“İSTANBUL’DA BÜYÜKŞEHİR ADAYIMIZ PARTİ SÖZCÜMÜZ İDRİS ŞAHİN”

“İstanbul’da büyükşehir adayımızı açıkladık; parti sözcümüz İdris Şahin. Kendisi Çankırı baro başkanlığı yapan bir hukukçu. Artı, 39 ilçede 39 tane ilçe belediye başkan adayımız var İstanbul’da. İzmir’de bizim kendi il başkanımız, Serap Karaosmanoğlu oldu, ki İzmir’in çok bilinen ailelerindendir; kendi il başkanımız belediye başkan adayı oldu büyükşehirde. Ama geri kalan otuz ilçenin otuzunda da İzmir’de belediye başkan adayımız var.”

“ANKARA’NIN BÜTÜN İLÇELERİNDE BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ VAR”

“Ankara’da Mümtaz Akıncı, Anayasa Mahkemesi üyeliği yaptı biliyorsunuz Mümtaz Bey. Beş dönem Afyon’da baro başkanlığı yaptı, çok iyi bir hukukçudur; Uyuşmazlık Mahkemesi başkanlığı yaptı. Ve Anayasa Mahkemesi’nin özellikle bireysel haklar konusundaki en hassas kararlarında, en sağlam duruşu ortaya koyan üyelerden birisi olarak tam 12 yıl Anayasa Mahkemesi’nde görev yaptı. Daha sonra da bizim partimize katıldı. Şimdi de Mümtaz Bey bizim Ankara büyükşehirden adayımız. Ama onunla beraber de Ankara’nın bütün ilçelerinde belediye başkan adayımız var.”

“2018’DEN BU YANA TEK İMZAYLA YAPAMADIĞI HİÇBİR ŞEY YOK”

“2018’den bu yana tek imzayla yapamadığı hiçbir şey yok. Şu anda kendisi aynı zamanda Merkez Bankası Başkanı, unutmayalım. Merkez Bankası Başkanı’nın biri geliyor biri gidiyor. Seçimlerden önce, ‘Ben iş başında olduğum sürece faiz artmaz, indi daha da inecek’ dedi. Seçimlerden sonra 8 ayda 8 kere faiz arttı. Düşünebiliyor musunuz ki Erdoğan’a rağmen faiz artıyor? Olabilir mi böyle bir şey?”

“PARTİLERİN İÇERİSİNDE, OTORİTER EĞİLİMİ OLAN İNSANLAR VAR”

“Partilerin içerisinde, otoriter eğilimi olan insanlar var. Yani ülkeyi yönetme yetkisini bir elime geçirsem, şimdiye kadar onlar millete sopa salladı, o sopayı ellerinden alacağım, ben başkalarına sopa sallayacağım türünden eğilimler var. Yani bunlardan korktuk açıkçası. Bütün bu eğilimler ülkenin yönetiminde hâkim hale gelebilir diye korktuk. Onun için bu yazılı belgelerle gittik.”

“ŞU ANDAKİ HEDEFİMİZ, MECLİSTE YENİ BİR MUHALEFET GRUBU KURMAK”

“Bizim şu andaki hedefimiz ve çabamız, mecliste yeni bir muhalefet grubu kurmak. Bizim şu anda 15 milletvekilimiz var. Ama seçimlerden sonra bunun katılımlarla ya da stratejik iş birlikleriyle yirminin üzerine çıkması çok yakın görünüyor. Pek çok görüşmemiz var; dolayısıyla mevcut Saadet ve Gelecek’in grubunun mecliste olması çok önemlidir; onlar bir siyasi çizgiyi temsil etmektedir o çizgiye bizim saygımız vardır.”

“TÜİK’İN BAĞIMSIZ VE ŞEFFAF ÇALIŞMASINI SAĞLAMALARI GEREKİYORDU, YAPMADILAR”

“Sayın Şimşek’in niyetinin iyi olduğunu biliyorum. Çabasının da farkındayım. Ama niyet ve münferit çaba asla yetmez. Şimdi, bu yeni ekonomi yönetiminin; Sayın Şimşek ve ekibinin, diğer arkadaşların, derhal ama derhal öncelikle şu TÜİK’in bağımsız ve şeffaf çalışmasını sağlamaları gerekiyordu. Bunu yapmadılar. Ben kendilerine defalarca çağrıda bulundum.”

“TAMAM ANLADIK KİMLİĞİNİ DE, SEN BU ÜLKE İÇİN NE ORTAYA KOYACAKSIN?”

“Siyasi partiler kendilerini tanımlarken ‘Ben’ diyor ‘merkez sağ partiyim.’ ‘Ben muhafazakâr partiyim, ben milliyetçi partiyim.’ Tamam anladık kimliğini de,sen bu ülke için ne ortaya koyacaksın? ‘Bu ülkenin yarınlarıyla ilgili planın projen nedir arkadaş, onu bi’ anlat’ dediğinizde çoğu zaman koskoca bir boşluk görüyorsunuz. Türkiye’de ilk defa bir siyasi parti bu kadar geniş alanda, çok derin hazırlıklarla bu ülkeyi yönetmeye talip. Hiçbir şeyi biz lafta bırakmıyoruz. Tarımsa en derin hazırlığı var. Afet yönetimiyse en detaylı hazırlığı var.”

“OTORİTER EĞİLİMLERİN YÜKSELMESİ, AVRUPA BAŞTA OLMAK ÜZERE DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE GEÇERLİ”

“Otoriterleşme eğilimi, otoriterlik, demokrasinin aşağı doğru basması ve popülist-otoriter eğilimlerin yükselmesi, Türkiye’de değil Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde geçerli. Bugün bakıyorsunuz, Meksika’da da durum aynı, Arjantin’de de. Öbür tarafa gidiyorsunuz, Güney Kore’de de, başka Asya ülkelerinde de aynı. Dolayısıyla otoriter, hukuk tanımaz, popülist söylemlerle iktidara gelen çok sayıda şu anda lider var; çok sayıda bu şekilde davranan siyasi parti var. Yanı başımızdaki Avrupa’da da bunun sayısı çok. Bundan esinleniyorlar. Maalesef Altılı Masa’da da gördük, Altılı Masa’nın ötesindeki partilerde de gördük.”

“ÜLKEYİ YÖNETEN ZİHNİYETİN HUKUKA SAYGILI BİR ZİHNİYET OLMASI LAZIM”

“‘Anayasaya bağlı kalacağıma ant içerim’ diye göreve başlıyor, Anayasa’nın maddesini uygulamıyor. Yani burada şu çok önemli, ülkeyi yöneten zihniyetin gerçekten hukuka saygılı bir zihniyet olması lazım. Demokrasi sadece seçimden ibaret değil. Demokraside seçim çok önemli, ama seçilenlerin hukuk içerisinde ülkeyi yönetmesi lazım. ‘50+1’i cebime koydum, aklıma geleni yapabilirim, hukuk da tanımam’ diyebilirsiniz. O zaman onun adı demokrasi değil.”

“SİVİL TOPLUM, SİVİL İNİSİYATİF DİYE BİR ŞEY BIRAKMADI”

“Sivil toplum, sivil inisiyatif diye bir şey bırakmadı. Bir kişiyi hapiste tutuyor, ne diyor? ‘Ben iktidarda olduğum sürece çıkamaz, o hapiste’ diyor. Bir kişiyi içeride tutuyor, bütün sivil toplumu sindiriyor. Bir kişiyi içeride tutuyor, bütün iş dünyasını sindiriyor.”

“BİR KİŞİ ÜZERİNDEN GENİŞ KESİMLERİ SİNDİRİYOR, SUSTURUYOR”

“İnsanlar ne düşünüyor? ‘Ben aramı Sayın Erdoğan’la bozmayayım, bana kafayı takarsa halim berbat, beni de içeri attırır, bir daha da çıkamam’ diye insanlar korkuyor. Dolayısıyla bu hani haksız yere, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, AİHM kararlarına rağmen insanların hâlâ hapiste olması basit bir şey değil. Bir kişi de olsa aynı facia, on kişi, yüz kişi de olsa aynı şey. Çünkü o bir kişi üzerinden geniş kesimleri sindiriyor, susturuyor.”

“‘DEMOKRASİMİZ HASTA AMA ÖLMEDİ’ DİYORUM”

“Rusya’dan başlayıp doğuya doğru ülkelerin haline bir bakın. Bu Asyatik cumhuriyetlerin içine düştüğü duruma bakın. İnsan hakları falan sıfır. Bugün Rusya’daki en önemli muhalefet lideri, bir süre kendisinden haber alınamadı, sonra bir haber geldi öldü diye. Rusya’nın neresinde olduğu belli değil. Ailesine cenazesini teslim etmediler, edemiyorlar. Allah korusun, Türkiye’nin demokrasisi, ben hep uluslararası basında sordukları zamanda söylüyorum: ‘Demokrasimiz hasta ama ölmedi’ diyorum.”

“KARŞILIKSIZ PARA BASTIRARAK ENFLASYON DÜŞÜRMEK MÜMKÜN DEĞİL”

“Şu anda Türkiye yüksek enflasyon dönemine girdi maalesef. Şu anki iktidarın iş tutuş biçimiyle, Merkez Bankası’na talimatla iş yaptırarak, karşılıksız para bastırarak bu ülkede enflasyon düşürmek mümkün değil. Dolayısıyla ülkede enflasyon yüksek seyretmeye devam edecek. Tabii enflasyon hangi enflasyon, onu da unutmayalım. Hep TÜİK enflasyonundan hareket ediyoruz, maaşlar hep TÜİK enflasyonuna göre artıyor ama halkın kendi enflasyonu var.”

Kaynak: IGF