Türk Şiirinin Diplomat “Üstad”ı Yahya Kemâl’in külliyatının ilk kitabı: "KENDİ GÖK KUBBEMİZ"

Abone Ol

“Türkçem, ağzımda annemin ak sütüdür”(Yahya Kemâl Beyatlı)

“Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sineden: Ole!"

-19 YIL ÇALIŞTI-

Bu şiiri için tam 19 yıl sözcükleri üzerinde çalışmıştır Yahya Kemâl.
Külliyatının ilk kitabı “Kendi Gök Kubbemiz”in “Vuslat” başlıklı bölümde 151.sayfada yer alır…

-İLK KİTABI-

“Kendi Gök Kubbemiz”in öyküsü de şöyle. 1961’de yayımlanmış.
Sahaflarda bile bulmak zor. Çünkü kısıtlı basılmış.
Yahya Kemâl’in varisleri Reşat Beyatlı, Adile Güreralp, Narin Özbalkan ve Çetin Şencan, İstanbul Fetih Cemiyeti ile bir mukavele yapmış, cemiyetin Yahya Kemal Enstitüsü tarafından yayımlanmasını sağlamış.
Dolayısıyla “Kendi Gök Kubbemiz”, Yahya Kemâl Külliyatının birinci kitabı olmuş.
Ben de kitabı bir İkinci El pazarında “tesadüfen” buldum.

-KİTAPTAKİ ŞİİRLER-

Kitapta; “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Açık Deniz”, “Itri”, “Bir Tepeden”, “Bir Başka Tepeden”, “Akıncı”, “Mohaç Türküsü”, “Siste Söyleniş”, “İstanbul’un Fethini Görmüş Üsküdar”, “Hayal Şehir”, “Ziyaret”, “Atik Valde’den İnen Sokak”, “Üsküdar’ın Dost Işıkları”, “Hayal Beste”, “Eski Musiki”, “O Rüzgar”, “Mevsimler”, “Kar Musikileri”, Kocamustafapaşa”, “Gece”, “Akşam Musikisi”, “İstinye”, “Eylül Sonu”, “Fenerbahçe”, “Maltepe”, “Bedri’ye Mısralar”, “Karnaval ve Dönüş”, “İstanbul Ufukta’ydı”, “Mihriyar””İstanbul O Yerleri”, “Ok”, “Kaybolan Şehir”, ”1918”, ”Yol Düşüncesi”, “Sonbahar”, “Düşünce”, "Sessiz Gemi”, "Rindlerin Hayatı”, “Rindlerin Akşamı”, “Rindlerin Ölümü”, “Ufuklar”, “Deniz Türküsü”, “Uçuş”, “Gezinti”, “Moda’da Mayıs”, “Geçiş”, “Düşünüş”, "Duyuş ve Düşünüş”, “O Taraf”, “Bir Dosta Mısralar”, “Bir Yıldız Aktı”, “Gurbet”, “Hüzün ve Hatıra”, “Gece Bestesi”, “Maverada Söyleniş”, "Mehlika Sultan”, "Vuslat”, “Telaki”, “Ses”, “Deniz”, Erenköyü’nde Bahar”, “Bahçelerden Uzak”, “Geçmiş Yaz”, “Hatırlatan”, “Eski Mektup”,”Aşk Hikayesi”, “Viranbağ”, “Güftesiz beste”, “Nazar”, “Özleyen”, “Ric’at”, “Çin Kasesi”, “Bergama Heykeltraşları”, “Endülüs’te Raks”, “Altor Şehrinde”, “Eski Paris”, “Büyü Şiir”,Sicilya Kızları”, Cin’ler”, ”Hayali Söyleniş” ve “Madrid’de Kahvehane” şiirleri yer alıyor.
“Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirinin ikinci dizesinde yer alan “kendi gök kubbemiz” kitaba isim olmuştur.

-SON DİVAN ŞAİRİ-

Son divan şairidir de Yahya Kemâl.
Gazel, tahmis ve kaside türünde birçok şiir yazmıştır.
"Saf Şiir" akımının gözde temsilcilerindendir.
Özellikle; İstanbul’un sesini, tarihi ruhunu, milli duyguları dizelerinde ölümsüzleştirmiştir Yahya Kemal Beyatlı.
Şair ve yazar Hilmi Yavuz, Yahya Kemâl ile Ahmet Haşim okunmadan öteki şairlerin ve Türk şiirinin anlaşılmasının güç olduğunu savunur ve ekler; “Yahya Kemal kendi şiirleri için ‘doğrudan doğruya müziktir, bestedir’ der.
Modern Türk şiirini anlamak istiyorsak, Yahya Kemâl ve Ahmet Haşim’e başvurmamız gerekir.”
Ona, “Türk şiirinin yol açıcısı“ da demiştir edebiyat eleştirmenleri.

-ŞİİRE ADANMIŞ BİR ÖMÜR-

"XX. yy. başında, Türk şiirinin özlediği ‘dil’i bularak ona layık olduğu ‘ses’i kazandıran ve böylece çağdaş Türk şiirini başlatan ve yarım yüz yılda başına resmen şiir ‘tac’ı kondurulan Yahya Kemal'in edebiyatımızda çok müstesna bir yeri vardır.
Sermet Sami Uysal, Beyatlı'nın hayata gözlerini açtığı, şiirlerine ilham kaynaklığı etmiş olan Üsküp ve Rakofça'dan başlayarak: ‘Akıncı’ ve ‘Mohaç Türküsü’nün coğrafyasını oluşturan Mohaç Ovası'na ve ayrıca da ‘Süleymaniye"de Bayram Sabahı’ndan hala top sesleri yankılanan Kosova Ovası'na kadar adım adım dolaşmış; ilk gençlik yıllarını geçirdiği (1903-1912), kalarak Yahya Kemal'in izini sürüp yaşadığı ‘hava’yı solumaya çalışırken bir yandan da ‘Hayal Şehir’ şairinin okuduğu, ayrıca etkisinde kaldığı şairlerin eserlerini incelemiş; daha sonrada elçilik yaptığı Varşova ve Madrit'e uzanarak ‘Kar Musikileri’ ve ‘Endülüs'te Raks’ gibi Türk şiirini taçlandıran girmeye çalıştığı gibi bilgi ve belgeler de toplanmıştır.
Ayrıca hakkında yazılmış olan belli başlı bütün eserleri/makaleleri de ayrı ayrı inceledikten ve başta Abdülhak Şinasi, Nihat Reşat, Hamdullah Suphi, Kadri Yörükoğlu, Fuat Bayramoğlu, Salim Rıza, Esat Kural, H. Vehbi Eralp ve Cahit Tanyol gibi hayatında, ‘Hayal Şehir’ şairine en yakın olmuş dostlarıyla da uzun uzun görüşüldükten sonra, elde ettiği bütün bilgi birikimini; Yahya Kemal'le 1955-1958’de başladığı ‘Şiire Adanmış Bir Yaşam: Yahya Kemâl Beyatlı’yı ancak 40 yılı aşkın çaba sonunda, ‘Kendi Gök Kubbemiz’ şairinin aramızdan ayrılışının 40. yılına rastlayan 1998'de güzel bir raslantı sonucu da Şair'imizin doğum günü olan 2 Aralık'ta tamamlayabilmiş ve bu eser ‘Yahya Kemal"i Sevenler Derneği'nce yayımlanmıştır."
(Yahya Kemâl Beyatlı Şiire Adanmış Bir Yaşam-Sermet Sami Uysal, 2006 Bilge Kültür Sanat))

-VE “SESSİZ GEMİ”-

Yahya Kemâl, Türk şiirinin yenileşme sürecinde önemli bir şairimizdir.
En çok bilinen şiirleri arasındadır “Sessiz Gemi’’si de.
Poetik şiirdir, aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
Hep “ölüme dair yazılmış bir şiir” sanılır.
Oysa Nâzım Hikmet’in annesi Ayşe Celile Hanım için yazılmıştır mısraları.
“Demir alıp bu limandan kalkan gemi, Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol” dizeleri, Yahya Kemal’in hayatındaki en büyük aşkı olan Celile’sinin Ada’dan gemiyle İstanbul’a uzaklaşışı esnasında yaşadığı çaresizliği anlatır.
“Ölümdür elbette Sessiz Gemi’nin konusu.
Ama aşkta aranan ölümdür ve Celile’nin ardından ada limanında bakakalan Yahya Kemal’den esintiler içerir."
1975’te Hümeyra da muhteşem yorumlamıştır ve bu şarkıyla da ünlenmiştir.Müziği de Frank Gerald ve Patricia Carli’ye aittir.
İşte o şiir;

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufuka bakar gözleri nemli
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden

-ELÇİLİK DE YAPTI-

Yahya Kemâl bir diplomattır da. Elçilik ve Büyükelçilik yapmıştır.
Lozan görüşmelerine giden heyettedir.
Urfa Milletvekili’yken Türkiye-Suriye sınır heyetinde görevlendirilmiştir.
1926’da Polonya’ya Orta Elçi atanmıştır.
Ardından İspanya ve Portekiz Büyükelçisi olmuştur.
1948’de de Pakistan’ın ilk Türkiye Büyükelçisi’dir.
Dışişleri Bakanlığı’ndan da emekli olmuştur.
Yahya Kemâl, Varşova’da ”Kar Musukileri”, Madrid elçiliği sırasında da “Endülüs’te Raks” ve “Madrid Kahvehanesi” gibi unutulmaz eserleri edebiyatımıza kazandırmıştır.