Tiyatronun Öncü Kadını; BEDİA MUVAHHİT

Abone Ol

Önce bir anekdot. Aydın Boysan’dan; “Samatya’da bir tiyatro vardı. Tiyatroyu yaşatan bir semttik biz. Narlıkapı Tiyatrosu vardı. Oraya Şehir Tiyatrosu gelirdi, pazarları. Şehir Tiyatrosu’na çok giderdik biz. Haftada iki kez, tiyatroya gittiğimiz olurdu.

Bedia Muvahhit‘i ben o sahnelerden çok iyi hatırlıyorum. Bir ‘Papazın Kızı’nı oynardı ki, yüreğime girerdi. O kadar hoş oynardı ki o ‘Papazın Kızı’nı. Hayran olurdum oyununa. Defalarca seyrettim oyunu, sırf Bedia Muvahhit’i göreyim diye. Aradan 50 yıl geçti. O günlerde bir röportaja gelmişlerdi. ‘Türkiye’nin en güzel üç kadını kim?’ diye sordular. Dedim ki ‘Birincisi, Bedia Muvahhit’. O zamanlar 90 yaşına yakındı. Bunu da yayınladılar. Sonra adam aptal aptal baktı yüzüme niye öyle dedim diye. ‘Sen onu Papazın Kızı rolünde gördün mü’ dedim. Yine bir gün bir arkadaş evinde oturuyorduk. Bedia Hanım’ın yanına oturdum ben de.

Bunu gazetede okumuş Bedia Hanım. O sofrada elimi tuttu. ‘Bana bak’ dedi, ‘Benden geçen yüzyıldan bahsediyormuş gibi bahsetme’ dedi. Olağanüstü hoş bir hanımdı.”

xxxx

Hadi, bir anı daha. Bu kez Müjdat Gezen anlatıyor;

Vasfi Rıza Zobu Türk tiyatrosunun Muhsin Hoca ile birlikte en emektar kurucularındandır. Bedia Muvahhit de ilk kadın oyuncularımızdan. Çok tatlı, esprili bir insandı. Arkadaşımdı çünkü ara sıra beni arar, gece bir yerlere götürmemi isterdi. Marmaris Festivali var, davetliyiz. Vasfi Hoca ve Bedia abla uçaktan indik. Vasfi Hoca, ‘Sen bizimle gel’ dedi. Beni sever ama asıl nedeni yolda küçük tuvaleti için mola verilmesi gerekecek, o nedenle beni yanında istiyor. Onlarca taksi bizi konvoy halinde alandan aldı ve ormanların içinden geçerek Marmaris’e gidiyoruz. Hoca önde oturuyor. Bedia abla ile ben arkada. Hoca bir ara bana göz kırptı. Anladım, küçük haceti var. Şoföre dedim ki: ‘Kardeş, az sağa çek, diğer arabalar geçip gitsin, biz ara vereceğiz.’ Öyle yaptı şoför. Ben diğer taksilere ‘geçin’ işareti yaptım. Hoca çamların arasında kayboldu. Üç dakika, beş dakika, on dakika. Neyse sonunda geldi. Fakat krem rengi pantolonunun önü biraz ıslak. Bedia abla bunu gördü: ‘Vasfi o ne öyle?’ dedi. Vasfi Hoca, ‘Sorma Bedia, affedersin, küçük hacetimi yaparken aniden rüzgâr çıktı, üzerime biraz geldi’ deyince Bedia Abla lafı yapıştırdı:’’ Tabii, sen onu bulana kadar meteoroloji değişmiştir’ dedi. İkisini de rahmetle anıyoruz.” (Cumhuriyet, 10 Şubat 2025)

xxxx

Bedia Muvahhit.

Mükemmel eğitimiyle Fransızca ve Rumca'ya anadili kadar hakimdi.

1914’de Darülbedayi (Hâlen ‘İstanbul Şehir Tiyatroları’ adıyla varlığını sürdüren sanat kurumu) oyuncusuydu.

1923’de "Ateşten Gömlek" filminin de "Ayşe"siydi.

(Halide Edip Adıvar’ın "Ateşten Gömlek" romanı Muhsin Ertuğrul'un yönetiminde sinemaya aktarıldı. Türk kadınların rol aldığı ilk sinema filmi ve Kurtuluş Savaşı konulu ilk film olma özelliğine sahipti.)

11 Ağustos 1923 tarihinde İzmir’de ‘Palas Sineması’nda Atatürk’ün isteği ve katılımıyla onun karşısında İbnürrefik Ahmet Nuri’nin “Ceza Kanunu” oyununda sahneye çıkmıştı; büyük beğeni ve alkış almıştı.

Güzelliği ve yeteneği ile Yahya Kemal’in şiirlerine de ilham kaynağıydı.

Entelektüelliği, güçlü hafızası ve ezber yeteneğinin yanında taklit ustalığıyla da bilinirdi. Şekspir'in ünlü "Othello’'sunun "Desdamona"sıydı.

İki yüz tiyatro oyunu, sayısız filmi vardı. 1973; hem Cumhuriyet'in hem de sahne hayatı Cumhuriyet'le yaşıt olan Bedia Muvahhit’in sahnede 50. yılıdır.

4 Ağustos 1973’de İstanbul Belediyesi sanatçı için “50. Sanat Yılı Gecesi” düzenler. Şehir Tiyatroları Sanatçısı Nüvit Özdoğru’nun, “Trampetler çalsın! Borazanlar ötsün! Meş’aleler yansın! Bedia Muvahhit geliyor!” takdiminden sonra "Hisse-i Şayia oyunuyla seyirci karşısına çıkar dev sanatçı. İki yıl sonra da Şehir Tiyatroları'ndan emekli olmuştur.

"Alnında Işığı İlk Hisseden Cumhuriyetin Sanatçısı"nı 1994’de 97 yaşında -bugün- kaybettik.

Sanata, anılarımıza bıraktığı izlere saygıyla.