ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısı ve ardından yaşanan gelişmeler, uluslararası kamuoyunda sert tepkilere yol açtı. Başkent Karakas’ın hedef alındığı saldırıların ardından Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in ülke dışına çıkarıldığı duyuruldu. Washington yönetiminin açıklamaları, bölgede yeni ve derin bir kriz başlığını beraberinde getirdi.
Karayipler’de tırmanan gerilim sıcak çatışmaya döndü
ABD’nin aylardır Karayipler hattında artırdığı askeri hareketlilik, Venezuela’ya yönelik doğrudan saldırıyla yeni bir evreye taşındı. Sabah saatlerinde Karakas’ta bulunan askeri tesislerin hedef alındığı operasyonlarda, La Carlota askeri havaalanı ve Fuerte Tiuna ana üssünün vurulduğu bildirildi. Venezuela yönetimi, saldırıların ardından ülkede olağanüstü hâl ilan edildiğini açıkladı.
Washington’dan ilk açıklama: Maduro ülke dışına çıkarıldı
ABD Başkanı Donald Trump, saldırıdan sonra yaptığı açıklamada, Maduro ve eşinin evlerinden alınarak ülke dışına çıkarıldığını duyurdu. Trump, operasyonun ABD kolluk kuvvetleriyle koordinasyon içinde yürütüldüğünü savundu. Aynı açıklamada Venezuela’nın petrol yönetiminde söz sahibi olunacağı vurgusu da dikkat çekti.

Saldırı Çin temaslarının hemen ardından geldi
Operasyonun zamanlaması da tartışma yarattı. Saldırıdan yalnızca saatler önce Maduro, Miraflores Sarayı’nda Çin heyetini ağırlamış, iki ülke arasındaki yüzlerce ekonomik ve siyasi anlaşma masaya yatırılmıştı. Çin’in Latin Amerika ve Karayipler Özel Temsilcisi Qiu Xiaoqi’nin görüşmede ABD’nin uyguladığı yaptırımlara açık eleştiriler getirdiği aktarılmıştı.
Trump’tan yeni mesajlar: “Yönetim şekline henüz karar vermedim”
Trump, akşam saatlerinde yaptığı ikinci açıklamada, operasyonun günler öncesinden planlandığını, ancak bilinçli olarak beklendiğini söyledi. Maduro’nun New York’a götürüldüğünü belirten Trump, Venezuela’nın gelecekteki yönetim modeline dair henüz karar vermediğini ifade etti. Bu sözler, Washington’un ülkedeki siyasi sürece doğrudan müdahale edeceği yorumlarını güçlendirdi.
Dünyadan sert tepkiler geldi
Saldırıya yönelik tepkiler kısa sürede küresel ölçekte yankı buldu. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Birleşmiş Milletler ve Amerikan Devletleri Örgütü’nü acil toplantıya çağırdı. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel saldırıyı “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirdi.
Rusya ve Çin de yaptıkları açıklamalarda Venezuela’nın egemenliğine vurgu yaparak askeri müdahaleye karşı olduklarını duyurdu. Avrupa Birliği yetkilileri ise tüm tarafları uluslararası hukuk ve BM Şartı’na uymaya çağırdı.
Bölgedeki dengeler yeniden tartışılıyor
ABD’nin müdahalesi, Latin Amerika’nın geleceği açısından da yeni soru işaretleri doğurdu. Uzmanlara göre Washington’un hamlesi yalnızca Venezuela’yı değil, bölgedeki tüm siyasi dengeleri etkileyebilecek nitelikte. Operasyonun, ABD’nin son dönemde sıkça dile getirdiği güvenlik ve nüfuz politikalarının sahaya yansıması olduğu yorumları yapılıyor.
Uluslararası hukuk vurgusu öne çıktı
Birçok ülke ve uluslararası aktör, devlet başkanına yönelik bu tür bir operasyonun uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu savundu. Yapılan açıklamalarda, Latin Amerika’nın bir “barış bölgesi” olarak kalması gerektiği vurgulandı ve askeri yöntemler yerine diplomasi çağrısı yapıldı.




