İZMİR GÜNCEL

Barajlar yetmiyor, kentin yükünü yeraltı suları çekiyor

İklim krizinin derinden etkilediği İzmir'de, kentin su güvenliğini sağlamak amacıyla düzenlenen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" paneli, tabloyu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Sekiz saat süren dev zirvede, İzmir'in içme suyunun yüzde 60'ının kuyulardan karşılandığı vurgulanırken, kıyı şeridindeki kuyuları bekleyen tuzlanma tehdidi ve acil altyapı ihtiyaçları masaya yatırıldı.

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü, kentin gelecekte yaşayabileceği su krizlerine karşı bilim dünyasıyla güçlerini birleştirdi. Avrupa Birliği finansmanıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ortaklığında yürütülen proje kapsamında Tarihi Havagazı Fabrikası'nda geniş çaplı bir zirve düzenlendi. İklim değişikliği, kuraklık, deniz suyu arıtma teknolojileri ve alternatif su üretim yöntemlerinin tartışıldığı panel, alanında uzman akademisyenleri ve kurum yöneticilerini bir araya getirdi.

Tarihi kuraklık ve su arzı mücadelesi

Panelin açılışında konuşan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir'in içinden geçtiği zorlu iklim sınavına dikkat çekti. 1998 yılından bu yana kayıt altına alınan en kurak ekim, kasım ve aralık aylarının yaşandığını belirten Erdoğan, bu durumun yılbaşı gecesi su arzında büyük sıkıntılara yol açtığını ifade etti. Alınan acil tedbirler ve yeni su kaynaklarının devreye sokulmasıyla krizin aşıldığını aktaran Erdoğan, 3 Ocak itibarıyla başlayan yağışların barajlardaki tabloyu olumlu yönde değiştirmeye başladığını müjdeledi.

İstanbul ve Ankara'dan çok farklı: İzmir kuyulara bağımlı

Zirvede dikkat çeken en önemli detaylardan biri, İzmir'in su temin yapısının diğer büyükşehirlerden keskin bir şekilde ayrışması oldu. İstanbul ve Ankara'da su ihtiyacının neredeyse tamamı barajlardan sağlanırken, İzmir'de barajların payı yüzde 40'ta kalıyor. Kentin su ihtiyacının yüzde 60'ı ise il genelindeki sayıları 1600'ü bulan yeraltı su kuyularından karşılanıyor. Ancak bu yoğun kullanım beraberinde büyük bir riski getiriyor. 11 kıyı ilçesinde bulunan 318 kuyunun tuzlanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten uzmanlar, tuzlu yeraltı suyunu arıtmanın, deniz suyunu arıtmaya kıyasla üç kat daha düşük maliyetli olduğuna dikkat çekerek pilot arıtma tesislerinin önemini vurguladı.

Tarımda yanlış sulama yeraltı sularını zehirliyor

Zirvede sadece içme suyu değil, tarımsal su kullanımı da geniş yer buldu. Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. M. Tolga Esetlili, tarımda verimi artırmak için kullanılan gübrelerin ve salma sulama gibi yanlış yöntemlerin tabana süzülerek yeraltı sularına karıştığını belirtti. Tuzlanmanın sadece bir su kalitesi sorunu olmadığını, toprak ve ekosistemle birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Esetlili, acilen modern basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Altyapı alarm veriyor: Yağmur ve atık su birbirine karışıyor

İklim değişikliğinin getirdiği ani ve şiddetli yağışlar, İzmir'in mevcut altyapısını zorlamaya devam ediyor. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu, yağışlardaki yüzde 12'lik bir artışın bile mevcut altyapı tasarım değerlerini altüst ettiğini belirtti. Kentin doğal dere yataklarıyla iç içe büyümesinin yarattığı sorunlara değinen Fıstıkoğlu, şiddetli yağış dönemlerinde çatı ve parsel sularının da atık su sistemine girmesiyle sistemin kapasitesini aştığını, bunun da kentsel drenaj yönetimini zorlaştırdığını ifade etti.

Tüm bu zorlu tabloya rağmen, kurumların aldığı önlemlerin somut sonuçlar verdiği de verilerle ortaya kondu. İZSU'nun kuraklık döneminde gece saatlerinde uyguladığı planlı basınç düşümleri ve park-bahçe aboneliklerinin iptali gibi tedbirler sayesinde son 8 ayda 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlandığı açıklandı. Ayrıca altyapıdaki kayıp-kaçak oranlarıyla yapılan mücadele sonucunda, 2024 yılında yüzde 27,17 olan oranın 2025'te yüzde 24,80'e düşürüldüğü, bu sayede 5,6 milyon metreküp suyun şebekeye geri kazandırıldığı vurgulandı.