Zorlu günler ve Meclis

Abone Ol

Dünyadaki gelişmeler, Türkiye’yi güç ve zorlu günlerin beklediğini gösteriyor. Basiretsiz yönetici ve liderlerin uyguladıkları politikalar sonucu gelinen bu noktada çözümü ülkelerin meclis ve kadrolarında aranması gerekiyor.

1974 yılında, 12 Mart sonrası zamanın Dışişleri Bakanı Turan Güneş’le

yaptığım bir söyleşide ülkelerin kaderlerini bu kurumun belirlediğine işaret ederek şunları söylemişti:

“Meclisler rejimleri ne olursa olsun eski Yunan’dan bu yana var ola

gelmiştir. Dikta rejimleri de dahil olmak üzere her dönem, özellikle Fransız devrimi sonrası ülke yönetimlerinde etkin bir rol oynamışlar dünyadaki gelişmelere yön vermişler, siyaset, ekonomi, sosyal yapılanmada ana unsur olmuşlardır. Türkiye’de de bu süreç işlemiş bugüne gelinmiştir. Bu zaman dilimi içerisinde evrensel gelişmeler,

sosyal yapıdaki değişimler ülkedeki gelişmeler üzerinde etkili olmuştur. Her seçim dönemi sonrası meclisteki yapı kalite ve kantine olarak zayıflamıştır. Bu olmasaydı ne 27 Mayıs ne 12 Mart darbeleri olurdu. Atatürk sonrası feodal yapı ,tarikat ve cemaatlerin etkilediği meclis yapısı, Cumhuriyet devrim ve ilkelerinin gelişimini

engellemiş toprak reformu yapılamamış, Köy Enstitüleri kapatılarak sosyal değişim sağlanamamıştır. Her rejimde meclis var dedik ancak savaşarak yeni bir ülke ve yaşam alanı kurarak GAZİ unvanı alan tek meclis bizim meclisimizdir.”

Güneş’in bu sözleri bugün içinde geçerlidir. Yüz yıl önce bugünün

evrensel ve bölgesel gelişmelerini öngörerek politikalar üreten Atatürk’ün vizyoner görüşüne sahip bir Gazi Meclis, ülkeyi Anayasa değişikliği, terörsüz Türkiye, ekonomik çöküş, İsrail saldırganlığı, İran’la ilgili gelişmeler gibi zorlu günlerden çıkaracak tek kurumdur. Reçetesi ise NUTUK tur.