Dört koldan taaruza geçtiler, saldırıyorlar.

Amaçları korkutmak, yıldırmak ve sindirmek.

Bakın son günlerdeki gelişmelere...

' Neler oluyor?' diyeceksiniz.

Gazetecileri sabahın kör karanlığında evlerinden alıyorlar.

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan Hülya Kılınç ,sonrasında Murat Ağırel...

Ferhat Çelik, Aydın Keser.

Libya'da şehit olan MİT görevlisinin toprağa verilişini haber yaptıkları gerekçesiyle  tutuklanıyorlar.

 Yetmiyor Oda TV Haber Sitesini kapatılıyor.

Şehit edilen görevlinin kimliği daha önce  basın toplantısıyla açıklanmış,devre arkadaşları resmini yayınlamış, dolayısıyla bir gizliliği kalmamış.

Ama amaç başka...

Önce serbest bırakılan, sonra yeniden tutuklanan Murat Ağırel'in 'Sarmal' adlı kitabını okudunuz mu?

Kamu kaynaklarının islamcı vakıflar arasında paylaşımını bir-bir anlatıyor.        

Oda TV davasında FETÖ'cü hakimlerce tutuklanan Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun 'Metastas' adlı kitabında da FETÖ Borsası'ndan, FETÖ sonrası tarikatların devlet içinde yapılanmasına kadar her şey var.

Önce yalaka medya hedef gösteriyor, sonra sabahın köründe gözaltına alınıp tutuklanıyorlar.

Biz bu filmi daha önce gördük mü?

Bakın müptezel bir gazeteci ne yazmış;

'Adı Barış olan iki gazeteci... MİT Haberini yazarken, gazetecilik şehvetine kapılmışlar. Ben bu hataya düşmemek için bazı haberleri Saray'dan onay aldıktan sonra yazıyorum.'

Görüyor musunuz Saray'ın şehvetine kapılan gazetecinin düştüğü  aşağılık durumu...

Freedom House'un Özgürlükler Raporu'nda iki basamak daha düşüp geçen yıl olduğu gibi yine 'Özgür Olmayan Ülkeler' kategorisinde yer almışız.

Ama beyefendiler mangalda kül bırakmıyorlar. Sağda solda özgürlük nutukları atıyorlar.

Yargının tepesindeki zat, Yargıtay Başkanı Cirit söylemiş;

'Toplumun yargıya güven duymadığı bir hukuk sisteminde, yargı bağımsızlığı sağlanamaz.'

Bu cümleye bir şey eklemeye gerek var mı?

Saldırıları Gazetecilerle sınırlı kalmadı. Meclisi Arena'ya çevirdiler.

Erdoğan'ın AKP Grubunda Genel Başkan olarak yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu'na yaptığı hakaretler, bir CHP milletvekili tarafından aynı kelimlerle iade edilince kıyamet koptu. İşi fezleke oluşturmaya ve dokunulmazlığı kaldırmaya kadar götürmeye çalışıyorlar.

Her türlü eleştiriyi de Cumhurbaşkanı'na hakaret faslına sokma çabasındalar.

Ankara 46.cı Asiye Ceza Mahkemesi bir kararında, bir parti liderinin siyasi faaliyetlerini hedef alan sözlerin, Cumhurbaşkanı'na hakaret sayılamayacağına karar verdi.

Bakalım buna ne diyecekler şimdi.

Sindirme taktikleri bitmiyor. Dünya Kadınlar Günü'nde yürüyüş yapan kadınları acımasızca darp ettiler, gaza boğdular. Kadınların dansla protestosuna bile tahammülleri yok.

Seçim sandıklarına hazımsızlıkları had safhada. Yerel yöneticileri görevden almalar, kayyum atamaları tam yol sürüyor.

Bütün bunlara Moskova görüşmelerinin hezimeti de eklenince hırçınlıklarının nereye varacağını kestirmek çok güç...