İzmir’in binlerce yıllık sağlık geçmişini anlatan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeseli, düzenlenen gala gösterimiyle izleyici karşısına çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi imzası taşıyan yapım, antik dönemin önemli sağlık merkezlerinden Bergama Asklepion’dan başlayarak günümüzün kamusal sağlık hizmetlerine uzanan tarihsel yolculuğu beyaz perdeye taşıdı.
İzmir Sanat’ta gerçekleştirilen gala gecesi, kentin kültür, sanat, sağlık ve akademi dünyasını bir araya getirdi. Gösterime İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen, hekim, sanatçı, sivil toplum temsilcisi ve öğrenci katıldı. Belgeselin sonunda salonu dolduran izleyiciler yapımı uzun süre alkışladı.

İzmir’in hafızasına ışık tutan çalışma
Belgesel, yalnızca bir sağlık tarihi anlatısı sunmuyor; aynı zamanda İzmir’in kültürel belleğine de güçlü bir pencere açıyor. Antik çağın şifa anlayışı ile modern kamusal sağlık hizmetleri arasında kurulan bağ, kent tarihine farklı bir perspektiften bakılmasını sağlıyor.
Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in taşıdığı tarihsel mirasa dikkat çekerek, bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguladı.
36 yıllık hekimlik deneyiminin hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu belirten Tugay, “Gerçekten çok özel bir şehirde yaşıyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihiyle önemli insanların nefes aldığı topraklardayız. İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım. Üzerinde yaşadığımız toprağın geçmişini bilmek, hayatı anlamlı kılıyor” dedi.
Başkan Tugay, belgeselin ortaya çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek çalışmanın “kısa ama asil bir film” olduğunu söyledi.

Ercan Kesal’ın sesi belgeselin ruhunu taşıdı
Belgeselin en dikkat çeken unsurlarından biri ise anlatım dili oldu. Yapımın seslendirmesini oyuncu, yazar ve hekim kimliğiyle tanınan Ercan Kesal üstlendi. Kesal’ın anlatımı, filmin duygusal atmosferine güçlü bir derinlik kattı.
Gösterim sonrası konuşan Kesal, filmin kendisini derinden etkilediğini ifade ederek İzmir’e duyduğu bağlılığı anlattı.
“Film bana neden burada olduğumu yeniden hatırlattı” diyen Kesal, “İyi ki İzmir’de okumuşum, iyi ki İzmir’e aşık olmuşum dedirtti. Tıp fakültesinden sadece hekim çıkmaz; hayatın kendisine dair başka şeyler de çıkar. Bu emeğin bir parçası olmak benim için çok kıymetli” ifadelerini kullandı.
Gala gecesinde Başkan Tugay’ın, Ercan Kesal’ın “Hekimlik Sanatları” kitabından yaptığı alıntı da salonda dikkatle dinlendi. İnsan hayatına, meslek ahlakına ve dünyaya dair güçlü ifadeler içeren bölüm, geceye duygusal bir ton kattı.
Asklepion’un izleri Eşrefpaşa’da sürüyor
Belgeselde dikkat çeken başlıklardan biri de Eşrefpaşa Hastanesi’nin sosyal belediyecilik açısından taşıdığı anlam oldu. Ege Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Asklepion’un tarihsel misyonunun bugün Eşrefpaşa Hastanesi’nde farklı bir biçimde yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Bayındır, “Asklepeion kendi döneminde çevresine örnek olmuş önemli bir sağlık merkeziydi. Eşrefpaşa Hastanesi de bugün benzer biçimde halkın ortasında ücretsiz sağlık hizmeti sunan çok özel bir kurum. Türkiye’ye anlatılması gereken bir sosyal belediyecilik örneği” dedi.
Belgesel boyunca, sağlık hizmetinin yalnızca tıbbi bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor.

Belediyenin kendi emeğiyle hazırlandı
İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay da projenin tamamen belediyenin kendi insan kaynağıyla hazırlandığını belirterek çalışmanın kolektif üretim gücünü ortaya koyduğunu söyledi.
Farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle anlamlı işlerin ortaya çıktığını ifade eden Okyay, “Kentler insanları buluşturur. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi aracılığıyla en dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz. Bu anlayış, halkın kimsesiz olmadığını gösteriyor” diye konuştu.
Altı aylık yoğun emeğin ürünü
Belgeselin danışmanlığını üstlenen ve aynı zamanda Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi olan Doç. Dr. Başak Bayram ise yapımın yaklaşık altı aylık yoğun bir çalışmanın ardından tamamlandığını anlattı.
“Hekimlik insanın acısını gören bir meslek” diyen Bayram, sağlık çalışanlarının yaşadığı duygusal yükün filmde hissedilmesini istediklerini söyledi.
Bayram, “Binalara sadece yapı olarak bakmıyoruz. Onların taşıdığı anlamlar var. İnsan ayrımı yapmadan yürütülen bir mesleğin içindeyiz ve bunu izleyiciye hissettirmek bizim için çok önemliydi” ifadelerini kullandı.
İzmir’in sağlık tarihi daha geniş kitlelere ulaşacak
Yönetmenliğini Kültür Sanat Şube Müdürlüğü Sinema Destek Birimi’nden Ahmet Utku Soylu’nun üstlendiği belgeselde çok sayıda akademisyen, hekim ve uzman görüşleriyle yer aldı.
İlk gösterimini yapan “Asklepion’un Mirası”nın önümüzdeki dönemde ulusal ve yerel televizyon kanallarında yayınlanması planlanıyor. Yapımın ayrıca üniversitelerde, film festivallerinde, kongrelerde ve dijital platformlarda da izleyiciyle buluşması hedefleniyor.
Belgesel, yalnızca İzmir’in sağlık geçmişini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda kentin insan odaklı yönetim anlayışını, dayanışma kültürünü ve ortak hafızasını da sinema diliyle geleceğe taşıyor.




