Uygarlığın Ölümcül Krizi

Abone Ol

Büyük kavgalar ve devrimler sonrasında kaotik çatışmalardan bir düzen tutturan çağdaş uygarlık şimdi yeniden hızla kaotik çatışma ve krizin içine sürükleniyor. Oysa iletişim devrimi ve bilgi toplumunun ilk etkileri başlangıçta küresel açıdan insanlığa yeni olanaklar sundu. Bu yeni teknolojileri etkin değerlendiren ülkeler, başta Çin, Hindistan ve güney doğudaki Asya ülkeleri olmak üzere, hızla ekonomik refah artışı ve toplumsal gelişme fırsatı yakaladı. Ayrıca yeni kültür, noktasal bakış açısı yerine ağsal iş birliği içinde katılım, uzlaşma, orkestrasyon ve dünya vatandaşlığının önünü açabilir nitelikleri ile iyimser bir ortam yarattı. Bu nedende antroposen çağının yarattı doğa, çevre ve iklim sorunlarının çözümü yönünde önlem arayışları da başlamıştı. Dünyadaki ikili ideolojik kutuplaşma son bulmuş; Uygarlığın önünde yeni bilim ve teknolojinin sürüklediği yeni bir uygarlık dönemi başlaya adaydı.

****

Ne var ki uygarlığın balayı dönemi kısa sürdü. Söz konusu ortamı bozan ana dinamik; soruna insanlık, uygarlık ve bilim yerine, dünya hegemonyası ve ekonomik çıkar açısından bakan ABD derin devletinden geldi. Geçmişteki İngiliz emperyalizminin yöntem ve desteğini kendine model alan ABD derin devlet ideolojisi, Dünyamızı tek başına, ekonomik ve politik çıkarları açısından kontrol etmeye yöneldi. Önce sahte belgelerle petrol zengini Irak’a el koymak için iki körfez krizini çıkarttı. Irak’ı kutuplaşan bir yapılanma içinde, 3’e bölerek oradaki varlığını güvence altına aldı. Körfez krizlerinde Irak bataklığına bulaşmayı reddeden Türk Genel Kurmayı ve TBMM’ni etkinsiz kılan politik kurumsal yapılanma AKP iktidarının desteği ile sağlanıp Kemalizm kontrol altına alınmak istendi.

****

ABD’nin emperyal güç arayışının kültürel alt yapı tezi, “kültürler arası fay hattı” olarak Huntington tarafından şekillendirildi. Böylece eski ikili ideolojik kutuplaşma yeni bir inanç kutuplaşması olarak devreye girdi. Oysa uygarlık, kutuplaşmalar üzerinden değil, Atatürk’ün kısa dönemde tün komşularla kurduğu barış ve uzlaşma modelleri gibi sağlanabilirdi. Ancak ABD emperyalizminin çıkar ve güç arayışı bu kez kuzey Afrika ve Orta Doğunun petrol zengini devletlerini sıraya aldı. ABD’nin Dünya süper gücü olma hevesi, Rusya’yı da hizaya sokmayı gerektirdiği için, bu kez Ukrayna kurban seçildi. Yardım bahanesi ile Ukrayna’nın nadir toprak elementlerine el konuldu. Kültürel fay hatlarını tezinde hedef bir Ülke de İran.

****

Olmaz denilen oldu, süper güç hedefi bu kez NATO üyesi bir ülkeye bağlı olan Grönland’a el konulması şeklinde belirdi. ABD ile AB arasında yeni bir kavga üretti. Bu son emperyal isteğin birkaç önemli sonucu olacaktır. Eğer ABD, Grönland’a askeri güç olarak el koyarsa, Çin de Tayvan’ı ilhak etmeyi kendince fırsata dönüştürecektir. İkinci olarak NATO’nun en temel maddeleri rafa kalktığı için büyük bir kriz devreye girecektir. Üçüncü olarak çağdaş uygarlığın temsilcisi geçinen yaşlı Avrupa büyük bir testten geçerek, uygarlık ve insanlık değerlerinin korunması veya harcanması ikileminde kalacaktır. Diğer yandan nadir toprak elementlerine sahip olan her ülke gibi, Türkiye de her an bu uygarlık ve çağ dışı uygulamaya konu bir adaydır. ABD emperyalizminin bu kontrol edilemeyen keyfiliği, yasa, eşitlik ve adalet tanımaz kişilikli bir yönetici ile uygarlığın ölümcül krizi olarak sürerken Dünyada barış içinde yeni bir düzen olanaksız olacaktır. Zira, kontrolsüz güç ve iktidar; güç değil, düzen getirmeyen kaostur.