Tarifi Bizde Saklı... Divan’ın 70 Yıllık Hikâyesi

Abone Ol

Bir şehrin buluşma noktası düşünün; bazen bir kahveyle, bazen bir çikolatayla hayatımıza tat katan, anların ve kutlamaların tanığı olan bir mekân. İstanbul’da başlayıp yıllar içinde sınır tanımayan ama hep “bizden” kalan bir lezzet ustası… Divan, tam 70 yıldır hayatın içinde.

1956 yılında Elmadağ’daki Divan Otel’de başlayan bu serüven, İsviçreli şef Kunderdt’in hazırladığı eşsiz tatlarla kısa sürede dilden dile yayılır. O günlerde bir otelin mutfağında doğan çikolata ve pastalar, bugün Türkiye’nin pastanecilik kültürüne yön veren bir zincirin temeli olur. Ardından 1964’te Erenköy, 1974’te Bebek, 1981’de Moda ve 1984’te Sütlüce pastaneleri açılır. Elmadağ’dan başlayan yolculuk, Ankara’ya taşınarak ülke çapında bir lezzet geleneğine dönüşür.

Divan’ın farkı sadece butik tatlarında değil; teknolojiyi usta ellerle buluşturmasında da gizli. Sütlüce’de başlayan üretim serüveni, bugün Ümraniye’de 15 bin metrekarelik modern tesislerde devam ediyor. Günde tonlarca çikolata ve lokum, binlerce pasta…

Bugün Divan’ın lokumları ve çikolataları Londra’dan Amerika’ya, Katar’dan Avustralya’ya kadar dünyanın dört bir yanında raflarda yerini alıyor. Ama Divan’ın en büyük sırrı, yıllar geçse de değişmeyen ustalık ve kalite. Tarifi bizde saklı olan çikolatalar, Rokoko pastası, prenses badem, yaprak nane… Hepsi birer Divan klasiği, hepsi mutluluğun olduğu her yere eşlik eden tatlar.

Kuruluşundan bu yana Koç Ailesi’nin vizyonuyla büyüyen Divan, sonradan satın alınmış bir marka değil; başından beri otelcilik kültürünün içinde doğan ve gelişen bir lezzet ustası. “Tarifi bizde saklı” mottosuyla reçetelerini nesilden nesile aktararak gizemini koruyan Divan, bugün de aynı heyecanla yoluna devam ediyor.

İsviçreli şef Kunderdt’in gelişi, reçetelerin sır gibi saklanması, İstanbul’un mutfağında doğan tatların dünya raflarına uzanması… Divan’ın öyküsü sadece bir pastane hikâyesi değil; bizim kültürümüzün, bizim damak tadımızın dünyaya açılan kapısı.

*****

Ama Divan benim için sadece tatlı hafızaların değil, aynı zamanda dostlukların da adresi. Gazetedeki bebek diye seslendiğim arkadaşım (hayatın ritmini yakalayan, her konseri bir hatıraya, her mekik keki bir dostluk anısına çeviren; uzun siyah saçlarıyla bebek yüzlü olduğu için “bebek” dediğim Serap) Divan’ın mekik kekine öyle tutkun ki… Ne zaman İstanbul’a gitsem, ilk sipariş ondan gelir. Rock konserlerinde şehrin ritmine kapılır, Scorpions sahnesinde “Wind of Change”i coşkuyla dinlerken bile aklının bir köşesinde mekik kek vardır. (Özellikle vişnelisi!) İstanbul’daki hiçbir konseri kaçırmaz; ama Divan Otel’de kalmayı tercih etmesinin asıl sebebi, o meşhur mekik kek.

Yıllar geçse de bu küçük alışkanlık, bizim dostluğumuzun tatlı bir hatırası olarak kalacak.