<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://www.dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuzeylul.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2026 16:47:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emin Çölaşan taburcu edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/emin-colasan-taburcu-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/emin-colasan-taburcu-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Emin Çölaşan, tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildi. Hastane çıkışında Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın “sigarayı bırak” uyarısı dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır Türk basınının önde gelen kalemlerinden biri olan Emin Çölaşan, tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildi. Bir süredir yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle gözlem altında tutulan deneyimli gazeteci, tedavisinin tamamlanmasının ardından bugün hastaneden ayrıldı.</p>

<p>Ankara’da bulunan Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nde yürütülen tedavi süreci boyunca doktorların yakın takibinde olan Çölaşan’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 15 At 15.11.18 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-15-at-151118-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hastane çıkışında sıcak anlar yaşandı</strong></h2>

<p>Taburcu işlemleri sırasında dikkat çeken samimi anlar yaşandı. Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Mehmet Haberal, usta gazeteciyi bizzat uğurladı.</p>

<p>Haberal, Çölaşan’a sağlık durumunu koruyabilmesi için önemli bir uyarıda bulunarak, “Artık sigarayı bırakmanız gerekiyor” dedi. Bu sözler, hastane çıkışında bulunanlar arasında tebessümle karşılandı. Çölaşan’ın da bu öneriye olumlu yaklaştığı gözlendi.</p>

<h2><strong>Yakın dostları yalnız bırakmadı</strong></h2>

<p>Taburcu anında Çölaşan’ı yalnız bırakmayan isimler arasında, üniversitenin önceki rektörlerinden Kenan Araz da yer aldı. Araz ve Haberal, gazeteciyi hastane kapısında karşılayarak aracına kadar eşlik etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 15 At 15.11.17" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-15-at-151117.jpeg" width="1066" /></p>

<h2><strong>Sağlık ekibine teşekkür etti</strong></h2>

<p>Hastaneden ayrılırken kısa bir değerlendirme yapan Emin Çölaşan, tedavi sürecinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Kendisine gösterilen ilgi ve özenin moral verdiğini belirten Çölaşan, sağlık durumunun iyiye gittiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazetecilik hayatı boyunca kaleme aldığı yazılarla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan Çölaşan’ın taburcu edilmesi, meslektaşları ve okurları arasında da sevinçle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yağmur Karadağ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/emin-colasan-taburcu-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-15-at-151118.jpeg" type="image/jpeg" length="57337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizinde yaş sınırı 30'a düştü: Uzmanlardan kritik kolesterol uyarısı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/kalp-krizinde-yas-siniri-30a-dustu-uzmanlardan-kritik-kolesterol-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/kalp-krizinde-yas-siniri-30a-dustu-uzmanlardan-kritik-kolesterol-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp Sağlığı Haftası kapsamında kritik uyarılarda bulunan Prof. Dr. Öner Özdoğan, kalp krizi riskinin artık 30 yaşa kadar düştüğünü vurguladı. Genetik yatkınlık olmasa bile kolesterol ve tansiyon kontrolünün hayati önem taşıdığını belirten Özdoğan, erken müdahalenin kalp kası hücrelerini kurtarmadaki kilit rolüne dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve beslenme alışkanlıkları, eskiden "yaşlı hastalığı" olarak nitelendirilen kalp rahatsızlıklarını genç kuşağın ana gündemi haline getirdi. 12-18 Nisan <strong>Kalp Sağlığı Haftası</strong> dolayısıyla açıklamalarda bulunan İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği uzmanı <strong>Prof. Dr. Öner Özdoğan</strong>, toplumdaki farkındalığın hayati önem taşıdığını ifade etti. Kalp krizlerinin artık çok erken yaşlarda kapıyı çaldığını belirten Özdoğan, özellikle 30 yaşından itibaren düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini hatırlattı.</p>

<h2>Risk faktörleri yönetimi hayat kurtarıyor</h2>

<p>Kalp sağlığını tehdit eden unsurları "değiştirilemez" ve "değiştirilebilir" olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Özdoğan, bireylerin kendi ellerinde olan riskleri yönetmesinin önemine değindi. <strong>Hipertansiyon</strong>, diyabet, <strong>obezite</strong> ve yüksek kolesterolün en büyük düşmanlar olduğunu belirten Özdoğan, sigara kullanımı ve ailesel yatkınlığın bu süreci tetiklediğini söyledi. Özellikle genç yaşta inme veya damar hastalığı öyküsü bulunan ailelerin, vakit kaybetmeden tarama programlarına dahil olması gerektiğini vurgulayan uzman isim, metabolik sendromun da kalp krizi riskini katladığını ifade etti.</p>

<h2>Zamana karşı yarışta miyokard hücresi vurgusu</h2>

<p>Kalp krizinin kalbin ritmik kasılmasını sağlayan <strong>miyokard</strong> hücrelerini doğrudan etkilediğini belirten Özdoğan, hastaneye ulaşım süresinin yaşam kalitesini belirleyen en temel faktör olduğunu söyledi. "Ne kadar çok kalp kası hücresi kurtarırsak, o kadar avantajlıyız" diyen Özdoğan, erken dönemde yapılan anjiyo müdahalelerinin kalbin kasılma gücünü koruduğunu, geç kalınan vakalarda ise hastaların ömür boyu <strong>kalp yetersizliği</strong> ve nefes darlığı gibi kronik sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sanal anjiyo ve yanlış bilinen gerçekler</h2>

<p>Son yıllarda popülaritesi artan <strong>sanal anjiyo</strong> yöntemine de açıklık getiren Prof. Dr. Özdoğan, bu tetkikin her yaş grubu için uygun olmadığını belirtti. Sanal anjiyonun genellikle 45 yaş ve üzerindeki, orta risk grubundaki hastalara önerildiğini söyleyen Özdoğan, tomografi tabanlı bu yöntemin sadece darlık derecesini gösterdiğini, her darlığın stent veya balon işlemi gerektirmediğini hatırlattı. Bu noktada, tetkik sonuçlarının uzman bir hekim tarafından doğru yorumlanmasının hayati bir eşik olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı rehberi</h2>

<p>Hastalık kapıyı çalmadan önce önlem almanın, tedavi sürecinden çok daha etkili ve ekonomik olduğunu ifade eden Özdoğan, vatandaşlara pratik tavsiyelerde bulundu. Haftada en az 3 gün, 30 dakikalık <strong>egzersiz</strong> yapılmasının kalp kasını güçlendirdiğini belirten profesör, 30 yaşını geçen her bireyin mutlaka <strong>kolesterol</strong> düzeyini ölçtürmesi gerektiğini söyledi. Ailesel kolesterol yüksekliğinin hiçbir belirti vermeden çok genç yaşta krizlere yol açabileceğine dikkat çeken Özdoğan, yüksek tansiyonun sessiz bir katil gibi damarları yıpratmadan kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/kalp-krizinde-yas-siniri-30a-dustu-uzmanlardan-kritik-kolesterol-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2025/11/soguk-hava-kalp-krizini-tetikler-mi-uzman-doktor-riskleri-tek-tek-siraladi-3264509-202511181202-3.webp" type="image/jpeg" length="92000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser kader değil, sınıfsal bir sorun]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/kanser-de-yoksulu-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/kanser-de-yoksulu-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser vakalarındaki küresel artışa dikkat çeken Prof. Dr. Cem Terzi, her yıl 20 milyon kişinin kansere yakalandığını, 10,5 milyonunun yaşamını yitirdiğini belirtti. Ölüm oranlarının yoksul ülkelerde çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Terzi, “Geç tanı konuyor, tedavi eşit ve etkin bir şekilde herkese ulaşmıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser yalnızca bir hastalık değil, bir sistemin sonucu. Kanser Haftası kapsamında konuşan Prof. Dr. Cem Terzi, artan vakaların arkasındaki tabloya dikkat çekti. Terzi, kanserin yalnızca bireysel değil; çevresel kirlilikten yoksulluğa, sağlık politikalarından yaşam koşullarına uzanan çok boyutlu bir sorun olduğunu vurgulayarak, “Kanserin yüzde 90’ı çevresel nedenlerden kaynaklanıyor” dedi.<br />
9 Eylül TV’de katıldığı programda konuşan Prof. Dr. Cem Terzi, kanserin artışına ve toplumun hastalığa yaklaşımına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kanserin hâlâ korku ve tabu üzerinden ele alındığını vurgulayan Terzi, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><br />
“Dünyada kanser vakaları giderek artıyor ve ölüm oranları da hala çok ciddi olarak yüksek bütün bu tıbbi gelişmelere rağmen. O yüzden halkı bilgilendirmek çok çok önemli bu konuda bir duyarlılık yaratmak için. Kanser o kadar korkulan bir hastalık ki, sözcük bile kullanmak istemez insanlar. Mesela bir yakını kanser olduğunda önden doktora bir hasta yakını gelir ‘lütfen kanser olduğunu söylemeyin’ der. İşte hasta ameliyat olur, onkoloji tedavisi başlar, kemoterapi alır, hasta hastaneye girer çıkar aylar geçer hala kontrollerde hastaya kanser sözcüğünü kullanmayın. Aslında hasta biliyordur yani çünkü bir onkoloji kliniğine giriyor oradaki diğer kanser hastalarını görüyor. O yüzleşme bir türlü yaşanmaz.”</p>

<h2><br />
“Kanseri mistikten kurtarmadan çözüm mümkün değil”</h2>

<p><br />
Kanserin “lanetli” bir hastalık gibi algılanmasının yanlış olduğunu vurgulayan Terzi, hastalığın rasyonel biçimde ele alınması gerektiğini söyledi:</p>

<p><br />
“Kanseri bütün bu metaforik dilinden kurtarmazsanız ona bir rasyonel yaklaşım da geliştiremiyorsunuz. Geliştiremeyince de günlük dilde, günlük yaşamda, algılarımızda doğru reaksiyonları veremez hale geliyoruz. Yani kanseri bütün bu metaforik dilinden kurtarıp bunun da diğer hastalıklar gibi bir hastalık olduğunu, buna bir maruziyet olduğunu… yani bu kendiliğinden ortaya çıkmıyor, bu kanseri yapan nedenler var… onları ortadan kaldırmamız gerekiyor.”</p>

<p><br />
Bilim dışı yaklaşımlara da dikkat çeken Terzi, şu sözlerle uyardı:</p>

<p><br />
“Aslında tıp kanserin tedavisini buldu ama ilaç firmaları bunu engelliyor. Mesela bu inanılmaz, yıllardır devam eden korkunç bir komplo teorisi. İlaç firması niye engellesin? İlaç firması hemen onu yaygınlaştırır ki para kazansın oradan… Ama bu komplo teorisine insanlar inanmak istiyor. Bunun uzantısında ne oluyor? Olay böyle mistifikasyonla devam ettiği zaman, bilim dışı yerlerde çare aramak… İnsanlar başlıyorlar umut tacirlerinin peşinde koşmaya. Eline düşüyorlar.”</p>

<h2><br />
“Kanser her yerde ama yoksullar daha çok ölüyor”</h2>

<p><br />
Kanserin küresel dağılımına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Terzi, eşitsizliğe dikkat çekti:<br />
“Yılda 20 milyon insan kansere yakalanıyor. Bunun 10,5 milyonunda ölüm gerçekleşmiş. Ölüm oranı da hala çok yüksek. Yüzde 50’si kanser hastalarının orta ve düşük gelirli ülkelerde görülüyor. Ölümlerin ise yüzde 70’i orta ve düşük gelirli ülkelerde görülüyor. Bu şunu gösteriyor: Kanser her ülkede var… Ama ölüm oranları yoksul ülkelerin aleyhine. Demek ki bizde tarama programları yetersiz. Geç tanı konuyor. Tedavi eşit ve etkin bir şekilde herkese ulaşmıyor.”</p>

<h2><br />
<br />
“Kanserin yüzde 90’ı çevresel”</h2>

<p></p>

<p><br />
Kanserin nedenlerine ilişkin en net vurgulardan birini yapan Terzi, şunları söyledi:<br />
“Kanserin büyük bir kısmı kalıtsal değil, tüm kanserlerin sadece yüzde 10'u kalıtsal. Yüzde 90'ı çevresel nedenlerden ve tabii ki yaşam biçimimizden oluşuyor. O halde devlet nereye müdahale edecek? O çevresel nedenlere müdahale edecek ki maruz bırakmayalım. Kanser artıyor çünkü hava kirleniyor. Su kirleniyor. Toprak kirleniyor. Fosil yakıtlar sınırsızca kullanılıyor. Termik santraller çoğalıyor… tarımı bitiren, havayı kirleten yeraltı sularını bitiren santraller. Tarımda kullanılan pestisitler… kentsel dönüşümde asbest… bunların hepsi kanserojen.”</p>

<h2>“Bu bir sınıfsal mesele”</h2>

<p><br />
Kanserin aynı zamanda bir işçi sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Terzi, şu ifadeleri kullandı:<br />
“Bu bir işçi sağlığı meselesi. İşçiler daha çok kanserojen maddeyle karşı karşıya kalırlar. Emekçi sınıfı kansere daha çok yakalanır, daha çok ölür. Çünkü işçiler daha çok toksik maddeyle karşı karşıya kalırlar. Dilovası’nda yaşayan, petrokimyada çalışan bir işçiyseniz… karşılaştığınız toksik maddeyle başka birinin karşılaştığı aynı olabilir mi?”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Savaşların çevresel etkileri üzerinden kanser riskini artırdığını belirten Terzi, şunları söyledi:<br />
“Partikül madde havaya karışıyor. Gözle görülmüyor bunlar. Ama bu kanserojendir. Dünya Sağlık Örgütü birinci derece kanserojen ilan etmiş durumda. Savaşlar bunu çok arttırıyor. O yüzden Ortadoğu’da barış istemek de kanserle alakalı.”</p>

<h2><br />
Gençlerde kanser alarmı</h2>

<p><br />
Genç yaşta kanser vakalarının arttığını söyleyen Terzi, dikkat çeken bir uyarı yaptı:<br />
“Eskiden 60-70 yaşında görülen hastalık şimdi 20 yaşından itibaren görülmeye başladı. Ve nedeni tam olarak ortaya konmuş değil… büyük ihtimalle bu ekolojik bozukluklar. Taramanın da çok erken başlaması gerekiyor… mevcut programlar yetersiz.”</p>

<h2><br />
“Tedavi var ama erişim büyük sorun”</h2>

<p><br />
Programın son bölümünde kanser tedavisindeki gelişmelere değinen Prof. Dr. Cem Terzi, önemli ilerlemeler olduğunu ancak bu gelişmelerin herkese eşit ulaşmadığını vurguladı. Terzi “Kanser, tedavisi mümkün olan da bir hastalık. Kanser olduğunuzda kanserle yüzleşin. Onunla ilgili bütün bilgileri edinin ve yapay zekayı da kullanın. Bence bu da çok önemli bir gelişme sağlık alanında vatandaşların kullanması, kullanmayı öğrenmesi çok çok önemli bir bilgi kaynağı.</p>

<p><br />
Cerrahi tedaviler, teknolojiler çok gelişti. Eskiden ameliyat edilemez dediğimiz birçok hasta şimdi ameliyat edilebiliyor. Ya da Türkiye’de edilemez dediğimiz, yurtdışına gitmesi gerekir dediğimiz hiçbir hasta grubu kalmadı, her türlü cerrahi teknoloji ve teknik Türkiye’de mümkün. Medikal onkoloji yani kemoterapi ilaçları, immünoterapi ilaçları… bağışıklık sistemi üzerinden kansere müdahale eden ilaçlar. Bunlarla ilgili çok önemli gelişmeler var, her gün yeni bir ilaç ortaya çıkıyor ve çok umut verici” diye konuştu.<br />
Ancak bu gelişmelere rağmen hastaların ilaca erişimde ciddi sorun yaşadığını belirten Terzi, süreci şöyle anlattı:</p>

<p><br />
“Sağlık Bakanlığı’ndan izin almanız gerekiyor. SGK’nın ödeyebilmesi için yazışılıyor, o bir süreç. İzin çıkıyor, sonra ilaca başlayabiliyorsunuz. Bazen izin vermiyor… bu sefer hasta onu kendi cebinden alıyor, mahkemeye başvuruyor. Bu da gecikmeye ve hasta için büyük bir yeni hukuki mücadeleye yol açıyor. Bu bahsettiğim fiyatlama yüzünden oluyor bunlar. O kadar pahalı ki… biz hekim olarak mümkün olduğu kadar SGK’nın bütün etkin ilaçları karşılamasını savunuyoruz” dedi.</p>

<p><br />
Radyoterapi alanındaki gelişmelere de değinen Terzi, “Işın tedavisi radyoterapi… cihazlar çok gelişti. Yan etkileri çok azaltan, noktasal müdahaleler yapan, hata oranını neredeyse sıfıra indiren teknikler var. Eskiden bir doktor karar verirdi. Şimdi bir hastanın tanısı ve tedavisiyle ilgili yaklaşık 10 kişi birlikte karar veriyor. Cerrah, onkolog, radyolog, patolog… hatta psikologlar ve diyetisyenler. Bu multidisipliner yaklaşım başarıyı artırıyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>özge uyanık</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/kanser-de-yoksulu-vuruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/9-eylul-tv-5-4.png" type="image/jpeg" length="45427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Haberal, yakın dostu Cindoruk'u son yolculuğunda yalnız bırakmadı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/prof-dr-mehmet-haberal-yakin-dostu-cindoruku-son-yolculugunda-yalniz-birakmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/prof-dr-mehmet-haberal-yakin-dostu-cindoruku-son-yolculugunda-yalniz-birakmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, İstanbul’da düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Cenazede en dikkat çeken isimlerden biri olan Prof. Dr. Mehmet Haberal, dostuna vefa gösterirken, tıp ve eğitim alanındaki uluslararası başarılarıyla da gündeme geldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk için İstanbul’da düzenlenen cenaze töreni, siyaset ve devlet dünyasının geniş katılımıyla gerçekleşti. Teşvikiye Camii’nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazında Türkiye’nin farklı siyasi görüşlerinden isimler aynı safı paylaştı. Törenin en dikkat çeken katılımcılarından biri ise Prof. Dr. Mehmet Haberal oldu. Uzun yıllara dayanan dostluklarıyla bilinen Haberal, yakın arkadaşını son yolculuğunda yalnız bırakmadı.</p>

<p>İstanbul’daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılan ve 11 Nisan’da 92 yaşında hayatını kaybeden Hüsamettin Cindoruk, devlet protokolünün de katıldığı törenle uğurlandı. Törene; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile çok sayıda siyasetçi, akademisyen ve vatandaş katıldı. Cindoruk’un naaşı, duaların ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 14 At 09.43.53 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-14-at-094353-2.jpeg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Ankara’dan gelerek dostuna vefa gösterdi</strong></h2>

<p>Cenaze töreninde en fazla ilgi gören isimlerden biri Prof. Dr. Mehmet Haberal oldu. Türkiye’de organ nakli alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan ve tıp dünyasında önemli bir yere sahip olan Haberal, Ankara’dan karayoluyla İstanbul’a gelerek törene katıldı. Cami avlusunda vatandaşlar ve siyasetçiler tarafından karşılanan Haberal’a yoğun ilgi gösterildi.</p>

<p>1975 yılında Türkiye’de ilk böbrek naklini gerçekleştiren isim olarak bilinen Haberal’ın, Cindoruk ile uzun yıllara dayanan dostluğu bulunduğu ifade edildi. Törene katılan siyasetçiler, Haberal’ın hem bilimsel hem de toplumsal katkılarına dikkat çekerek, “Cumhuriyetimizin beşeri sermayesidir” değerlendirmesinde bulundu. Bu sözler, cenaze töreninde yapılan en dikkat çekici yorumlardan biri olarak öne çıktı.</p>

<h2><strong>Siyasetçilerden ‘ekol’ vurgusu</strong></h2>

<p>Cenaze törenine katılan çok sayıda siyasetçi ve akademisyen, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın yalnızca tıp alanında değil, eğitim alanında da kalıcı izler bıraktığını vurguladı. 1993 yılında kurulan Başkent Üniversitesi’nin bilimsel üretim ve özgür düşüncenin önemli merkezlerinden biri haline geldiği hatırlatıldı. Haberal’ın yetiştirdiği hekimler aracılığıyla organ nakli alanında Türkiye’de köklü bir dönüşüm başlattığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>Uluslararası arenada Türkiye’yi temsil etti</strong></h2>

<p>Haberal’ın organ nakli alanındaki çalışmaları yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. Uluslararası bilim dünyasında da takdir gören bu çalışmalar, Haberal’ı Dünya Organ Nakli Derneği Başkanlığı’na taşıdı. Bilimsel başarılarının küresel ölçekte yankı bulduğu belirtilirken, Türkiye’nin bu alanda söz sahibi ülkeler arasında yer almasına önemli katkı sağladığı ifade edildi.</p>

<p>2024 yılında Dünya Organ Nakli Derneği’nin 30. Uluslararası Kongresi’nin ilk kez Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlendiği hatırlatıldı. Kongre kapsamında Haberal’a, alanın en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Medawar Ödülü takdim edildi. Bu ödül, Türkiye’nin organ nakli alanındaki bilimsel birikiminin uluslararası alanda tescili olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Atatürk ve Venizelos vurgusu </strong></h2>

<p>Haberal’ın uluslararası bilim dünyasındaki saygınlığına dikkat çeken bir diğer gelişme ise Yunanistan Akademisi tarafından verilen yüksek şeref ödülü oldu. 2400 yıl sonra ilk kez bir yabancı bilim insanına verilen bu ödüle layık görülen Haberal’ın konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk ile Eleftherios Venizelos arasındaki dostluk vizyonuna vurgu yaptığı aktarıldı. Haberal’ın bu sözlerinin, bilim diplomasisinin önemine dikkat çektiği ifade edildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 14 At 09.43.53 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-14-at-094353-1.jpeg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Yaşam boyu başarı ödülleriyle taçlanan kariyer</strong></h2>

<p>Haberal’ın bilimsel kariyeri boyunca çok sayıda uluslararası ödüle layık görüldüğü, bunlar arasında Mısır’da verilen yaşam boyu başarı ödülünün de bulunduğu bildirildi. Bu ödüllerin, organ nakli alanında yürütülen çalışmaların küresel ölçekte kabul gördüğünü ortaya koyduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/prof-dr-mehmet-haberal-yakin-dostu-cindoruku-son-yolculugunda-yalniz-birakmadi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-14-at-094353.jpeg" type="image/jpeg" length="59525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı Lenslerle Uzak, Orta ve Yakın Mesafede Görüş İmkanı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/akilli-lenslerle-uzak-orta-ve-yakin-mesafede-gorus-imkani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/akilli-lenslerle-uzak-orta-ve-yakin-mesafede-gorus-imkani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Sağlık Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Takeş, trifokal (üç odaklı) göz içi lenslerin, uzak, orta ve yakın mesafeyi rahat görmek isteyen hastalarda tercih edildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="western">Akıllı lens olarak da bilinen trifokal lenslerin tüm mesafelerde görüş kolaylığı sağladığını belirten Takeş, yöntemin miyop, astigmat, hipermetrop gibi görme kusurları bulunan hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini dile getirdi.</p>

<p class="western"></p>

<p class="western">3 odaklı trifokal lenslerin özellikle 45 yaşın üzerindeki hastalarda kullanıldığını kaydeden Op. Dr. Ömer Takeş, tüm mesafelerde büyük görüş kolaylığı sağladığına dikkat çekti.</p>

<p class="western"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 class="western"><strong>KİŞİYE ÖZEL LENS BELİRLENİYOR</strong></h2>

<p class="western"></p>

<p class="western">Trifokal lenslerin kişiye özel ölçümler sonucunda belirlendiğini anlatan Takeş, şu bilgileri verdi: “Özellikle yakın görme sorunu olan hastalarda kullanılan trifokal lensler ileride katarakt oluşumunu da engelliyor. Uzak, orta ve yakın mesafede gözlüğe bağımlı kalmadan görme imkanı sunuyor. Detaylı göz muayenesinin ardından çeşitli marka ve dizaynda üretilen bu lenslere kişinin göz durumuna göre karar veriyoruz. Hastanın gözüne uygun yani kişiye özel bir lens numarası saptıyoruz. Bu işlem ortalama 5 - 10 dakika kadar sürüyor. Bir gün 1 gözü diğer gün de ikinci gözü yapıyoruz. Uygun hastalara doğru lens seçimi başarıyı etkiler. Bunun için teknolojik altyapıya sahip merkezlerde detaylı testler yapılmalı, tedavinin bu konuda uzman hekimler tarafından yürütülmesi gerekmektedir”</p>

<p class="western"></p>

<p class="western"></p>

<p class="western"></p>

<p class="western"></p>

<p class="western"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazim Bozkurt</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/akilli-lenslerle-uzak-orta-ve-yakin-mesafede-gorus-imkani</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/akilli-lensler-kopya-2304923595.jpg" type="image/jpeg" length="77065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Çölyak Hastalığına Karşı  Glutensiz Beslenme Alışkanlığı Kazanılmalı”]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/colyak-hastaligina-karsi-glutensiz-beslenme-aliskanligi-kazanilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/colyak-hastaligina-karsi-glutensiz-beslenme-aliskanligi-kazanilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Egepol Hastaneleri Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Adnan Kırcı, genetik nedenlerle ortaya çıkan Çölyak hastalığına karşı glutensiz beslenme alışkanlığı kazanılmasının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="western"></p>

<p class="western">Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla görülen çölyağın genetik zeminli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Kırcı, hastalığın buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan gluten denen proteine karşı ince bağırsakta gelişen gelen alerjik reaksiyon sebebiyle ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p class="western"></p>

<p class="western">Genetik zemini olmayan hastalarda sadece aşırı miktarda gluten içeren gıdaların tüketilmesinin çölyak hastalığına neden olmayacağını hatırlatan Adnan Kırcı, “Çölyak hastalığı genetik zeminli bir hastalıktır. Birinci dereceden akrabaların birinde çölyak bulunan kişilerde bu risk yüzde 15 kadar artmaktadır. İkizlerde daha çok görülür. Genetik zemini bulunan herkeste de çölyak hastalığı görülmeyebilir. Burada çevresel faktörler önemlidir. Kişinin beslenme alışkanlıkları, ne kadar glutenli gıda tükettiği önemlidir. Glutenli gıdaları tüketmeye devam ettikçe yıllar içinde çölyak hastalığı meydana gelebilir” diye konuştu.</p>

<p class="western"></p>

<h2 class="western"><strong>HAZIR VE PAKETLİ GIDALARDAN UZAK DURULMALI</strong></h2>

<p class="western">Çölyak hastalığına karşı glutensiz bir beslenme alışkanlığı edinilmesi gerektiğini vurgulayan</p>

<p class="western">Uzm. Dr. Adnan Kırcı, sözlerine şöyle devam etti: “Gluten sadece buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunmaz. Günümüzde sanayi tipi işlenmiş gıda ürünlerinde de rastlanmaktadır. Paketli gıdalar, hazır yoğurt, hazır salça, çikolata, soslanmış kuruyemişler, sosların tümü ve işlenmiş et ürünlerinde gluten bulunmaktadır. Bitkisel ürünler, bakliyat, beyaz ve kırmızı et, mısır, pirinç ve patates tüketiminde ise sorun olmuyor. Makarna veya bulgur pilavı yerine kalorisine dikkat etmek kaydıyla pirinç pilavı tüketilebilir”</p>

<p class="western"></p>

<h2 class="western"><strong>AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNERİSİ</strong></h2>

<p class="western">Çölyak hastalığının her yaşta görülebildiğini kaydeden Kırcı, şunları söyledi: “Türkiye'de çölyak hastalığı ortalama yüzde 1 olarak görülür. Her 1 tanımlanmış vakaya karşı 7 tane de gizlenmiş vaka var olarak kabul edilir. Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla ortaya çıkmaktadır. Tanı koymak için hastanın klinik şikayetlerine ve kan testlerine bakılır. Eğer bunlarda sorun varsa endoskopide ince bağırsak ve 12 parmak bağırsağından biyopsi alınıp patolojide incelenmesi gerekir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda karın ağrısı, ishal, kusma, kilo alamama gibi sorunlarla kendisini belli eder. Yetişkinlerde ise gaz, şişkinlik, ishal, bir grup hastada sadece kabızlık, karaciğer tahlil bozuklukları, erken yaşta kemik erimesi, diş çürükleri, ağızda aftlar, demir ve vitamin eksikliği halsizlik gibi belirtileri vardır. Bu hastalığın ana tedavisi diyettir. Burada beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekmektedir. Ömür boyu gluten içerikli maddelerden uzak durmak gerekir. Akdeniz tipi beslenmek, taze sebze, meyve, balık gibi ürünlerin tüketilmesi çölyak hastalığı riskini azaltmaktadır”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="western"></p>

<p class="western"><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/colyak-hastaligina-karsi-glutensiz-beslenme-aliskanligi-kazanilmali</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2025/05/colyak-hastaligina-dikkat-tani-ve-tedavi-surecinde-onemli-noktalar.webp" type="image/jpeg" length="83057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da cerrahinin kalbi attı: 24. Ulusal Cerrahi Kongresi yoğun katılımla gerçekleşti]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da düzenlenen 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, yaklaşık 3 bin hekimin katılımıyla gerçekleştirildi. Organ bağışı çağrıları, yapay zekâ destekli cerrahi tartışmaları ve Prof. Dr. Mehmet Haberal’a verilen özel ödül kongreye damga vurdu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya, tıp dünyasının en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 3 bin hekimin katılımıyla düzenlenen 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, bilimsel tartışmaların yanı sıra duygusal anlara da sahne oldu. Türkiye’de organ nakli alanında öncü isimlerden Prof. Dr. Mehmet Haberal, kongrenin onur konuğu olarak katılımcılarla bir araya gelirken, cerrahinin geçmişten bugüne uzanan yolculuğu ve geleceği masaya yatırıldı. Kongre boyunca organ bağışı, yapay zekâ destekli cerrahi ve robotik cerrahi uygulamaları öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 08.38.40" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840.jpeg" width="1066" /></p>

<h2><strong>Cerrahinin kalbinde bilim ve deneyim buluştu</strong></h2>

<p>Antalya’daki kongre salonu, Türkiye’nin dört bir yanından gelen cerrahlar, akademisyenler ve sağlık profesyonelleriyle doldu. 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, yalnızca bir bilimsel toplantı olmanın ötesine geçerek, cerrahinin bugünkü konumunu ve gelecekteki yönünü tartışmaya açtı. Oturumlarda yeni teknikler, klinik deneyimler ve multidisipliner yaklaşımlar ele alınırken, genç cerrahlar ile deneyimli isimler arasında güçlü bir bilgi alışverişi yaşandı.</p>

<p>Kongrenin açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Haberal, cerrahinin yalnızca teknik beceriden ibaret olmadığını vurgulayarak, mesleğin aynı zamanda bir sanat olduğuna dikkat çekti. Cerrahların yalnızca operasyon yapan kişiler olmadığını ifade eden Haberal, hekimliğin etik değerler ve insan hayatına duyulan saygı üzerine kurulu olduğunu dile getirdi. Haberal, “İyi bir cerrah, yalnızca el becerisiyle değil, düşüncesiyle ve vicdanıyla da yol gösteren bir sanatkârdır” sözleriyle salonda uzun süre alkışlandı.</p>

<h2><strong>Organ bağışı çağrısı salonda yankı buldu</strong></h2>

<p>Türkiye’de organ nakli alanındaki gelişimin yarım asırlık bir emeğin sonucu olduğunu belirten Haberal, bu alandaki en kritik başlığın organ bağışı olduğunu vurguladı. Nakil bekleyen hastaların sayısının her geçen yıl arttığını ifade eden Haberal, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğine işaret etti.</p>

<p>Haberal, konuşmasında organ bağışı konusunda topluma önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Bir hayat kurtarmak, bir insanın yeniden doğmasına vesile olmak demektir. Hayat bağışlayın” çağrısında bulundu. Bu sözler kongre salonunda duygusal anlar yaşanmasına neden olurken, katılımcılar organ bağışı konusunda daha güçlü bir iletişim kurulması gerektiği görüşünde birleşti.</p>

<h2><strong>Cerrahi artık teknolojiyle iç içe</strong></h2>

<p>Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Karaca, açılış konuşmasında cerrahinin dönüşüm sürecine dikkat çekti. Karaca, modern tıbbın gelişimiyle birlikte yapay zekâ, robotik cerrahi ve biyoteknoloji alanlarının cerrahi pratiğin ayrılmaz parçası haline geldiğini söyledi.</p>

<p>Cerrahinin artık yalnızca bir ustalık alanı olmadığını belirten Karaca, teknolojinin hekimlerin karar süreçlerini desteklediğini ifade etti. Özellikle yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik cerrahi sistemleri sayesinde daha hassas operasyonların mümkün hale geldiğini kaydeden Karaca, bu gelişmelerin hasta güvenliğini artırdığını dile getirdi. Karaca, “Cerrahi artık yalnızca ameliyathanede değil, veri analizi ve inovasyonun merkezinde şekilleniyor” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 08.38.40 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840-2.jpeg" width="1066" /></p>

<h2><strong>Tarihi ödül ilk kez verildi</strong></h2>

<p>Kongrenin en dikkat çekici anlarından biri de dernek tarihinde ilk kez verilen Prof. Dr. Cemil Topuzlu Özel Onur Ödülü oldu. Bu anlamlı ödülün ilk sahibi, Türkiye’de organ nakli alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Mehmet Haberal seçildi.</p>

<p>Bilim dünyasına yaptığı katkılar ve yetiştirdiği öğrencilerle cerrahiye yön veren Haberal’a plaket ve özel anı takdim edildi. Ödül töreni sırasında salonda duygusal bir atmosfer oluşurken, birçok katılımcı Haberal’ın tıp dünyasındaki rolüne dikkat çekti. Meslektaşları, Haberal’ın yalnızca cerrahi tekniklerle değil, bilimsel vizyonuyla da bir kuşağa yol açtığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Bilimsel oturumlarda cerrahinin geçmişi ve geleceği tartışıldı</strong></h2>

<p>Kongre kapsamında düzenlenen oturumlarda cerrahinin tarihsel gelişimi de ele alındı. Türkiye’de cerrahi eğitiminin dönüşümü, yeni teknolojilerin klinik pratiğe yansıması ve multidisipliner yaklaşımlar ayrıntılı biçimde tartışıldı. Alanında öncü bilim insanlarının katıldığı panellerde özellikle robotik cerrahi, minimal invaziv teknikler ve yapay zekâ uygulamaları üzerine sunumlar yapıldı.</p>

<p>Genç cerrahların yoğun ilgi gösterdiği oturumlarda, eğitim süreçleri ve mesleki gelişim başlıkları da gündeme geldi. Deneyimli cerrahlar, klinik tecrübelerini paylaşarak yeni nesil hekimlere yol gösterdi. Bilimsel programın yanı sıra vaka tartışmaları ve interaktif sunumlar da kongreye dinamizm kattı.</p>

<h2><strong>Antalya programında hastane ziyareti</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mehmet Haberal, kongre programı kapsamında Başkent Üniversitesi Alanya Hastanesi’nde de incelemelerde bulundu. Hastanenin cerrahi altyapısı hakkında bilgi alan Haberal, sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Haberal, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Ziyaret sırasında genç hekimlerle sohbet eden Haberal, cerrahi mesleğinin disiplin ve sabır gerektirdiğini ifade etti. Tıp eğitiminin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Haberal, klinik deneyimin önemine vurgu yaptı.</p>

<h2><strong>Küçük hastadan büyük teşekkür</strong></h2>

<p>Kongre sonrası yaşanan bir an ise programa damga vurdu. 2021 yılında annesinden karaciğer nakli yapılan 7 yaşındaki Zeynep Asel Gülfidan, Haberal ile buluştu. Küçük Zeynep, kendi yaptığı bilekliği Haberal’a hediye etti. Bu anlamlı an, salonda duygusal görüntülere sahne oldu.</p>

<p>Hayata tutunmasını sağlayan organ nakli sürecinin ardından sağlığına kavuşan Zeynep’in hediyesi, kongrenin en unutulmaz karelerinden biri olarak hafızalara kazındı. Haberal, küçük hastaya sarılarak teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840-1.jpeg" type="image/jpeg" length="57816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de sigara içmek yasaklanıyor!]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütünle mücadelede yeni bir dönemi öngören 41 maddelik yasa taslağında, sigara ve tüm tütün ürünlerinin 2040 yılı itibarıyla tamamen yasaklanması hedefleniyor. Düzenleme, kullanım alanlarından satış koşullarına kadar geniş kapsamlı sınırlamalar içeriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigara kullanımına yönelik kapsamlı kısıtlamalar içeren yeni yasa teklifi taslağı kamuoyunun gündemine girdi. Taslakta, tütün ürünlerinin kullanımının birçok alanda yasaklanması ve 2040 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. İddialara göre, tütün ürünlerinin kullanımı kamu binaları, eğitim ve sağlık kurumları, çocuk alanları ve açık hava etkinlikleri başta olmak üzere pek çok alanda büyük ölçüde yasaklanacak. Yeme-içme işletmelerinde ise genel bir yasak uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sigaraya 10 Liralik Vergi Zammi Geliyor En Ucuz Sigara 80 Tl Olacak Umd7 Cover.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/07/sigaraya-10-liralik-vergi-zammi-geliyor-en-ucuz-sigara-80-tl-olacak-umd7-coverjpg.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>RESTORANLARDA SINIRLI VE İZOLE ALAN ŞARTI</strong><br />
Restoran ve benzeri işletmelerde yalnızca belirli şartları taşıyan sınırlı alanlarda sigara içilmesine izin verilecek. Bu alanların işletmenin yüzde 10’unu geçmemesi, en fazla 20 metrekare büyüklüğünde olması, dışarıdan görünmemesi ve servis yapılmayan izole bölümlerden oluşması gerekecek. Ayrıca bu alanlara 18 yaş altı kişilerin girişi yasak olacak. Taslakta otellere yönelik düzenlemeler de yer aldı. Buna göre tütün kullanımı yalnızca özel olarak ayrılmış odalarda mümkün olacak. Sürücü koltuklarında ve taksiler dahil olmak üzere tüm toplu taşıma araçlarında ise sigara kullanımı tamamen yasaklanacak.</p>

<p><img alt="Elektronik Sigaranın Sağlığa Zararları: Bilmeniz Gerekenler3" class="detail-photo img-fluid" height="3960" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2023/08/elektronik-sigaranin-sagliga-zararlari-bilmeniz-gerekenler3.jpg" width="2640" /></p>

<p><strong>ELEKTRONİK SİGARA DA KAPSAMDA</strong><br />
Düzenlemenin en dikkat çekici başlığı ise 2040 yılı hedefi oldu. Taslağa göre bu tarihten itibaren tütün ürünlerinin üretimi, satışı ve tüketimi tamamen yasaklanacak. Kurallara uymayan üretici ve satıcılara yüksek tutarlı adli para cezaları uygulanırken, kullanıcılar için de idari yaptırımlar öngörülüyor. Taslak ayrıca “tütün ürünü” tanımını genişletiyor. Elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin içeren tüm sistemler de yasak kapsamına dahil ediliyor. Satış koşullarına ilişkin düzenlemeler de dikkat çekiyor. Buna göre tütün ürünleri artık dışarıdan görünmeyecek şekilde kapalı dolaplarda muhafaza edilecek, doğrudan erişim engellenecek. Satış işlemleri elektronik sistemler üzerinden yapılacak ve yaş doğrulaması zorunlu hale getirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2023/08/elektronik-sigaranin-sagliga-zararlari-bilmeniz-gerekenler8.jpg" type="image/jpeg" length="36950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahreden ölüm! Henüz 18 yaşındaydı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde kaldığı yurtta epilepsi nöbeti geçiren üniversite öğrencisi İlknur Kükler (18), hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Bolvadin Uygulamalı Bilimler Fakültesi Lojistik Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi İlknur Kükler, öğle saatlerinde kaldığı yurtta epilepsi nöbeti geçirdi. Durumu fark eden arkadaşlarının ihbarı üzerine yurda sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahale sonrası hastaneye sevk edilen İlknur Kükler kurtarılamadı. İlknur Kükler'in cenazesi Bolvadin Devlet Hastanesi morguna konuldu. Tire Belediyesi MHP'li Meclis Üyesi Nafiz Kükler'in kızı olduğu öğrenilen İlknur Kükler'in cenazesi memleketi İzmir'in Tire ilçesinde toprağa verilecek. (</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/epilepsi-nobeti-geciren-universiteli-genc-hayatini-kaybetti-d-ot-x-ca-e2-1024x576.jpg" type="image/jpeg" length="97951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de polen alarmı: Kronik hastalar için 'ölümcül' risk kapıda]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir, polen mevsimi ve hava kirliliğinin birleştiği kritik bir döneme girerken uzmanlardan hayati uyarılar geldi. Prof. Dr. Oğuz Kılınç, İzmir'in Avrupa'nın havası en kirli şehirlerinden biri olması nedeniyle polen riskinin bu bölgede çok daha ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek; astım, KOAH ve alerjik rinit hastalarını "ölümcül atak" riskine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanması, milyonlarca insan için solunum yolu kabusuna dönüştü. Özellikle İzmir, hem coğrafi yapısı hem de yüksek hava kirliliği oranları nedeniyle polen alerjisinin en ağır yaşandığı bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Oğuz Kılınç</strong>, nisan ayı itibarıyla başlayan ve haziran sonuna kadar sürecek olan polen mevsiminin, kronik solunum yolu hastalıkları bulunan kişilerde hastaneye yatış gerektirecek kadar ağır tablolara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<h2>Hava kirliliği polen etkisini katlıyor</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre İzmir, Avrupa bölgesinde havası en kirli 10 şehirden biri olma özelliğini taşıyor. Prof. Dr. Kılınç, bu kirliliğin polenlerle birleştiğinde solunum yolları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Alerjik rinit ve astım hastalarının bu dönemde şikayetlerinde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Kılınç, düzenli tedavi almayan hastalarda bağışıklık hücrelerinin anormal hareketlenmesiyle <strong>bronş ödemi</strong> ve akciğer yetmezliği gibi risklerin doğabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>Hafife alınan alerji akciğer yetmezliğine yol açabilir</h2>

<p>Polen alerjisinin sadece "hapşırık ve göz sulanması" olarak görülmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, sürecin ciddiyetine vurgu yapıyor. Önlem alınmadığı takdirde bronşlarda meydana gelen daralmanın nefes darlığını tetiklediğini söyleyen Kılınç, "Bu durum özellikle KOAH ve astım hastalarında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Polenler, vücutta bağışıklık sistemini yanıltarak akciğer kapasitesini ciddi şekilde düşürebilir" uyarısında bulundu.</p>

<h2>Bahar kabusundan korunmanın yolları</h2>

<p>Prof. Dr. Oğuz Kılınç, polen yoğunluğunun arttığı bu dönemde hastaların uyması gereken temel kuralları şu şekilde sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Doktor Kontrolü:</strong> Mevcut şikayetler artsın ya da artmasın, kronik akciğer ve kalp hastaları hekimlerine görünerek ilaç dozlarını düzenletmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dışarı Çıkış Saatleri:</strong> Polen yoğunluğunun en yüksek olduğu sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmaktan kaçınılmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Maske Kullanımı:</strong> Dışarı çıkmak zorunda kalan risk grubundaki bireyler mutlaka koruyucu maske kullanmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ev Havalandırması:</strong> Gün içerisinde evler pencereler açılarak havalandırılmamalı; dışarıdaki polenlerin içeri girmesi engellenmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İç Ortam Kirliliği:</strong> Ev içinde sigara içilmemeli ve parfüm, deterjan gibi tetikleyici unsurlardan uzak durulmalı.</p>
 </li>
</ul>

<h2>İzmir hastanelerinde solunum şikayeti yoğunluğu</h2>

<p>Nisan ayının ilk haftasıyla birlikte İzmir genelindeki hastanelerin göğüs hastalıkları polikliniklerinde gözle görülür bir yoğunluk yaşanmaya başlandı. Uzmanlar, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda ani başlayan öksürük nöbetleri ve hırıltılı solunum durumunda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/p-o-l-e-n.jpg" type="image/jpeg" length="91671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerli kanser ilacında ilk adım]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk yerli kanser ilacı adayının faz 1 çalışmalarında başarılı sonuç verdiğini açıkladı. Son bir yılda 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılırken, 28 bin kişide erken kanser bulgusu tespit edildi. Yeni molekülün ileri aşamaları tamamlanırsa Türkiye’nin kendi ilacını dünya sağlık sistemine kazandırması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmaları başarıyla tamamlanırsa Türkiye'nin ilk kanser ilacı dünya sağlık sistemine kazandırılacak.<br />
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser tedavisine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye’nin bilimsel açıdan kritik bir eşiğe geldiğini duyurdu. Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmalarında başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “ Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde ve bilim insanlarıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Faz 1 çalışmaları çok başarılı oldu” dedi.</p>

<p><img alt="Saglik Bakani Mujdeyi Verdi Yerli Bilimden Tarihi Adim Turkiyenin Ilk Ozgun Kanser Il 1781934 20260405121458" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/saglik-bakani-mujdeyi-verdi-yerli-bilimden-tarihi-adim-turkiyenin-ilk-ozgun-kanser-il-1781934-20260405121458.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7,7 MİLYON KİŞİYE ÜCRETSİZ TARAMA</strong><br />
Bakan Memişoğlu, Türkiye’de meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerine yönelik ücretsiz tarama programlarının sürdüğünü belirtti. Son bir yılda 7 milyon 700 bin kişiye tarama yapıldığını açıklayan Memişoğlu, bu çalışmaların aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade etti. Yapılan taramalarda 276 bin kişi şüpheli olarak değerlendirilirken, 28 bin kişide erken kanser bulgularına rastlandı. Bu sayede binlerce vatandaşın erken tanı ile tedaviye erişim sağladığı vurgulandı.</p>

<p><strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR</strong><br />
Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çeken Memişoğlu, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork. 40 yaş üzerindeki vatandaşlarımız ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanabilir” dedi. Türkiye’de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de aktif olarak kullanıldığını belirten Memişoğlu, sağlık altyapısının dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>HEDEF: DÜNYAYA YERLİ İLAÇ</strong><br />
Memişoğlu, Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmalarının da başarıyla tamamlanması halinde Türkiye’nin kendi geliştirdiği ilk kanser ilacını dünya sağlık sistemine kazandıracağını ifade etti. Çalışmada emeği geçen kurumlar arasında Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer alırken, projede Prof. Dr. Rana Sanyal’ın önemli rol üstlendiği belirtildi.</p>

<p><strong>YAN ETKİLERİ AZALTAN YENİ TEKNOLOJİ</strong><br />
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal ise geliştirilen teknolojinin ilacı doğrudan tümör hücresine yönlendirdiğini belirterek, bu sayede yan etkilerin azaltıldığını ve tedavi etkinliğinin artırıldığını söyledi. Çalışmanın TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle yürütüldüğü ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/i-l-a-c-1.webp" type="image/jpeg" length="20144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halı sahada gizli tehlike: Uzmanlar uyardı, bu belirtiler ölümcül olabilir]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, halı saha maçlarında kalp krizi ve ani ölüm riskine dikkat çekti. Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtiler hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte artan halı saha maçları, uzmanlara göre ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle haftada bir kez spor yapan bireylerde, yoğun efor nedeniyle ortaya çıkan bazı kalp hastalıkları, fark edilmeden ilerleyerek ani sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, amatör düzeyde yapılan bu sporun “zararsız” algılanmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgularken, ani ölüm riski taşıyan durumlara dikkat çekiyor.</p>

<h2>“Ritim bozuklukları ani ölüme yol açabilir”</h2>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Telat Keleş, halı saha gibi yüksek tempolu aktivitelerin, özellikle fark edilmeyen kalp rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini belirtti.</p>

<p>Keleş, “Haftada bir yapılan halı saha maçı sırasında gelişen bazı hastalıklar, ani ritim bozukluklarına neden olabilir. Bu durum da maalesef ani ölümlere yol açabiliyor” dedi.</p>

<p>Genç yaş grubunda sık görülen kalp kası hastalıklarının, hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu tür rahatsızlıkların her yaşta ortaya çıkabileceğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Göğse alınan darbeler ölümcül olabilir</h2>

<p>Uzmanlara göre, yalnızca efor değil, maç sırasında yaşanan fiziksel temaslar da büyük risk taşıyor. Özellikle göğüs bölgesine gelen sert darbelerin, nadir de olsa ölümcül ritim bozukluklarına neden olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bir şutun doğrudan kalp bölgesine isabet etmesi durumunda, daha önce hiçbir sağlık sorunu olmayan bir kişinin bile aniden fenalaşabileceği vurgulanıyor.</p>

<h2>Bu belirtiler asla ihmal edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlar, maç sırasında ortaya çıkan bazı belirtilerin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle şu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiği ifade ediliyor:</p>

<ul>
 <li>Göğüs ağrısı veya sıkışma hissi</li>
 <li>Nefes darlığı</li>
 <li>Baş dönmesi veya bayılma hissi</li>
 <li>Ani çarpıntı ve halsizlik</li>
</ul>

<p>Bu belirtiler ortaya çıktığında oyunun derhal bırakılması ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>“Sinsi ilerleyen hastalıklar ilk kez sahada ortaya çıkabilir”</h2>

<p>Prof. Dr. Telat Keleş, halk arasında damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve ilk bulgunun doğrudan kalp krizi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu nedenle özellikle orta yaş grubundaki bireylerin, yoğun efor gerektiren sporlar öncesinde mutlaka kardiyolojik muayene yaptırması gerektiği belirtiliyor.</p>

<h2>Yaralanmalar da artıyor</h2>

<p>Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şervan Gökhan ise halı saha maçlarında sadece kalp değil, ortopedik yaralanmaların da arttığına dikkat çekti.</p>

<p>Gökhan, “Havaların ısınmasıyla birlikte halı saha yaralanmalarında ciddi artış görüyoruz. Ancak en tehlikeli tablo, fark edilmeyen kardiyak problemlerdir” dedi.</p>

<h2>Maç öncesi hazırlık hayati önem taşıyor</h2>

<p>Uzmanlar, halı sahaya çıkmadan önce yapılması gerekenleri de sıraladı. Özellikle:</p>

<ul>
 <li>10-15 dakikalık ısınma egzersizi yapılması</li>
 <li>Ani efor artışından kaçınılması</li>
 <li>Risk grubundaki kişilerin doktor kontrolünden geçmesi</li>
</ul>

<p>gibi önlemlerin hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<h2>Sağlık kontrolü ihmal edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlara göre, özellikle 30’lu ve 40’lı yaşlardan itibaren artan kalp krizi vakaları, yaşam tarzı ve sağlık kontrollerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p>Sigara kullanımı, stres, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşamın, halı saha gibi ani efor gerektiren aktivitelerde riskleri artırdığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/image-559.jpeg" type="image/jpeg" length="65819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede başlayan "kalp" kardeşliği: 4 gün arayla yaşama tutundular]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi’nde yapay kalp destek cihazıyla yaşam mücadelesi veren iki genç, yan yana odalarda bekledikleri mucizeye 4 gün arayla kavuştu. Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlerini açan İsmail’in, "kalp kardeşi" Tufan’a ilk sözü "Abi kurtulduk" oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir</strong> Ege Üniversitesi Hastanesi, tıp literatürüne geçecek bir operasyonun ötesinde, insan ruhuna dokunan bir dostluk hikayesine ev sahipliği yaptı. Isparta’dan gelen 25 yaşındaki <strong>İsmail Kabadayı</strong> ile trafik kazası sonrası kalp hastası olduğunu öğrenen 29 yaşındaki <strong>Tufan Küçükateş</strong>, hastane koridorlarında başlayan kader birliğini, yeni kalpleriyle taçlandırdı.</p>

<h2>Sırt çantasındaki hayattan gerçek kalbe</h2>

<p>Yıllardır sırt çantasında taşıdığı yapay kalp destek cihazıyla hayata tutunan İsmail Kabadayı, Becker Musküler Distrofi (genetik kas hastalığı) nedeniyle zor günler geçiriyordu. Aynı serviste tedavi gören Tufan Küçükateş ile tanışan İsmail, kısa sürede aralarındaki bağı "kalp kardeşliğine" dönüştürdü. İki genç, yan yana odalarda birbirlerine moral vererek uygun donörün bulunacağı günü bekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>4 günlük mucizevi bekleyiş</h2>

<p>Beklenen haber ilk olarak 27 Ocak'ta Tufan Küçükateş için geldi. Arkadaşını dualarla ameliyata uğurlayan İsmail, sadece 4 gün sonra gece yarısı gelen telefonla hayatının müjdesini aldı. Tufan'ın nakli başarılı geçmiş, yoğun bakımdaki takibi sürerken doktorlar saat <strong>02.45</strong>'te bu kez İsmail'e müjdeyi verdi: "Kalp bulundu!"</p>

<h2>Yoğun bakımda ilk selam: "Abi kurtulduk"</h2>

<p>Ameliyat sonrası yoğun bakım servisinde yan yana yataklara alınan iki arkadaştan İsmail’in, abisi gibi gördüğü Tufan’a ilk seslenişi hafızalara kazındı. O anları anlatan İsmail Kabadayı, "Yoğun bakımda Tufan abiyi görünce 'Abi kurtulduk' dedim, gülümsedik. Artık sırt çantamdaki o cihaz yok. En büyük isteğim Tufan abiyle birlikte Fenerbahçe maçına gitmek" dedi.</p>

<p>Tufan Küçükateş ise o duygusal anı şu sözlerle özetledi: "Hocalarımız İsmail’e kalp geldiğini söylediğinde gözlerim doldu. Ona hep 'İyi olacağız' diyordum. Şimdi o benim kardeşim, evlenirse nikah şahidi ben olacağım. Biz artık kalp kardeşiyiz."</p>

<h2>"Organ bağışı hayat kurtarır"</h2>

<p>Operasyonları gerçekleştiren <strong>Prof. Dr. Çağatay Engin</strong>, her iki hastanın da klinik süreçlerini başarıyla tamamladığını ve sağlıklarına kavuştuklarını belirtti. Ege Üniversitesi'nin kalp nakli konusundaki yetkinliğine dikkat çeken Engin, bu tür başarı hikayelerinin organ bağışının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p>Taburcu olan iki dost, şimdi hastane koridorlarında kurdukları hayalleri gerçekleştirmek için gün sayıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/haber-foto1116.jpg" type="image/jpeg" length="65168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık emekçilerinden ‘112’ çağrısı: Zararı emekçiye ödetmeyin!]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubesi, 112 çalışanlarının yaşadığı sorunları dile getirdi. Sendika yaptığı açıklamada, “Acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilemektedir” denildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubesi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin yaşadığı sıkıntıları dile getirmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Şube Başkanı Hasan Hüseyin Bozdoğan, Kırmızı ışık ihlali sonrası trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine 60 gün süreyle el konulması öngörüldüğünü; bu düzenleme ile başta ambulanslar olmak üzere acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilendiğini söyledi.</p>

<h2>“Doğrudan etkiliyor”</h2>

<p>Kırmızı ışık ihlali nedeniyle ambulans şoförlerinin ehliyetlerine 60 gün süre ile el konulduğunu söyleyen Bozdoğan, “Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda 27.02.2026 tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, kamuoyunda çeşitli tartışmaları ve spekülasyonları beraberinde getirmiştir. Bu değişiklikler arasında, toplumumuz açısından büyük önem arz eden hususlardan biri de Kanunun 47. maddesinde yer alan düzenlemedir. Söz konusu düzenleme ile; kırmızı ışık ihlali sonrası trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine 60 gün süreyle el konulması öngörülmektedir. Ancak bu düzenleme, başta ambulanslar olmak üzere acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilemektedir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Mağduriyetlere yok açıyor”</h2>

<p>Yasanın ambulans şoförleri için mağduriyet yarattığını ifade eden Bozdoğan, “Toplumun en zor anında hayat kurtarmak için görev yapan bu fedakâr ekipler, her ne kadar geçiş üstünlüğüne sahip olsa da olası bir kaza durumunda yürüttükleri kamu hizmetinin niteliği göz ardı edilmekte ve diğer sürücülerle aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu durum, özellikle 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde görev yapan sürücüler açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Mevcut uygulamalarda, kazaya bağlı oluşan zararların personele rücu edilmesi gibi ciddi bir yük zaten çalışanlarımızın omuzlarındayken; şimdi buna ek olarak ehliyet kaybı ve cezai yaptırım riski de ortaya çıkmıştır. Paramedik, ATT ve diğer sağlık personelinden oluşan sürücü arkadaşlarımız; vicdani sorumlulukları ile kişisel riskler arasında sıkışmış durumdadır. Bu süreç, çalışanlarda görevden kaçınma eğilimini artırmakta, aynı zamanda olası gecikmeler nedeniyle vatandaş kaynaklı şiddet vakalarının artabileceği endişesini de beraberinde getirmektedir” şeklinde konuştu.</p>

<h2>“Mutlu çalışan, güvenli toplum”</h2>

<p>Bozdoğan, “Öte yandan; 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının “beyaz reform” sürecinde yeterince gözetilmemesi, Ücretlerinin emsallerine göre düşük kalması, Fiziki altyapı ve istasyon standartlarının halen istenilen seviyeye ulaşamaması, Mobbing ve angarya iş yükünün artması, İş tanımlarının net ve yeterli olmaması gibi kronik sorunlar da bu tabloyu daha ağır hale getirmektedir. Bu şartlar altında, yıllar içinde yetişmiş ve ilk müdahale konusunda yüksek deneyime sahip sağlık çalışanlarının farklı kurumlara yönelmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Unutulmamalıdır ki, 112 Acil Sağlık Hizmetleri hepimizin hayatında en az bir kez ihtiyaç duyabileceği hayati bir hizmettir. Mutlu çalışan, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güvenli bir toplum demektir. Bu nedenle, ilgili mevzuat düzenlemelerinde acil sağlık hizmetlerinin kendine özgü koşulları dikkate alınmalı; görev esnasında meydana gelen olaylarda çalışanlarımızı koruyacak özel düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-43-1.png" type="image/jpeg" length="87793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun ameliyatı oldu vefat etti]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkmenistanlı bir kadın, İstanbul'da burun ameliyatı olduktan birkaç saat sonra hayatını kaybetti. Kadının ailesi hastaneden şikayetçi olurken savcılık konuya ilişkin soruşturma başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkmenistan'dan 10 yıl önce Türkiye'ye çalışmaya gelen Mamaja Arapova, burun ameliyatı sonrası yaşamını yitirdi. 32 yaşındaki kadın, nefes alamadığı için burun ameliyatı olmak istedi ve operasyon sırasında da estetik yapıldı. İddialara göre Arapova, İstanbul Şişli'deki Özel Mecidiyeköy Çevre Hastanesi'nde ameliyat olduktan birkaç saat sonra hayatını kaybetti. İddiaya göre, Arapova bayıldıktan sonra müdahale de geç yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="186425" class="detail-photo img-fluid" height="640" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/186425.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>AİLE ŞİKAYETÇİ OLDU</strong><br />
6 yaşında kızı olan genç kadının ailesi hastaneden şikayetçi oldu. Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı. Arapova'nın ailesi yaptığı açıklamada hastaneyi sorumlu tuttu. Mamaja Arapova'nın kardeşi Maksut Arapova, ablasının ameliyat öncesi raporlarında herhangi bir sıkıntı olmadığını, 2-3 saat sürecek ameliyatın 5 saat sürdüğünü dile getirdi. "Yemek yedirip yürütmeye başlamışlar." diye konuşan kardeş Arapova, "10 adım yürümeden sonra bayılıp kalp krizi geçiriyor" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>POLİS / ADLİYE, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-21-2.png" type="image/jpeg" length="36726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden "başka bir sağlık sistemi mümkün" mesajı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Hekim Dayanışması tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarının katıldığı panelde, mevcut sağlık sisteminin iflas ettiği vurgulandı. Prof. Dr. Kayıhan Pala ve Prof. Dr. Alpay Azap’ın sunumlarıyla şekillenen etkinlikte, toplum sağlığını önceleyen ve hekim emeğini koruyan yeni bir modelin yol haritası çizildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İzmir Hekim Dayanışması tarafından düzenlenen panel 26-03-2026 tarihinde Elhamra Sahnesinde gerçekleştirildi. Prof.Dr. Kayıhan Pala ve Prof.Dr. Alpay Azap’ın konuk olduğu panele İzmirli hekimler yoğun ilgi gösterdiler. Panele İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir TMMOB İKK Genel Sekreteri Aykut Akdemir, İzmir BB Genel Sekreter Yardımcısı Prof Dr. Pınar Oktay, İzmir BB Sağlık İşleri Daire Başkanı Ahmet Soner Emre, değişik hekim sendika ve dernek yöneticileri, Aydın ve Manisa illerinden Tabip odası yöneticileri ve hekim grupları temsilcileri, İzmirdeki sivil toplum örgütü temsilcileri de katılım gösterdiler.<br />
Panelin moderatörlüğünü yapan İzmir Hekim Dayanışması Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Lütfi Çamlı açılış konuşmasında 20 yılı aşkın süredir uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Projesinin sağlığı evrensel bir hak olmaktan çıkararak ticari bir faaliyet haline getirdiğini, sağlık sisteminin artık hizmet üretemez bir aşamaya geldiğini, başta Yenidoğan Skandalı olmak üzere yaşanan skandalların sağlıkta uygulanan sistemin iflas ettiğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu belirterek Nasıl bir sağlık sistemi ? konulu sunumu için Prof Dr. Kayıhan Pala’ya söz verdi. Prof Dr. Kayıhan Pala uygulanan sağlık sisteminin tüm aşamalarındaki çarpıklıklarını ortaya koyarak toplum sağlığı öncelikli, hekim emeğinin değerini koruyan, sağlığı tekrar bir insan hakkı haline getiren başka bir sağlık sistemi konusunda açıklamalarda bulundu. Hekim Örgütlenmesi Nasıl ve Nerede? Başlıklı sunumu için söz alan Prof Dr. Alpay Azap Hekim örgütlenmelerinin gerçekleştiği uzmanlık dernekleri, sağlık emekçileri sendikaları ve hekim sendikaları konusunda bilgi verdikten sonra meslek örgütümüz TTB ilişkin olarak Nasıl bir meslek örgütü? ve Tabip Odaları İnsiyatifi konusunda açıklamalarda bulundu.<br />
Toplantının son bölümünde tartışmaya geçildi. Katılımcıların soru ve önerileri panelistler tarafından yanıtlandı. Toplantı mesleğimize, meslek onurumuza, emeğimize, meslek örgütümüze ve halkın sağlığına dayanışmayla sahip çıkılacağı konusundaki dilek ve temennilerle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-27-at-154043.jpeg" type="image/jpeg" length="20003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[112’ye yeni engel: Kırmızı ışıkta dur talimatı]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de 112 personeline gönderilen “Kırmızı ışıkta geçmek mazeret sayılmaz” yazısı tartışma yarattı. Sağlık çalışanları kararsız kalırken, Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Bu yaklaşım hastanın can güvenliğini tehlikeye atar” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü tarafından personele gönderilen “trafik kurallarına uyun” içerikli mesaj, sağlık çalışanları arasında tepkiye neden oldu. WhatsApp üzerinden iletilen yazıda, Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler hatırlatılarak kırmızı ışık ihlallerine yönelik ağır para cezaları ve ehliyet yaptırımları sıralandı. Mesajda, kırmızı ışık ihlalinde artan cezalar detaylı şekilde belirtilirken, ambulansın vakaya gidiyor olması, içinde hasta bulunması ya da siren ve mavi ışıkların açık olmasının dahi “mazeret sayılmayacağı” vurgulandı. Ayrıca sürücülerden geçiş üstünlüğünü yalnızca trafik koşulları uygunsa kullanmaları istendi.</p>

<h2>“Ambulans personeli ne yapacağını şaşırdı”</h2>

<p>Söz konusu yazı, hayati müdahalelerde zamanla yarışan 112 çalışanlarını ikilemde bıraktı. Acil vakalara en hızlı şekilde ulaşmakla yükümlü olan personelin, cezai yaptırımlar nedeniyle tereddüt yaşayabileceği ifade ediliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, uygulamanın ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Doğruyol, sağlık çalışanlarının hızının kesilmesinin doğrudan hastayı etkilediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu mesajla bir yandan acil durumu olan hastaya en kısa zamanda ulaşılması için çaba gösteren çalışanlarımızın yavaşlatılmakta, diğer yandan hastanın can güvenliği tehlikeye atılmaktadır”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Ambulanslar ayrıcalıklı araçlardır”</h2>

<p>Doğruyol, ambulansların yalnızca hasta taşıdığı anlarda değil, görev başında oldukları her durumda kritik rol üstlendiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Acil vakalara müdahale eden ambulanslara, trafik kurallarına uyun diye talimat vermek, trafik cezası yazmak, dolaylı olarak vatandaşı cezalandırmaktır. 112 ambulanslarının içerisinde hasta olmasa bile, o ambulans hizmet verdiği bölgeye ulaşmaya çalışmaktadır. Ambulansta hasta olmadığında, ambulansın yavaş hareketlerle istasyonuna gitmesi, o bölgede ambulans ihtiyacı olan bir başka vatandaşa daha geç ulaşmasına, belki de, vatandaşın ölümüne sebep olabilecektir”</p>

<h2>“Saniyeler hayati önemde”</h2>

<p>Ambulansların trafikte ayrıcalıklı ve geçiş üstünlüğüne sahip araçlar olduğunu hatırlatan Doğruyol, zaman kaybının telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğini belirtti:</p>

<p>“Ambulanslar makam araçları değildir. Ambulansta hasta olmasa bile, ambulans ya vakaya gidiyordur, ya bölgesine ulaşmaya çalışıyordur. Bu nedenle, ambulanslar hasta taşısa da, taşımasa da trafikte ayrıcalıklı, geçiş üstünlüğü olan araçlarımızdır. Acil bir vakaya ulaşmada saniyelerin bile çok değerli olduğu bir zamanda, ambulansta görevli sağlık çalışanlarımızın tek düşüncesi, vakaya en kısa zamanda ulaşmak ve hastayı en kısa sürede hastaneye yetiştirmektir”</p>

<h2>“Çalışma şevkini kırmayalım”</h2>

<p>Sağlık çalışanlarının büyük fedakârlıkla görev yaptığını vurgulayan Doğruyol, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Zaman zaman kendi canlarını bile hiçe sayıp, o ambulansta hastadan başka, üç canın daha olduğunun farkında olmak ve hastayı bir yerlere birkaç dakika erken ulaştırmaya çalıştıklarını bilmek gerekir. Sağlık çalışanlarımızın çalışma şevkini kırmayalım”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-6-5.png" type="image/jpeg" length="71641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ bağışıyla yeniden yaşam: 12 saatlik mucize 4 hastaya umut oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu’da hayatını kaybeden bir kadının bağışlanan organları, 4 hastaya yeni bir yaşam sundu. Başkent Üniversitesi’nde Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirilen 12 saatlik operasyonun ardından hastalar sağlığına kavuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de organ bağışının önemini bir kez daha hatırlatan çarpıcı bir gelişme, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde yaşandı. 15 Mart’ta Kastamonu’da trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 67 yaşındaki bir kadının bağışlanan organları, dört hastaya umut oldu. Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirilen nakillerle yıllardır kronik organ hastalıkları ile mücadele eden Nazmiye Adal, İsmail Karaca, Mahmut Özlü ve Birsen Koçaş, yeniden hayata tutundu.</p>

<h2><strong>12 saat süren zorlu operasyon</strong></h2>

<p>Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonlar, organ nakli alanında Türkiye’nin öncü isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından yürütüldü. Yaklaşık 12 saat süren operasyon maratonunda, bir karaciğer, bir kalp ve iki böbrek başarıyla nakledildi.</p>

<p>Bu zorlu süreç, koordinasyon, deneyim ve ekip çalışmasının en güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Aynı anda birden fazla hayatı kurtaran operasyonlar, tıp dünyasında da önemli bir başarı olarak değerlendirildi.</p>

<p><img alt="Mehmethaberal" class="detail-photo img-fluid" height="637" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/02/mehmethaberal.png" width="954" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yeni bir hayatın ilk adımları</strong></h2>

<p>Nakil operasyonlarının ardından hastalar, kısa sürede iyileşme sürecine girdi. Nazmiye Adal (70), yapılan başarılı karaciğer nakli ile sağlığına kavuşurken, Mahmut Özlü (52) ve Birsen Koçaş (58), böbrek nakliyle yeniden yaşam yolculuğuna başladı.</p>

<p>Kalp nakli gerçekleştirilen İsmail Karaca (55)’nın ise sağlık durumunun iyi olduğu ve taburculuk için gün saydığı belirtildi. Nakil yapılan hastaların ortak noktası ise uzun yıllar süren hastalık sürecinin ardından gelen bu ikinci şansı büyük bir minnetle karşılamaları oldu.</p>

<h2><strong>10 gün sonra taburcu oldular</strong></h2>

<p>Operasyonların ardından geçen 10 günlük kritik süreç, hastaların sağlığına kavuşmasıyla sonuçlandı. Başarılı geçen tedavi sürecinin ardından hastalar taburcu edilerek yeni hayatlarına ilk adımı attı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/haberalekip.webp" type="image/jpeg" length="84560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlü yapımcı Erol Köse’nin vefatı ALS hastalığını gündeme taşıdı: Kesin tedavi henüz yok]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünlü yapımcı Erol Köse'nin hayatını kaybetmesinin ardından, merkezi sinir sistemini etkileyen Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığı yeniden Türkiye'nin gündemine oturdu. Uzmanlar, hastalığın sinsi ilerlediğini ve günümüzde kökten bir tedavisinin bulunmadığını belirterek, multidisipliner takibin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzik ve televizyon dünyasının tanınmış ismi <strong>Erol Köse</strong>'nin vefatı, kamuoyunda derin üzüntü yaratırken, ölüm nedeni olan <strong>ALS</strong> hastalığına dair endişeleri de beraberinde getirdi. Kamuoyunda "motor nöron hastalığı" olarak da bilinen ALS, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini etkileyerek kas güçsüzlüğüne ve ilerleyici fonksiyon kaybına yol açan nörodejeneratif bir süreç olarak tanımlanıyor.</p>

<h2>Motor nöron kaybı kasları işlevsiz bırakıyor</h2>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Fikret Aysal, hastalığın doğasına ilişkin yaptığı açıklamada, temel sorunun beyin sapı ve omurilikteki <strong>motor nöronların kaybı</strong> olduğunu ifade etti. Vakaların büyük çoğunluğunda (yaklaşık %90-95) belirgin bir neden saptanamadığını belirten Aysal, genetik geçişli vakaların oranının sadece <strong>%5-10</strong> düzeyinde kaldığını vurguladı. Hastalık, motor nöronların etkilenme biçimine göre farklı tablolar çizse de en sık hem üst hem de alt motor nöronların birlikte tutulduğu görülüyor.</p>

<h2>"Kökten bir tedavi yok, amaç süreci yavaşlatmak"</h2>

<p>Günümüz tıp dünyasında ALS için henüz kesin bir çözüm bulunmadığını hatırlatan Doç. Dr. Aysal, mevcut tıbbi uygulamaların temel amacının <strong>hastalığın seyrini yavaşlatmak</strong> olduğunu söyledi. Hastalıkta ortalama yaşam süresi genellikle <strong>2 ila 5 yıl</strong> arasında değişse de, Stephen Hawking örneğinde olduğu gibi bazı özel vakalarda bu sürecin çok daha uzun yıllara yayılabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Hastalığın ilerleyici yapısının yanı sıra, tanı alan hastaların yaşadığı <strong>duygusal yükün</strong> altını çizen Aysal, "Bu hastalarda depresyon gelişme riski oldukça yüksektir. Bu nedenle yalnızca fiziksel değil, psikiyatrik destek de tedavinin önemli bir parçasıdır" dedi.</p>

<h2>Tedavide çok branşlı takip dönemi</h2>

<p>ALS hastalarının yaşam kalitesini artırmak için nörolojinin önderliğinde <strong>multidisipliner</strong> bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Doç. Dr. Aysal’a göre, hastaların konforunu sağlamak ve ağrılarını azaltmak için şu branşların koordineli çalışması şart:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Fizik Tedavi</strong> ve rehabilitasyon süreçleri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Solunum desteği için <strong>Göğüs Hastalıkları</strong>.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beslenme ve cerrahi müdahaleler için <strong>Gastroenteroloji</strong> ile <strong>Genel Cerrahi</strong>.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Duygusal süreçlerin yönetimi için <strong>Psikiyatri</strong> desteği.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bilimsel çalışmaların hızla devam ettiğini belirten uzmanlar, önümüzdeki yıllarda ALS için daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirileceğine dair umutlu olduklarını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/5f7e185b-63a8-4fa4-a1e9-019873f33708.webp" type="image/jpeg" length="50737"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevsim geçişi alarmı: Çocuklarda enfeksiyon vakaları artıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte çocuklarda enfeksiyon vakaları arttı. Uzmanlar, ateş ve öksürükte gecikmeden doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında sık yaşanan ani sıcaklık değişimleri ve artan polen yoğunluğu, çocuk sağlığını tehdit eden hastalıkları yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu dönemde özellikle <strong>üst solunum yolu enfeksiyonları</strong>, öksürük ve ateşli hastalıklarda belirgin bir artış yaşanıyor.</p>

<p>Çocukların bağışıklık sistemi, mevsim geçişlerinde daha hassas hale gelirken, küçük ihmaller bile hastalığa davetiye çıkarabiliyor.</p>

<h2>Uzmandan kritik uyarı: Belirtileri hafife almayın</h2>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Uzm. Dr. Erbil Sak</strong>, ebeveynlerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sak, özellikle şu belirtilere dikkat çekti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Uzun süren öksürük</li>
 <li>Yüksek ateş</li>
 <li>Halsizlik</li>
 <li>İştahsızlık</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirten Sak, erken müdahalenin hastalık sürecini önemli ölçüde hafiflettiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Hastagripnezle 1475500" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/hastagripnezle-1475500.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Korunmanın yolu günlük alışkanlıklardan geçiyor</h2>

<p>Uzmanlara göre enfeksiyonlardan korunmada en etkili yöntem, çocukların günlük yaşam alışkanlıklarını doğru şekilde düzenlemekten geçiyor.</p>

<p>Ebeveynlere önerilen temel önlemler şöyle:</p>

<ul>
 <li><strong>Düzenli uyku:</strong> Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar</li>
 <li><strong>Dengeli beslenme:</strong> Vitamin ve mineral desteği hastalıklara karşı koruma sağlar</li>
 <li><strong>Yeterli sıvı tüketimi:</strong> Vücudun direncini artırır</li>
 <li><strong>Hijyen kuralları:</strong> Özellikle el yıkama, virüs yayılımını azaltır</li>
</ul>

<h2>Her çocuk farklı tepki verebilir</h2>

<p>Uzmanlar, her çocuğun bu süreci farklı geçirdiğine dikkat çekiyor. Bazı çocuklar hastalığı hafif atlatırken, bazıları daha sık ve ağır enfeksiyonlarla karşılaşabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle belirtilerin her çocuk için ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>Erken önlem, güçlü bağışıklık</h2>

<p>Mevsim geçişlerinde alınacak basit ama etkili önlemler, çocukların hastalıklardan korunmasında kritik rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle riskli belirtilerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/mevsim-gecislerinde-vucut-direncini-arttirmakjpg.webp" type="image/jpeg" length="88689"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
