“Devlet Dahi Halk İçindir”

Nef-i

Yaşam içinde bir durum sürekli tekrarlanıyor ve bu tekrarlar itibar görüyorsa bir süre sonra kimse bunun doğru mu yanlış mı olduğunu sorgulamıyor.

Çooook uzun bir süredir devlet mi halk için, halk mı devlet için ikilemini çözemiyoruz. Aslında bunda çözecek bir şey de yok. Ödediğimiz 'sorma ver' vergileri, 'konuşma, düşünme, eleştirme itaat et' baskısı, 'ya bendensin ya ne halin varsa gör' anlayışı, halkın devlet için varolduğunu gösteriyor. Bu durumu öylesine kanıksadık ki, artık sorgulamıyoruz bile. Hatta yanlış olanı yüceltiyoruz.

Artık hepiniz biliyorsunuz, bu memlekette mesleğine aşkla bağlı, öğrencilerini ailesinin bir parçası olarak gören, çoğu zaman kendi çocuklarından önce onları düşünen öğretmenlerimiz olmasa işler şimdiye kadar çoktan sarpa sarardı.

***

Damı akan okulu bu öğretmenlerimiz onarıyor, eskiyen, paslı çivileri çıkmış sıraları bu öğretmenlerimiz tamir ediyor, yaz tatilinden dönen evlatları temiz sınıflarda eğitim görsün diye tüm okulu baştan aşağı boyayan yine bu öğretmenlerimiz. Hepsinin tek tek ellerinden öpmek lazım.

Fakat...

Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir haber yansıdı bültenlere. Muğla'nın Menteşe ilçesindeki Sosyal Bilimler Lisesi'nde yıpranan sıraların bakımı için marangozlardan alınan fiyat teklifleri yüksek bulunduğu için yenilenemeyen 430 sırayı beden eğitimi öğretmeni Osman Yılmaz okuldaki teknik personel Birol Tekeli'nin de desteğiyle onardı, boyadı.

Peki Milli Eğitim Bakanlığı ne yaptı? Haklarını yemeyelim, en azından Bakan Ziya Selçuk, Yılmaz'ı bizzat arayarak teşekkür etti. Aman efendim ne büyük lütuf! Aramakla kalsa iyi, bence son dönemin en talihsiz açıklamalarından birine imza attı. Bakan Selçuk'un fedakar öğretmeni aradığı anlar cep telefonu ile kaydediliyordu ve Bakan tam olarak şu ifadeleri kullandı; “Öyle güzel işler yapıyorsunuz ki. Allah razı olsun. Yapabileceğimiz bir şey var mı? Ailene selam söyle."

***

“Yapabileceğimiz bir şey var mı?”

Sayın Bakan, bu iş zaten Bakanlığınızın görevi değil mi? Biz mi yanlış biliyoruz, okullar sizin sorumluluğunuzda değil mi?

Yukarıda söylediğim gibi. Yanlış olan o kadar çok tekrarlanıyor ve yüceltiliyor ki doğru olduğunu sanıyoruz.

Bakın Yılmaz, Sayın Bakan'a nasıl bir cevap veriyor; “Çok teşekkür ederim Bakanım. Kusura bakmayın. Biraz heyecanlıyım. Her öğretmene nasip olmaz böyle. Aramanız, sormanız yeterli. Tüm yorgunluğumu almış oldunuz bu şekilde. İlgi ve alakanızdan dolayı gerçekten çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum."

Hayır öğretmenim, aramaları sormaları yetmez! Görevlerini yerine getirmeleri, size ve öğrencilerinize eğitime uygun bir ortam hazırlamaları gerekiyor. Ve evet Sayın Bakan, bence yapabileceğiniz bir şey var. Asli sorumluluklarınızı yerine getirmeniz gerekiyor. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, tüm geleceğimiz size emanet.