıntıların değil, henüz toprağın altında bulunan olası kültürel varlıkların da korunmasını amaçlıyor.

Kurul kararıyla koruma süreci resmileşti

İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, hazırlanan tescil fişini uygun bularak alanın karar eki haritada gösterildiği şekliyle 1. ve 3. derece arkeolojik sit olarak tesciline hükmetti. Bu kararla birlikte bölge, resmi olarak koruma statüsü kazandı.

1. derece arkeolojik sit kararı, alanın en sıkı koruma tedbirleriyle güvence altına alınmasını sağlıyor. Bu kapsamdaki bölgelerde bilimsel amaçlı çalışmalar dışında müdahale son derece sınırlı tutuluyor. 3. derece arkeolojik sit statüsü ise belirli koşullarla kontrollü kullanım alanı açsa da, her türlü işlem için kurul onayı zorunluluğu getiriyor.

Bu yönüyle karar, hem bilimsel araştırmaların önünü açık tutuyor hem de alanın bilinçsiz müdahalelerle zarar görmesini engellemeyi hedefliyor. Bergama gibi katman katman tarih barındıran bir coğrafyada bu tür tesciller, yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların da kültürel mirasını koruma anlamı taşıyor.

UNESCO kenti Bergama’da miras halkası genişliyor

Bergama, antik dünyadan bugüne uzanan zengin bir tarihi birikime sahip olması nedeniyle yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da yakından izlediği kültür kentlerinden biri. Pergamon’dan Osmanlı’ya uzanan tarihsel süreklilik, ilçeyi açık hava müzesi niteliğine kavuşturuyor. Ancak yeni sit kararı, Bergama’nın yalnızca bilinen büyük anıtlarıyla değil, kırsalda saklı kalmış küçük ama kritik izlerle de yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir kentte yeni bir arkeolojik alanın tescillenmesi, koruma anlayışının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Çünkü kültürel miras yalnızca görünen yapıları değil, toprağın altında henüz tam anlamıyla açığa çıkmamış tarihsel katmanları da kapsıyor.

Asmalı Dere Başı’ndaki karar, bu yönüyle Bergama’nın tarihine yeni bir parantez açtı. Kent merkezinden uzak, doğayla iç içe bu alan, antik çağ insanının inanç dünyasına, yerleşim düzenine ve kırsal yaşamına ilişkin yeni soruların kapısını araladı.

Kibele Anadolu’nun en güçlü simgelerinden biri

Raporda dikkat çekilen Kibele bağlantısı, alanın önemini daha da artırıyor. Anadolu kökenli olan Kibele, bereketin, doğanın, doğurganlığın ve vahşi yaşamın simgesi kabul edilen en güçlü ana tanrıça figürlerinden biri olarak biliniyor. Hititlerde Kubaba, Frigya’da Kybele adıyla anılan bu figür, doğanın döngüsünü ve yaşamın devamlılığını temsil ediyor.

Antik dönem inanç sistemlerinde Kibele tapınımının çoğunlukla dağlık bölgeler, kaya yüzeyleri ve açık hava kutsal alanlarında yoğunlaştığı biliniyor. Bu nedenle Bergama’daki kaya nişi, yalnızca tek bir bulgu değil; Anadolu’nun kadim inanç dünyasına açılan yeni bir iz olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar açısından bu tür bulgular, bölgenin yalnızca arkeolojik değil, mitolojik ve kültürel bellek yönünden de güçlü bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. İlerleyen süreçte yapılacak ayrıntılı araştırmalar, Asmalı Dere Başı’nın bu açıdan daha net bir kimlik kazanmasını sağlayabilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ