Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ülkenin geleceği olan çocuk nüfusuna dair en güncel verileri içeren "İstatistiklerle Çocuk, 2025" raporunu kamuoyuna sundu. Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyonu aşarken, çocukların bu nüfus içerisindeki payının tarihsel bir düşüşle %24,8’e geriledi.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla ülkemizde 21 milyon 375 bin 930 çocuk bulunuyor. Ancak bu rakam, kağıt üzerinde büyük görünse de oransal olarak ciddi bir gerilemeyi işaret ediyor. 1970'li yıllarda nüfusun neredeyse yarısını (%48,5) oluşturan çocuk popülasyonu, 2025'te %24,8'e kadar indi. TÜİK’in nüfus projeksiyonları ise tablonun daha da keskinleşeceğini öngörüyor. Eğer mevcut doğurganlık eğilimleri bu şekilde devam ederse, 2100 yılında çocuk nüfusunun genel nüfusa oranının %14,5'e kadar gerilemesi bekleniyor. Bu durum, Türkiye’nin "genç nüfus" avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
2025'in En Popüler İsimleri
Anne ve babaların isim tercihleri, 2025 yılında da kültürel miras ile modern tınılar arasında bir köprü kurdu. Peki, bu yıl beşiklerde en çok hangi isimler yankılandı?
Erkek bebeklerde geleneksel ve güçlü isimlerin hakimiyeti sürüyor. 2025 verilerine göre:
-
Alparslan: 7 bin 527 bebekle listenin zirvesinde yer aldı.
-
Göktuğ: 6 bin 36 bebekle ikinci sıraya yerleşti.
-
Metehan: 5 bin 393 aile tarafından tercih edilerek popülerliğini korudu.
Kız çocuklarında ise daha modern ve zarif isimlerin öne çıktığı görülüyor:
-
Alya: 8 bin 751 bebekle 2025'in en çok tercih edilen kız ismi oldu.
-
Defne: 7 bin 731 aile tarafından seçilerek ikinciliğini korudu.
-
Gökçe: 7 bin 603 bebekle listenin en üst sıralarında kendine yer buldu.
Genel toplamda ise Türkiye genelindeki 0-17 yaş grubunda Yusuf ve Zeynep isimleri hâlâ en yaygın isimler olma unvanını elinde tutuyor.
Sosyal Riskler ve Yoksulluk: Çocuklar Tehlike Altında
Raporun en can alıcı ve düşündürücü kısmını ise "Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma" verileri oluşturuyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki çocukların %36,8’i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Bu istatistik, her üç çocuktan birinin yeterli beslenme, barınma ve eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşadığını gösteriyor. Kız çocuklarında bu riskin %37,8 ile erkek çocuklardan biraz daha yüksek olması ise toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında kat edilmesi gereken yolu tekrar hatırlatıyor.
Eğitim ve Okullaşma
Eğitim verileri, okullaşma oranlarında bir artış olduğunu gösterse de tamamlama oranlarında hala boşluklar olduğunu kanıtlıyor. İlkokul düzeyinde okullaşma oranı %95,4 ile umut verici bir seviyedeyken, ortaöğretimde bu oranın %82,9’a gerilemesi, çocukların okuldan kopuş sürecinin lise yıllarında hızlandığını kanıtlıyor.




