Türk edebiyatının evrensel değeri, Anadolu'nun gür sesi Yaşar Kemal, vefatının yıl dönümünde ismini taşıyan kültür merkezinde oldukça kapsamlı ve duygusal bir programla anıldı. Maltepe Belediyesi tarafından organize edilen ve bir hafta boyunca sürecek olan anma haftası, edebiyatseverleri, sanatçıları ve yazarın yakın dostlarını aynı çatı altında buluşturdu. Film gösterimlerinden özel sergilere, derinlikli söyleşilerden atölye çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede hazırlanan programın açılış gününe, usta yazarın eşi Ayşe Semiha Baban, ünlü sinema tarihçisi ve gazeteci Burçak Evren ile Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay gibi önemli isimler katılım sağladı. Programın fuaye alanında, yazarın kitap kapaklarından, kült olmuş film afişlerinden ve romanlarında tasvir ettiği bitkilerin resmedildiği "Binbir Çiçekli Bahçe" konseptinden oluşan özel bir sergi de sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Anadolu'nun vicdanını geleceğe taşıyan bir kalem

Gecenin açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, usta kalemin sadece bir romancı değil, aynı zamanda bu coğrafyanın sarsılmaz bir vicdanı olduğunu vurguladı. Edebiyatı estetik bir kaygıdan ziyade, toplumsal bir hakikat arayışı olarak gören yazarın, Çukurova'nın sıcağını ve yoksul halkın onurlu direnişini evrensel bir dille anlattığını belirten Köymen, oldukça çarpıcı ifadeler kullandı. Köymen, doğayı koruma mücadelesinin temellerinin yazarın satırlarında on yıllar öncesinden atıldığına dikkat çekerek, yazarın "Binbir Çiçekli Bahçe" metaforunun aslında çok sesliliği, çok kültürlülüğü ve bir arada yaşama iradesini temsil ettiğini ifade etti. Bu vizyon doğrultusunda, kültür ve sanatı bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp kamusal bir hak haline getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Başkan Köymen, usta edebiyatçıyı derin bir özlem ve saygıyla andıklarını sözlerine ekledi.

Süleyman Bulut’un yepyeni resimli kitap serisi Mundi Çocuk’ta!
Süleyman Bulut’un yepyeni resimli kitap serisi Mundi Çocuk’ta!
İçeriği Görüntüle

Karakterin cazibesi senaryo krizlerini gölgede bıraktı

Anma programının en can alıcı bölümü ise hiç şüphesiz Türk Sineması için bir dönüm noktası kabul edilen Yılanı Öldürseler filminin özel gösterimi ve ardından gerçekleştirilen söyleşi oldu. Filmin hem başrol oyuncusu hem de yönetmeni olan usta sanatçı Türkan Şoray, sahneye çıktığında salonu dolduran yüzlerce kişi tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Yazarın dünya çapındaki bilinirliğine ve Türkiye için taşıdığı gurur kaynağı olma özelliğine değinerek sözlerine başlayan Sultan, böyle devasa bir ismin eserini sinemaya uyarlama şansına erişmenin kendisi için tarif edilemez bir onur olduğunu dile getirdi. Romanı ilk okuduğunda hikayenin merkezindeki Esme karakteriyle arasında inanılmaz bir bağ kurulduğunu anlatan usta oyuncu, yapımcıya giderek bu rolü ne pahasına olursa olsun oynamak istediğini söylediğini aktardı. Ancak projenin hayata geçme süreci hiç de kolay olmadı. Başlangıçta filmin yönetmenliğini usta isim Ali Özgentürk'ün yapması planlanırken, son anda yaşanan değişiklikler projeyi tamamen farklı bir yöne savurdu.

Hem kameranın arkasında hem de önünde yaşanan büyük çılgınlık

Görüntü yönetmeninin İsveç'ten geldiği, setin ve ekibin tamamen hazır olduğu bir ortamda, ortada çekilecek net bir senaryonun kalmaması büyük bir kriz yarattı. Yapımcının ani bir kararla yönetmenlik koltuğunu kendisine teklif ettiğini belirten Şoray, o anki heyecanla ve karaktere duyduğu aşkla hiç düşünmeden bu ağır sorumluluğu kabul ettiğini itiraf etti. Elde Ali Özgentürk'ün hazırladığı bir taslak, yazarın bizzat kaleme almak istediği yeni bir metin ve Şoray'ın romana olan tutkusuyla yazdığı kendi senaryosu olmak üzere tam üç farklı vizyonun çatıştığını anlatan usta sanatçı, o günleri gülümseyerek yâd etti. Sahneyi yönetmek, ekibe komutlar vermek ve saniyeler sonra kameranın önüne geçip ağır bir dramın içine girmek zorunda kalmasının kelimenin tam anlamıyla bir delilik olduğunu ifade eden Şoray, "Bugün olsa o çılgınlığı yapmaya kesinlikle cesaret edemem, bu gerçekten çok zor ve yıpratıcı bir süreçti" diyerek yıllar sonra gelen samimi bir itirafta bulundu.

Kaynak: haber merkezi