Türkiye’de çalışma hayatının kanayan yaralarından biri olan ve işçilerin yeni bir iş bulmasını adeta imkansız hale getiren "işten çıkış kodları" uygulamasında sessiz sedasız köklü bir değişikliğe gidildi. Özellikle işveren ile sorun yaşayarak ayrılan veya haksız yere yüz kızartıcı suçlarla itham edilerek iş akdi feshedilen milyonlarca çalışan, e-Devlet üzerinden aldıkları belgelerde bu kodların yer alması nedeniyle büyük mağduriyetler yaşıyordu. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yargıdan dönen bu haksız uygulamaya son vererek, işçilerin sicilini "niyet okumaya" kapalı hale getirdi. Yapılan teknik güncellemeyle birlikte, iş başvurularında en sık talep edilen SGK Tescil ve Hizmet Dökümü belgesinden, işten ayrılma nedenini belirten kodlar ve açıklamalar tamamen temizlendi.
Yüksek yargıdan 'tek taraflı beyan' freni
Sistemin değişmesindeki en büyük etken, hukuk mücadelesi sonucunda alınan emsal niteliğindeki bir yargı kararı oldu. Danıştay, 14 Ekim 2024 tarihinde verdiği kararla, işçilerin çalışma hürriyetini ve kişisel verilerini koruma altına alan tarihi bir duruş sergiledi. Mahkeme, işverenlerin SGK’ya bildirdiği çıkış kodlarının, özellikle de kamuoyunda "Kod 29" veya yeni adıyla "Kod 46" olarak bilinen "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" gerekçelerinin, tamamen işverenin tek taraflı beyanına dayandığına dikkat çekti. Yargı kararı olmadan, sadece işverenin iddiasıyla resmi kayıtlara işlenen bu kodların, çalışanın gelecekteki iş hayatını bitirme noktasına getirdiği ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırı olduğu tespiti yapıldı. Bu tespit, SGK’nın sistemde zorunlu bir revizyon yapmasının önünü açtı.
e-Devlet ekranında sessiz devrim
Yapılan düzenleme ile birlikte artık iş arayan vatandaşlar, e-Devlet kapısı üzerinden "SGK Tescil ve Hizmet Dökümü / İşyeri Ünvan Listesi" belgesini indirdiklerinde, karşılarında daha sade bir tablo buluyor. Daha önce bu listede yer alan ve işçinin neden işten çıkarıldığını (istifa, haklı fesih, yüz kızartıcı suç vb.) belirten sütunlar sistemden kaldırıldı. Bu hamle, iş görüşmelerinde İnsan Kaynakları (İK) yetkililerinin veya patronların, adayın geçmişine dair ön yargılı davranmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren bu değişiklik, işçinin henüz yargı önünde kanıtlanmamış bir suçlama yüzünden "fişlenmesini" engellemek adına atılmış en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Patronlar artık o detayları göremeyecek
Sistemin yeni işleyişinde "görünen" ve "görünmeyen" ayrımı da dikkat çekiyor. Çalışanlar kendi e-Devlet şifreleri ile sisteme girdiklerinde, detaylı dökümlerinde çıkış kodlarını kendi bilgileri dahilinde görebilmeye devam edecek. Ancak, üçüncü şahıslara veya kurumlara verilmek üzere barkodlu belge oluşturulduğunda, işten çıkış kodları ve fesih nedeni bu belgede yer almayacak. Yani işverenler, işe almayı düşündükleri personelin geçmiş işyerinden neden ayrıldığını, sadece resmi SGK dökümüne bakarak göremeyecek. Bu durum, hırsızlık, taciz veya işverene hakaret gibi ağır ithamlarla işten atılan ancak mahkemede henüz suçsuzluğunu kanıtlama aşamasında olan işçiler için hayati bir koruma kalkanı oluşturuyor.
İşten ayrılış bildirgesinde risk sürüyor
Hizmet dökümündeki bu temizliğe rağmen, sistemde hala açık bir kapı bulunuyor. Uzmanlar, işverenlerin işe giriş sürecinde adaylardan sadece hizmet dökümünü değil, spesifik olarak İşten Ayrılış Bildirgesi'ni de talep edebileceği konusunda uyarıyor. Mevcut uygulamada, işten ayrılış bildirgesi doğrudan o işyerindeki fesih sürecini belgelediği için, çıkış kodu bu evrakta görünmeye devam ediyor. Danıştay’ın iptal kararının ruhuna uygun olarak, önümüzdeki günlerde bu belgedeki verilerin de maskelenmesi veya üçüncü kişilere kapatılması gündeme gelebilir. Ancak şimdilik, hizmet dökümü üzerinden yapılan "niyet okuma" döneminin kapandığını söylemek mümkün. Çalışanlar, artık geçmişteki bir işverenin husumetiyle sicillerine işlenen kodların gölgesinden bir nebze olsun kurtularak, mülakatlara daha eşit şartlarda girebilecek.